Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.Într-una, eram elevul asiatic tipic, neabătută în cerinţele pe care mi le impusesem.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.In uno ero la classica studentessa asiatica, sempre super esigente con me stessa.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.한 현실에서 저는 스스로를 끊임없이 채찍질하는 전형적인 동양인 학생이었지만
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.Num, era a estudante Asiática típica, implacável nas exigências que fazia de mim mesma.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.Trong một thế giới, tôi là học sinh gốc Á điển hình, đòi hỏi khắc nghiệt từ chính mình.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.V enem sem bila tipična azijska študentka, neomajna v zahtevah do sebe.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.V jednom jsem byla klasická asijská studentka, která měla velké požadavky sama na sebe.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.V jednom som bola typický ázijský študent, vytrvalý a neoblomný v požiadavkoch, ktoré som si na seba kládla.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.W jednym byłam studentką z Azji, nieustępliwą w wymaganiach wobec siebie.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.Στον έναν, ήμουν η κλασική Ασιάτισσα, αδυσώπητη στις απαιτήσεις που είχα από τον εαυτό μου.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.В единия бях типичната азиатска студентка, непреклонна в очакванията към самата себе си.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.В одном из них я была классической студенткой из Азии, неустанно требующей от себя большего.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.У першому світі я була типовою азійською студенткою, яка ставили перед собою жорсткі вимоги.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.באחד, הייתי הסטודנטית האסייאתית המצויה, בלתי-מתפשרת בתביעות שהצבתי לעצמי.
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.في احدها, كنت طالبة اسيوية كلاسيكية, متشبثة بمتطلباتها التي حددتها لنفسها
Birinde, kendinden beklentilerinde acımasız olan Asyalı klasik bir öğrenciydim.自分にとてつもなく高い課題を課していました 別の世界では 不安定な生活の中で
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Du hast sie satt, oder du hast dich selbst satt.
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Krijg je ziek van het ding of je ziek van jezelf.
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Quelque chose te rend malade ou toi-même te rend malade
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Ți se face silă de acest lucru sau de tine.
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Vagy az adott dologgal leszel torkig, vagy magaddal.
Bir şeyden de bıkabilirsin, ya da kendinden bıkarsın.Βαριέσαι την κατάσταση ή βαριέσαι τον εαυτό σου.
Bir şeyi ancak kendinden başlayarak öğrenebilirsin.Để biết bất cứ thứ gì, bạn phải bắt đầu với chính bạn.
Bir şeyi ancak kendinden başlayarak öğrenebilirsin.Per conoscere qualsiasi cosa devi iniziare da te stesso.
Bir şeyi ancak kendinden başlayarak öğrenebilirsin.Um irgendetwas zu begreifen musst du mit dir selbst beginnen.
Bir şeyi ancak kendinden başlayarak öğrenebilirsin.لتعرف اي شيء، عليك البدء بنفسك.
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Assumimos como verdades óbvias que todos os homens são criados iguais."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Chúng ta nắm giữ sự thật hiển nhiên rằng tất cả mọi người đều bình đẳng."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Considerăm aceste adevăruri ca fiind evidente: toți oamenii au fost creați egali."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Kami meyakini kebenaran-kebenaran ini mutlak benar, bahwa semua manusia diciptakan setara."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""우리는 모든 이가 평등하게 태어났음을 자명한 진실로 생각한다.."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Magától értetődőnek tartjuk azokat az igazságokat, hogy minden ember egyenlőként teremtetett."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Nous tenons pour évidentes pour elles-mêmes les vérités suivantes: tous les hommes sont créés égaux."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Pokládáme za samozřejmé pravdy, že všichni lidé jsou stvořeni sobě rovni."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Riteniamo queste verità di per se stesse evidenti, che tutti gli uomini sono creati uguali."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Sostenemos como verdades evidentes que todos los hombres son creados iguales".
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Uważamy te prawdy za oczywiste: wszyscy ludzie są równi".
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Vi anser disse sandheder for selvindlysende, at alle mennesker er skabt lige."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Vi håller dessa sanningar som självklara, att alla människor är skapade lika."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Voor ons zijn deze waarheden vanzelfsprekend dat alle mensen gelijk zijn geschapen."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Wir halten diese Wahrheiten für selbstverständlich, dass alle Menschen gleich geschaffen sind."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Za nas so samoumevne resnice, da so vsi ljudje ustvarjeni enaki."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Θεωρούμε αυτές τις αλήθειες να είναι αυτονόητες. Ότι όλοι οι άνθρωποι δημιουργήθηκαν ίσοι"
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Ми вважаємо самоочевидною істиною, що всі люди рівні"
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Мы полагаем самоочевидными истины о том, что все люди созданы равными".
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""Ние вярваме, че е очевидно, че всички хора са създадени равни."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""מקובלות עלינו אמיתות אלה כמוכחות מאליהן, שכל בני-האדם נבראו שווים."
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır.""نؤمن أن حقيقة أن كل الناس يولدوا متساوين هي حقيقة ذاتية التدليل"
"Bu gerçekleri kendinden menkul kabul ediyoruz; tüm insanlar eşit yaratılmıştır."「われわれは 以下の事実を自明のことと信じる すなわち すべての人間は生まれながらにして平等である」
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.A mai beszédem az önmagunk meghaladásáról szól.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.A minha palestra de hoje é sobre a auto-transcendência.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Budu dnes mluvit o sebetranscendenci.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Il tema di oggi è l'autotrascendenza.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.그래서 오늘 주제는 자기초월에 대한 것입니다.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Mein Vortrag heute dreht sich um Selbsttranszendenz.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Mi charla es sobre la autotrascendencia.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Mijn talk gaat over zelftranscendentie.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Mon exposé aujourd'hui parle de l'autotranscendance.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Opowiem dziś o autotranscendencji.
Bugünkü konuşmam kendinden geçmekle ilgili.Prelegerea mea de azi e despre transcendenţa sinelui.