Ailesi ve 3 kardeşiyle (bir tanesi kendinden büyük olmak üzere) yaşıyordu.Damit trat er in die Fußstapfen seines Vaters und drei seiner Brüder.
Kendinden bir şey kalmaz.Nichts wird dir fehlen.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.Mit diesem Gedanken schläft er ein.
Kendinden sonra doğacak olanla birlikte tam 6 kardeş olmuşlardır.Mit ihm wuchsen sechs Geschwister auf.
Elif kendinde değildir.Aber es ist nicht der Ekel allein.
Vakaların çoğu kendinden sınırlıdır ve birkaç hafta içinde kendiliğinden çözülür.Die kleine Anfrage ist kurz und sollte binnen einer Woche beantwortet werden.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.Weiteren großen Einfluss auf Kurosawas späteres Schaffen nahm sein älterer Bruder Heigo.
Kendinden küçük balıkları avlar.Sie ernähren sich von kleineren Fischen.
Dans ederek kendinden geçer.Diese Frau tanzt sich selbst.
Fiyakalı biri ve kendinden çok emin.Sie erscheint stolz und selbstbewusst.
Kendinde şeyin gerçek varlığı böylece kendini gözleyen özneye açık ederdi.Beziehung ist bei ihm existentiell zur Erkenntnis des wahrhaftigen Dasein der eigenen Person.
Katalan sayılarının her biri, kendinden önceki terimlere bağlıdır.Ihre Anzahl hängt jeweils von der Art ab, wie sie erzielt werden.
O tüm bildiklerini kendinden sonraki nesile aktarmıştır.Er eignete sich in Folge sein gesamtes Wissen selbst an.
Aslında Zehra'yı sevmektedir ama bunu kendinden bile saklamaktadır.Nisha will ihn für sich, doch er liebt noch immer Jaya.
Bir birey kendinden bir tavşan alabilir, ancak bir tavşan erkeklerden azdır.Ebenso könne ein Kaninchen mit einem Hund gejagt werden, aber nicht ein Hase.
Neşeli, zeki ve kendinden emin bakar.Sie ist wortgewandt, intelligent, selbstbewusst und gibt sich siegessicher.
Kendinden nefret etmek.La haine de soi.
Kazadan seksen bir gün sonra Nikki, Paulo'nun elmasları kendinden sakladığını öğrenir.Quatre-vingts jours après le crash, Nikki découvre que Paulo lui cachait les diamants.
Ocak 1818'de Caspar David Friedrich, kendinden yirmi yaş küçük olan Christiane Caroline Bommer ile evlendi.En 1818, C.D. Friedrich épouse Christiane Caroline Bommer, de 25 ans plus jeune que lui.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.L'enfance d'Akira Kurosawa est également très influencée par son frère Heigo, de quatre ans son aîné.
Kendinden bir önce Abbâsî halifesi olan ʿMu`temid'nin oğlu idi.Odet du Blé, fils du précédent, seigneur de Cormatin.
Kendinden farklı bilgi türlerine kaynaklık edebilirler.Les informations collectées peuvent être de différente nature.
Bulduklarından ötürü kendinden geçmesine rağmen, Mike'a söylememeyi seçer.Bien que désemparée par la découverte, elle choisit de ne pas le dire à Mike.
Jessie nin kendinden 5 ve 7 yaş büyük 2 kız kardeşi bulunmaktadır.Jessie a deux sœurs, qui ont cinq et sept ans de plus qu'elle, et qui étaient douées à l'école.
Elif kendinde değildir.L'ego n'est pas le Moi.
İnsan zihni dış dünyanın varlık biçimlerini kendi kendinden çıkarmamış, dış dünyadan imgelemiştir.Comment cerner la place de l'humain sans avoir arpenté son propre univers intérieur ?
Kendinden tahrikli bu araç ağır topların taşınması amacıyla Fransız Ordusu için geliştirilmiştir.Développé pour le milieu militaire, cet engin autopropulsé est destiné à déplacer de lourds canons.
Kee kendinden yedi yaş büyüktü ve sekiz yaşında bir oğlu vardı.Sa sœur a sept enfants, le plus jeune a un an et le plus âgé, huit.
Tamir sırasında Profesör kafasında duyduğu ve tekrarlayan bir davul ritmi yüzünden kendinden geçer.Au cours des réparations, le professeur entend, à plusieurs reprises, un rythme dans sa tête qui le distrait.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Yet fear her, O thou minion of her pleasure!
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.Arrivé à ce point de ses réflexions, il s’est endormi.
Fiyakalı biri ve kendinden çok emin.C'est une personne forte de caractère et très sûre d'elle.
Beklenenden çok büyük görünen Çocuk İsa kendinden geçmiş gibidir.On croirait l'Enfant Jésus bien vivant mais moins que ce qu'elle attendait.
Genellikle alçak, sakin ve kendinden emin bir şekilde konuşur.Il est d'habitude très calme, discret et un peu efféminé.
Anlamaya çalışmak insanın kendinden başlar.Savoir où aller commence par la connaissance de soi.
Kendinden 19 ay küçük bir erkek kardeşi ve 4 yaş küçük bir kız kardeşi vardır.Elle a neuf ans, son frère dix ans et ses deux sœurs quatre ans et quelques mois pour la plus jeune.
Tom kendinden emindi.Tom tenía confianza.
Jack bazı zamanlar kendindeki esrara açıkça inanmaktaydı...Evidentemente, Jack creía algunas veces en su propio mito...
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Éste, que teme, le pide que se siente así replica.
"Niçin başka güneş başka toprak ararsın, yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?""¿Querían tierra?, ¡échenles hasta que se harten!".
Housako'nun kendinden üç yaş büyük bir kız kardeşi vardır.Housako tiene una hermana, quien es tres años mayor que ella.
Okulda kendinden çok emindir.Es muy popular en el colegio.
Kendinden nefret etmek.Nacido para odiarte.
Kendinden emin bir ödül avcısı.Cazador de recompensas.
Lakin kendinden beklenmeyecek bir şekilde izlemez.No parece estar absolutamente seguro de sí mismo.
Kendinden bir şey kalmaz.Nada procede de sí mismo.
Bana benden haber ver; kendinden kendine git derler; bunun manası nedir?Dijeron, "Bien, dilo así2 y es como, "¿Estaría bien con ese acento también?"
Ve çocuk kendinden geçer.El niño se salvó por sí mismo.
O hepsini kendinde tutarken biz onun için daha ve daha fazla hissediyoruz.Cuando nosotros lo hacemos, tiene sentimiento y algo más.
Bu yolla kişi, nesnelere, kendinde olmayan özellikler verir.Uno muy especial que él mismo ignora.
Tamir sırasında Profesör kafasında duyduğu ve tekrarlayan bir davul ritmi yüzünden kendinden geçer.Durante las reparaciones, el profesor oye repetidamente en su cabeza un ritmo de tambores que le distrae.
Ayrıca kendinden önceki iki imparator gibi o da Augustus adını da aldı.También adoptó el título Augusto, como hicieron los dos emperadores anteriores al llegar al trono.
Bir birey kendinden bir tavşan alabilir, ancak bir tavşan erkeklerden azdır.Un jugador individual puede cazar una liebre por sí mismo, pero una liebre vale menos que un ciervo.
Başka bir deyişle, bir sistem kendinden daha soğuk sistemle ısıtılamaz.Es decir, el calor no puede transferirse espontáneamente de un cuerpo más frío a otro más caliente.
Kendinden küçük bütün kardeşlerine o bakmaktadır.Ella estaba escuchando a sus hermanos...
Fiyakalı biri ve kendinden çok emin.Es bastante confiada y segura de sí misma.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.A partir de este planteamiento, se dedica a meditar sobre una serie de interrogantes hasta que cae dormido.
Jacobi kendinde şey'in asla doğrudan bilinemeyeceği fikrine vardı.Parecía que MGM nunca supo qué hacer exactamente con él.
Declan adında kendinden iki yaş büyük bir ağabeyi var.Tiene un hermano mayor llamado Declan.
Öznede değil, kendinde var olan.Lo que no es sino ante sí mismo.