Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Исках да създам нещо като звуков филтър, способен да ни предпазва от звуково замърсяване.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Мне захотелось создать своего рода звуковой фильтр, защищающий нас от шумового загрязнения.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.לכן רציתי לייצר סוג של מסנן רעש, שיכול לשמור אותנו מפני רעש מזהם.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.وعليه أردت أن أبتدع نوع من مصفي الصوت، يقدر أن يعزلنا من التلوث الضوضائي.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.人々を 騒音公害から 保護することは出来ないか と考えました しかし そのために 人間を隔離して
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,A preto sme riekli: Nože si to spravme, postavme si oltár, nie na zápal ani nie na bitnú obeť,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,C`est pourquoi nous avons dit: Bâtissons-nous donc un autel, non pour des holocaustes et pour des sacrifices,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Därför sade vi: Må vi gripa oss an och bygga detta altare, men icke till brännoffer eller till slaktoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Darum sprachen wir: Laßt uns einen Altar bauen, nicht zum Brandopfer noch zu andern Opfern,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,De aceea am zis: ,Să ne zidim deci un altar, nu pentru arderi de tot şi pentru jertfe:
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Derfor sa vi: La oss ta oss fore å bygge et alter, ikke til brennoffer eller til slaktoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Derfor tænkte vi: Lad os bygge dette Alter, ikke til Brændoffer eller Slagtoffer,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Jadi, kami mendirikan mezbah, bukan untuk kurban bakaran atau untuk persembahan-persembahan kami
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,우리가 말하기를 우리가 이제 한 단 쌓기를 예비하자 하였노니 이는 번제를 위함도 아니요 다른 제사를 위함도 아니라
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Pelo que dissemos: Edifiquemos agora um altar, não para holocausto, nem para sacrifício,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Perciò abbiamo detto: Costruiamo un altare, non per olocausti, né per sacrifici
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Por eso dijimos: "Preparémonos y edifiquémonos un altar, no para holocausto ni para sacrificio
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Protož jsme řekli: Přičiňme se a vzdělejme oltář, ne pro zápaly a oběti,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Przetośmy rzekli: Uczyńmy tak, a zbudujmy sobie ołtarz, nie dla całopalenia, ani innych ofiar:
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Sentähden me sanoimme: Tehkäämme itsellemme alttari, rakentakaamme se, ei polttouhria eikä teurasuhria varten,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Zato smo rekli: Dejte, zgradimo si oltar, ne za žgalne žrtve, ne za klalne daritve,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Затова рекохме: Нека се заемем да си издигнем олтар, не за всеизгаряне, нито за жертва,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,Поэтому мы сказали: соорудим себе жертвенник не для всесожжения ине для жертв,
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,ונאמר נעשה נא לנו לבנות את המזבח לא לעולה ולא לזבח׃
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,فقلنا نصنع نحن لانفسنا. نبني مذبحا لا للمحرقة ولا للذبيحة
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,因 此 我 們 說 、 不 如 為 自 己 築 一 座 壇 、 不 是 為 獻 燔 祭 、 也 不 是 為 獻 別 的 祭
Bu nedenle, kendimize bir sunak yapalım dedik. Yakmalık sunu ya da kurban sunmak için değil,因此 我 們說 、 不如 為 自己 築 一 座 壇 、 不 是 為獻 燔祭 、 也 不 是 為獻別 的 祭
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Acestea sunt forţe foarte puternice. Care definesc ce vrem şi cum ne vedem pe noi înşine.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Bukan main kuatnya tekanan yang menentukan apa yang kita inginkan, bagaimana kita melihat diri kita sendiri.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Ce sont des forces très puissantes qui définissent ce que nous voulons et comment nous nous voyons.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Đây là những nguồn lực vô cùng lớn chúng định nghĩa những gì ta muốn, và cách chúng ta nhìn nhận bản thân.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Det er enormt stærke kræfter, der definerer hvad vi vil, og hvordan vi ser på os selv.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Dies sind unglaublich mächtige Einflüsse, die definieren, was wir wollen, und wie wir uns selbst sehen.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Dit zijn enorm sterke krachten, die bepalen wat we willen en hoe we onszelf zien.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Esas son fuerzas enormemente poderosas que definen lo que queremos y cómo nos vemos a nosotros mismos.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Ezek rendkívül nagy hatalmú erők, melyek meghatározzák, mit akarunk, mit gondolunk magunkról.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.-från TV, reklam- -marknadsföring och så vidare. De är mäktiga krafter.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Jsou to mocné síly, které definují, co chceme a jak sami sebe vnímáme.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.이런 것들은 강력한 영향을 끼쳐 우리가 원하는 것, 우리 스스로를 바라보는 시각을 정의합니다.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Nämä ovat hyvin väkeviä voimia, jotka määrittelevät, mitä haluamme, ja kuinka näemme itsemme.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.São forças muito poderosas que definem o que queremos e como nos vemos.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Sono forze immensamente potenti che definiscono ciò che desideriamo e come ci vediamo.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Sú to vplyvné sily, ktoré určujú, čo chceme a ako vidíme sami seba.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.To są potężne siły które określają nasze pragnienia i to jak się postrzegamy.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.To so zelo močne sile, ki določajo, kaj hočemo in kako vidimo sami sebe.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Αυτά τα μέσα ασκούν φοβερή επιρροή που καθορίζει το τι θέλουμε και τι άποψη έχουμε για τον εαυτό μας.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Всё это — мощные силы. Всё это влияет на наши желания и наше представление о самих себе.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Те са огромни влиятелни сили. Това определя какво искаме, как гледаме на себе си.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.Це дуже потужні сили, які визначають наші бажання, наше бачення самих себе.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.אלה הם כוחות מאוד רבי עוצמה שמגדירים את מה שאנו רוצים, וכיצד אנו רואים את עצמינו.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.وهذه الوسائل مقنعة بشدة فهي تحدد مالذي نريده .. وكيف نريد أن نرى أنفسنا
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.私達が何を求め 自分達をどう見るのかを押しつけます 銀行家がとても信頼される職だと言われれば
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?Aqui parámos e perguntámo-nos: Queremos despedaçar a ilusão do otimismo?
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?Hier stopten we even en vroegen ons af: zouden we de optimistische illusie aan diggelen willen slaan?
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?그리고 여기서 멈추고 우리 자신에게 질문을 했습니다. "낙관적 환상을 정말 작은 조각으로 나누기를 원할까요?"
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?La acest punct ne-am oprit şi ne-am întrebat: Oare doream să sfărâmăm iluzia optimistă și s-o facem praf?
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?Och här stannade vi upp och frågade oss själva, vill vi smula sönder optimistiska illusioner till små bitar?
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?W tym momencie zaczęliśmy się zastanawiać, czy faktycznie chcemy roztrzaskać iluzję optymizmu.
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?Zde jsme se zastavili a ptali se sami sebe, zda opravdu chceme rozbít iluzi optimismu na tisíc kousků.
Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk: iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?В този момент спряхме и се попитахме, дали искаме да разчупим илюзията на оптимизма на малки парчета.