Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Itu adalah pertanyaan bagus, kami juga bertanya-tanya setiap hari.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.O întrebare foarte bună, şi e una pe care ne-o punem în fiecare zi.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Questa è una buona domanda e noi ce lo chiediamo ogni giorno.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.To je dobrá otázka, kterou si pokládáme každý den.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Αυτή είναι μία καλή ερώτηση, την οποία κάνουμε στον εαυτό μας κάθε μέρα.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Добър въпрос; питаме се това всеки ден.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Це хороше запитання, і ми запитуємо себе кожнен день.
Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz.Это хороший вопрос, и мы задаем его себе каждый день.
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,Acum, am încercat şi ne-am uitat la personajul nostru şi ne-am întrebat,
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,Ahora, nos fijamos en nuestro personaje y nos preguntamos:
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk, "Biz de bunu yapabilir miyiz?We vroegen ons af of we dat ook konden.
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,이장면을 우리가 만든 캐릭터를 통해 만들어 보기로 했습니다.
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,My popróbowaliśmy, przyjrzeliśmy się naszej postaci i zapytaliśmy siebie:
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,Nun, wir guckten uns unseren Charakter an und fragten uns:
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,On a regardé notre personnage et on s'est demandé,
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,Ora, abbiamo appena provato e guardando il nostro personaggio ci siamo chiesti:
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,А мы как раз тестировали нашего персонажа.
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,Опитахме се да разгледаме нашия герой и се запитахме:
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,הבטנו בדמות שלנו ושאלנו את עצמנו
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,الآن قمنا بمحاولة ونظرنا الى شخصنا وسألنا أنفسنا ،
Bu karaktere baktık ve kendimize şu soruyu sorduk,「我々にもできるだろうか?」とね
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Dobbiamo cambiare il modo in cui gestiamo quelle risorse.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Kita harus mengubah bagaimana cara kita mengelola sumber daya ini.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.우리는 이 자원들을 관리하는 방법을 바꿀 필요가 있습니다.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Musimy zmienić nasz sposób zarządzania tymi zasobami.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Nous devons changer notre façon de gérer ces ressources.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Temos de mudar a forma como abordamos a gestão destes recursos.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Tenemos que cambiar la forma de gestionar estos recursos.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Trebuie să schimbăm modul concret în care procedăm cu gestionarea acestor resurse.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.We moeten veranderen hoe we omgaan met het beheer van deze rijkdommen.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Wir müssen ändern, wie wir mit diesen Ressourcen umgehen.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Πρέπει ν' αλλάξουμε τον τρόπο με τον οποίο διαχειριζόμαστε αυτούς τους πόρους.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Трябва да променим начина, по който всъщност управляваме тези ресурси.
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.אבל אנחנו צריכים לחשוב בקנה מידה גדול. אנו צריכים לחשוב גלובלית. אנו צריכים לשנות את הדרך שבה אנו נוהגים
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.نحتاج لتغير كيفية السير نحو ادارة هذه الموارد
Bu kaynakları nasıl yöneteceğimiz konusunda kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.具体的な手段を変えなくはいけません 予防と尊厳のパラダイムを
Bu kişi kendimizdir.바로 자기 자신에 대해서는 잊는 경향이 있어요.
Bu kişi kendimizdir.Und das sind wir selbst.
Bu kişi kendimizdir.שמושפע מתקשורת לא-מילולית, וזה אנחנו עצמנו.
Bu kişi kendimizdir.المتأثر بتعابيرنا غير اللفظيه ،والجمهور هذا هو أنفسنا
Bu kişi kendimizdir.私たちの考えや 感情や 生理は
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Acum .. nu, nu. Nu este acesta. Sergey Brin:
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Czujemy się naprawdę pewnie.
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.사실, 아무도 정말 이 점프가 어떤 건지 모르거든. 이거 정말 재밌을 것이라고 확신해 [웃음] >>> 기분 어때, 피트?
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Noi ci sentiamo veramente sicuri.
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.(Tertawa) Gimana rasanya, Pete?
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Vi känner oss dock säkra att det kommer gå bra. [ Skratt ] Hur mår du, Pete?
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.We zijn er erg zeker van.. [ gelach ] Hoe voel je je, Pete?
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Wir sind aber sehr zuversichtlich. [ Lachen ]
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Αισθανόμαστε πραγματικά βέβαιοι για αυτό. [Γέλια]
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.Ми дійсно відчуваємо впевненість. >>>Як ти, Піт? >>> Добре >>Сергій Брін:
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.אף אחד לא באמת יודע את התוצאה של הקפיצה הזאת. אנחנו מרגישים מאוד בטוחים בה [צחוק] איך אתה מרגיש, פיט?
Bu konuda kendimize güvenimiz tam.لا أحد مننا يعرف نتيجة القفز. نحن نشعر بالثقة حول ذلك . [ ضحك] >>> كيف تشعر ،بيت ؟
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Also wollte ich eine Art Geräuschfilter schaffen, der uns vor Lärmbelästigung schützt.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Astfel, am vrut să creez un fel de filtru de sunet, capabil să ne ţină departe de poluarea sonoră.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Chciałem więc stworzyć rodzaj filtra dźwięku, pozwalającego ochronić nas przed hałasem.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Donc j'ai voulu créer une sorte de filtre à bruit, capable de nous protéger de la pollution sonore.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.그래서 전 일종의 소음 여과기를 만들어서 소음공해로부터 우리 스스로를 지키고 싶었습니다.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Por eso quise crear una especie de filtro de sonido, capaz de protegernos de la contaminación acústica.
Bundan dolayı ben bir çeşit ses filtresi yarattım, ki gürültü kirliliğinden kendimizi koruyabilelim.Γι' αυτό ήθελα να φτιάξω κάποιού είδους φίλτρα ήχου, για να μας προστατεύσουν από την ηχορύπανση.