Belki de üçüncü perdenin görevi kendimizi tamalama görevini bitirmektir.人生の最後に向けての仕上げをすることです 私は60歳の誕生日を迎え 自らが人生の第三幕に
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Có lẽ đó là những gì nghịch cảnh mang lại cho chúng ta một cảm giác của cái tôi, một cảm giác của sức mạnh.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Forse è questo ciò che ci dà l'avversità, Un senso di possesso, un senso di propria forza.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.역경이야말로 우리들로 하여금 우리의 자아와 능력을 일깨우도록 하고
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Może to dają nam przeciwności, poczucie siebie, poczucie własnej mocy.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Možná to je to, co nám neštěstí dává, pocit toho, že jsme, a pocit naši vlastní síly.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Možno to je to čo nám dáva nepriazeň osudu, vedomie seba samých, vedomie našej vlastnej sily.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Peut-être que c'est ce que l'adversité nous offre, un sens de nous-même, un sens de notre propre puissance.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Poate că asta ne dă adversitatea: un simț al sinelui, cunoașterea propriei noastre puteri.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Quizás esto es lo que la adversidad nos da, un sentido de "sí mismo", un sentido de nuestro propio poder.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Talán ez az, amit a hátrányos helyzet nyújt számunkra, a magunkról alkotott képünket, a saját erőnk tudatát.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Talvez seja isso que a adversidade nos dá, um sentido de nós próprios, um sentido do nosso potencial.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Wellicht is dat hetgene dat tegenslag ons biedt: zelfbewustzijn, een besef van onze eigen kracht.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Ίσως αυτό είναι που μας δίνουν οι αντιξοότητες, αίσθηση του εαυτού μας, αίσθηση της προσωπικής μας δύναμης.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Може би това ни дава бедата, усет за самоличност, усет за собствената ни мощ.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Может, именно это и дают нам неблагоприятные обстоятельства: чувство самого себя, чувство собственной силы.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.Можливо це те, що нам дають труднощі - розуміння самих себе, усвідомлення власних сил.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.אולי זה מה שמעניקה לנו המצוקה, תחושה של עצמיות, ותחושה של הכוח שבנו.
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.فهذا ما قد تعطينا المحن الشعور بالذات والقوة
Belki de zorluklar bize bunu veriyor; kendimizi bilmeyi, kendi gücümüzü hissetmeyi.自我や自己能力を教えてくれるのではないでしょうか 自分自身へ贈るプレゼントです
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Bueno, yo creo que es genial, pero deberíamos hacerlo con nuestros medios.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Eh bien, je pense que c'est cool, mais on devrait faire ce genre de choses nous-mêmes .
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Mie cel puțin îmi pare grozav dar ar trebui să facem lucruri din acestea chiar noi.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Myślę, że to naprawdę jest fajne, ale powinniśmy robić takie rzeczy sami.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Nun, ich denke das ist cool, aber wir sollten uns so etwas selber bauen.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Penso che sia fantastico, ma dovremmo fare quelle cose da soli.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Tôi cho là có nhưng chúng ta nên tự làm ra chúng
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Ε, εγώ νομίζω ότι είναι τέλειο, αλλά θα 'πρεπε να τα κάνουμε αυτά τα πράγματα μόνοι μας.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Мені здається, що це прикольно, але ж ми мусимо робити такі речі самотужки.
Bence bu harika. Ama bu tip şeyleri biz kendimiz yapmalıyız.Я думаю, это здорово, но мы должны делать такие вещи самостоятельно.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Cred că a mâzgăli este ceva nativ pentru oameni şi noi pur şi simplu ignorăm acest instinct.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Credo che significhi che scarabocchiare è innato e che noi stiamo semplicemente rinnegando quell'istinto.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Creo que eso significa que garabatear es algo innato y nosotros simplemente estamos negándonos ese instinto.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Het betekent dat doedelen aangeboren is en dat we ons simpelweg ons eigen instinct ontzeggen.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Ich denke somit ist doodlen uns angeboren und wir verwehren uns eigentlich diesem Instinkt.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Ini artinya corat-coret itu alamiah bagi kita dan kita malah melarikan diri dari naluri itu.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Jag tror det betyder att klottrande är naturligt i oss och vi helt enkelt förnekar oss själva denna instinkt.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Je crois que ça signifie que le gribouillage est inné, et que nous nous refusons tout simplement cet instinct.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Jeg tror, det betyder at krusedulletegning er medfødt, og at vi simpelthen benægter os selv det instinkt.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.저는 우리에게 낙서는 천성적인 것임에도 우리는 단순히 그 본능을 거부하고 있다고 생각합니다.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Myślę, że to znaczy, że bazgranie jest czymś wrodzonym, a my po prostu odmawiamy sobie tego instynktu.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Myslím, že to znamená, že čmáranie je pre nás prirodzené a my jednoducho tento inštinkt zapierame.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Podle mě to znamená, že čmárání si je nám přirozené a my se jen tomuto instinktu bráníme.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Πιστεύω δείχνει ότι τα σκαριφήματα είναι εγγενή σε όλους μας και απλά μπλοκάρουμε αυτό το ένστικτο.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Мисля, че това означава, че драскането е вродено и ние просто отричаме този си инстинкт.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Я думаю, це означає, що каракулі є природніми для нас і ми просто заперечуємо собі цей інстинкт.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.Я полагаю, что машинальное рисование нам свойственно от рождения и мы просто отказываем себе в этом инстинкте.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.ששירבוט הוא פעולה טבעית עבורינו ואנחנו פשוט מונעים מעצמנו את האינסטינקט הזה.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.اعتقد ان هذا يعني الخربشة أمرٌ أساسي لنا ونحن ببساطة ننكر على أنفسنا هذه الغريزة.
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.私たちはその本能を否定しているのです 最後に あまり知られてないことですが
Bence Eagle'a kendimizi kamufle ederek gitmeliyiz.殺人のヒントを探してみるの
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Azt hiszem, az egyetlen hasonlóság kettőnk közt az volt, hogy hogy mindketten szerettünk önmagunkról beszélni.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Cred că singurul punct comun dintre noi era că amândurora ne plăcea să vorbim despre noi.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Credo che l'unico punto simile tra noi è che a entrambi piace parlare di noi stessi.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Ich denke, die einzige Ähnlihckeit zwischen uns war, dass wir beide gerne über uns selber sprechen.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Jag tror vår enda likhet är att vi båda tycker om att prata om oss själva.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Jedyną naszą wspólną cechą było to, że obaj lubimy mówić o sobie.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Je pense que le seul point commun entre nous est que nous aimons tous deux parler de nous-mêmes.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.제 생각에 비슷한 면이라고는 단지 자기 자랑하는 걸 좋아한다는 것 밖에 없었습니다.
Bence ikimiz arasındaki tek benzer nokta ikimizin de kendimizden bahsetmekten hoşlanıyor olmamızdı.Penso que o único ponto em que havia semelhança era que ambos gostávamos de falar de nós mesmos.