Mutsuz oldum fakat kendimi öldürmedim.I'd be unhappy, but I wouldn't kill myself.
Kendimi onun seviyesine düşürmeyeceğim.I won't lower myself to his level.
Ah! Zengin olsaydım, kendime İspanya'dan bir ev satın alırdım.Ah! If I were rich, I'd buy myself a house in Spain.
Kendimi seninle rahat hissediyorum.I feel relaxed with you.
Şimdi kendimi iyi hissediyorum.I'm feeling fine now.
Ben kendimi ateşte ısıttım.I warmed myself at the fire.
Eve geldiğimde, kendimi çok aç hissettim.When I came home, I felt very hungry.
Müzik dinleyerek kendime moral verdim.I cheered myself up by listening to music.
İngilizcede kendimi çok iyi ifade edemem.I can't express myself in English very well.
İngilizcede kendimi çok iyi ifade edemiyorum.I can't express myself in English very well.
Kendim gitmek yerine bir kurye gönderdim.Instead of going myself, I sent a messenger.
Biz kendimiz için doğmuyoruz.We are not born for ourselves.
Ben kendimden utanıyorum.I am ashamed of myself.
Kendimden memnunum.I am pleased with myself.
Bu grupla kendimi tanıtmak istemiyorum.I don't want to identify myself with that group.
İyi uyuduktan sonra kendimi çok daha iyi hissettim.After sleeping well, I felt much better.
Daha çok kitap okumak için kendime söz verdim.I have promised myself to read more books.
Kendimi yeterince iyi hissettiğim takdirde geleceğim.I will come provided I feel well enough.
Yerinde olsam, kendime daha çok dikkat ederim.I would be more careful if I were you.
Şimdi kendime bakabiliyorum.Now I can look after myself.
Kendimi tanıtarak başlayacağım.I'll begin by introducing myself.
Sıcak limon suyu içtiğimde kendimi daha iyi hissediyorum.I feel better when I drink hot lemon juice.
Tıraş olurken kendimi kestim.I cut myself shaving.
Kendimi yepyeni biri gibi hissediyorum.I feel like a brand new person.
O kadar çok gürültülüydü ki kendimi duyuramadım.It was so noisy that I couldn't make myself heard.
İşi almak için kendimi ikna edemedim.I couldn't bring myself to take the job.
Kendimi bir an kaybettim.I lost myself for a moment.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemiyorum.I cannot bring myself to do such a thing.
Onu kendim yapmak istiyorum.I want to do it myself.
Onu ben kendim yaptım.I made it myself.
Kendimi bu kadar tanıyorum.I know that much myself.
O hikayeyi duyduğumda gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I heard that story.
Kendimi gürültüye alıştırmam uzun zaman aldı.It took a long time to accustom myself to the noise.
Görünce gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at the sight.
Ben toplantıda kendimi sunacağım.I will present myself at the meeting.
Biz hata için kendimizi üzgün hissettik.We felt sorry for the error.
Korku filmini tekrar izlemek için kendimi ikna edemedim.I couldn't bring myself to see the horror movie again.
Onun partideki davranışı o kadar komikti ki kendimi gülmekten alamadım.His behavior at the party was so humorous that I could not help laughing.
Orası o kadar gürültülüydü ki kendimi duyuramadım.It was so noisy there that I couldn't make myself heard.
Sessiz kalmaya devam edersen, kendimi kaybedeceğim.If you continue to remain silent, I'll lose my temper.
Kendimi berbat hissediyorum, ama ben sadece kül tablanı kırdım.I feel terrible, but I've just broken your ashtray.
Bu yemeği ben kendim yaptım.I made this food myself.
Bu kitap benim, ben onun içine adımı kendim yazdım.This book is mine; I wrote my name in it myself.
Bu pastayı kendim için ayıracağım.I'll keep this cake for myself.
Ne zaman buraya gelsem, kendimi rahat hissediyorum.Whenever I come here, I feel at ease.
Kendimi suçlu hissediyorum.I feel guilty.
Oyunlar oynayarak kendimizi eğlendirdik.We amused ourselves by playing games.
Oyun bittiğinde kendimi çok bitkin hissettim.I felt exhausted when the game was over.
Keşke kendime daha iyi baksaydım.I wish I had taken better care of myself.
Ben kendim hiç sahip olmadığım için sana ödünç para veremiyorum.I can't lend you money, because I don't have any myself.
Bir sabah uyandım ve kendimi ünlü buldum.I awoke one morning and found myself famous.
Ben bu kitabı kendim için ayıracağım.I'll keep that book for myself.
O sofistike insanlar arasında kendimi tamamen rahatsız hissettim.I felt utterly out of place among those sophisticated people.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
On beş yaşındayken kendime ait bir odam vardı.When I was fifteen, I got a room of my own.
Kendi kendime onun ne anlama geldiğini merak ettiğimi söyledim.I said to myself, "I wonder what she means."
Kendi kendime "Bu iyi bir fikir." dedim.I said to myself, "That's a good idea."
Sana âşık olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but fall in love with you.
Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.By signing the contract, I committed myself to working there for another five years.
Kendimi dışarıda kilitledim.I locked myself out.