Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Posvetili so se torej duhovniki in leviti, da prineso gori skrinjo GOSPODA, Boga Izraelovega.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Poświęcili się tedy kapłani i Lewitowie, aby przynieśli skrzynię Pana, Boga Izraelskiego.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Preoţii şi Leviţii s'au sfinţit ca să suie chivotul Domnului, Dumnezeului lui Israel.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Så helligede Præsferne og Leviterne sig for at føre HERRENs, Israels Guds, Ark op;
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Santificaram-se, pois, os sacerdotes e os levitas para fazerem subir a arca do Senhor Deus de Israel.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Silloin papit ja leeviläiset pyhittäytyivät tuomaan Herran, Israelin Jumalan, arkkia.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Vtedy sa posvätili kňazi i Levitovia, aby preniesli hore truhlu Hospodina, Boha Izraelovho.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.Οι ιερεις λοιπον και οι Λευιται ηγιασθησαν, δια να αναβιβασωσι την κιβωτον Κυριου του Θεου του Ισραηλ.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.И освятились священники и левиты для того, чтобы нести ковчег Господа, Бога Израилева.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.И той, свещениците и левитите осветиха себе си за да пренесат ковчега на Господа Израилевия Бог.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.ויתקדשו הכהנים והלוים להעלות את ארון יהוה אלהי ישראל׃
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.فتقدس الكهنة واللاويون ليصعدوا تابوت الرب اله اسرائيل.
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.於 是 祭 司 利 未 人 自 潔 、 好 將 耶 和 華 以 色 列 神 的 約 櫃 抬 上 來
Böylece kâhinlerle Levililer İsrailin Tanrısı RABbin Antlaşma Sandığını getirmek için kendilerini kutsadılar.於是 祭司 利未 人 自潔 、 好將 耶和華 以色列 神 的 約櫃抬 上來
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.Dies bringt uns dazu, uns zu fragen, ob Zivilisationen wie unsere sich zwangsläufig selbstzerstören.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.To nás vede k zamyšlení, zda civilizace jako ta náše spěje nevyhnutelně a střemhlav k sebezničení.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.To nás vedie k zamysleniu, či civilizácie ako je tá naša speje nevyhnutne a strmhlavo k sebazničeniu.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.To sprawia że zastanawiamy się czy cywilizacje jak nasza pędzi nieuchronnie ku samozagładzie.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.И нас удивляет, есть ли подобные нам цивилизации, устремленные к неизбежному саморазрушению.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.זה גורם לנו לתהות האם ציויליזציות כמו שלנו רצות בצורה בלתי נמנעת להרס עצמי.
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.و هذا يجعلنا نتسائل ان كانت الحضارات المشابهة لحضارتنا تندفع بتهور حتى ينقضى بها الحال الى تدمير ذاتي ؟
Bu, bizim gibi medeniyetlerin kendilerini yok etmeye paldır küldür gidip gitmediklerini merak ettiriyor.それについて何度か悪夢をみました
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Asta înseamnă că ele nu pot -- polenul din inflorescenţa lor nu se poate fertiliza singur.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Ciò significa che non... che il polline nei propri fiori non può fertilizzarli.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Det betyder at de ikke kan -- pollen i deres blomst kan ikke befrugte sig selv.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Dus het pollen in hun bloesem kan zichzelf niet bevruchten.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Eso significa que no pueden -- que el polen de su flor no puede fertilizarlas.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Ez azt jelenti, hogy a virág saját pollenje nem képes önmagát megtermékenyíteni.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.봉오리에 있는 꽃가루 스스로 수분할 수 없다는 말입니다.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Nie może ich zapłodnić własny pyłek.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Ou seja, o pólen do seu estigma não se consegue fertilizar a si mesmo.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Sie können also nicht den Pollen ihrer Blüte dazu verwenden, sich selbst zu befruchten.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Това означава, че те не могат -- прашецът в техния цвят не може да се самоопраши.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.Это означает, что они не могут оплодотворить себя пыльцой во время цветения.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.שהם לא יכולים להפרות את עצמם באמצעות הפולן שבאבקה שלהם.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.حبوب اللقاح في الزهرة على تخصيب أنفسهم.
Bu demek oluyor ki, onlar -- kendi çiçeklerinin içindeki polen kendilerini dölleyemez.果樹園に一列あたり10本のリンゴの木があり
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.Dit is een van de wijzen waarop dominante systemen zich handhaven en reproduceren.
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.이것은 지배 체제를 유지하고 그 지배 구조를 재생산하는 방법 중의 하나로 작용하여
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.Это один из способов существования и самовоспроизводства доминантных систем,
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.זו אחת הדרכים, שבהן המערכות השולטות מתָּחְזקות ומנציחות את עצמן, כלומר
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.هذه إحدى الطرق التي تحافظ بها النظم المهيمنة على نفسها وتتناسل، مما يعني أن
Bu egemen sistemlerin kendilerini sürdürme ve yeniden üretme yollarından biridir.維持・再生産されるつまり- 安定した支配層は自分の優位に無自覚
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.C'est une valse racoleuse de systèmes venus d'ailleurs, que les élites elles-mêmes ne comprennent pas.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Es ist ein trügerisches Gemenge von importierten Systemen welche die Eliten selbst nicht begreifen.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Es un fandango meretricio de sistemas importados, los cuales las élites mismas no entienden.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.E un fandango de fațadă al unor sisteme importate, pe care nici elitele însăși nu-l înțeleg.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.E' un miscuglio infelice di sistemi importati, che le stesse élites non capiscono.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Het is een bedrieglijke dans van geïmporteerde systemen, die de elites zelf niet begrijpen.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Importált rendszerek összevissza kotyvaléka, amit még maga az elit sem ért rendesen.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.이건 수입된 문물들이 난잡하게 널브러진 판입니다. 엘리트 자신들조차 뭔지 이해하지 못하죠.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Polega na wstecznym i bzdurnym imporcie systemów, których nie rozumieją nawet same elity.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Είναι ένα αλλοπρόσαλλο αλαλούμ από εισαγόμενα συστήματα, που ούτε οι ίδιες οι ελίτ δεν καταλαβαίνουν.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Той е безвкусното фанданго на вносните системи, които самият елит не разбира.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.Это показной парад зарубежных идей, которые непонятны и самим элитам.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.הוא תערובת סבוכה ומכוערת של מערכות מיובאות, שהאליטות בעצמם אינם מבינים.
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.فهو عبارة عن مجموعة من نظم المستوردة ، التي يجهل استعمالها حتى النخبة نفسها
Bu, elitlerin kendilerinin de anlamadığı... ...ithal sistemlerin ahlaksız dansıdır.エリートたちすら何も理解していないのです
Bu film kendilerini modern bir kölelik şeklinden kurtarmaya çalışan insanların mücadelesi hakkındadır.Den här dokumentären handlar om folkets kamp för att frigöra sig från en modern form av slaveri.
Bu film kendilerini modern bir kölelik şeklinden kurtarmaya çalışan insanların mücadelesi hakkındadır.Dieser Film handelt von dem Kampf der Menschen sich selbst zu befreien von einer modernen Form der Sklaverei.