Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerini ile cümle

kendilerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Belediyeler özerktir, yani kendilerini ilgilendiren konular hakkında kendileri karar verirler.Kunnilla on itsehallinto, eli ne voivat itse päättää omista asioistaan.
Belediyeler özerktir, yani kendilerini ilgilendiren konular hakkında kendileri karar verirler.Los municipios gozan de autonomía, es decir, pueden decidir sobre sus propios asuntos.
Belediyeler özerktir, yani kendilerini ilgilendiren konular hakkında kendileri karar verirler.Коммуны обладают самоуправлением, то есть коммуны самостоятельно принимают решения по собственным вопросам.
Belediyeler özerktir, yani kendilerini ilgilendiren konular hakkında kendileri karar verirler.البلديات لديها حكماً ذاتياً، أي أنه بإمكانها بنفسها إصدار القرار في الأمور المتعلقة بها.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Ίσως άφησα τη καλή;" - έχουν εξουθενωθεί.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Biết đâu tôi đã bỏ tấm ảnh tốt đi?"- đã làm hại bản thân mình.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Det här kanske inte är den bra? Jag kanske lämnade den bra? -- har dödat sig sjäva.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Essas pessoas estão a consumir-se.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Hylkäsinkö paremman?" - ovat lirissä.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.좋은 걸 버렸나?" 했던 사람들은
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Magari ho lasciato quella buona? -- si sono ammazzati.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Måske jeg efterlod det gode?" -- har dræbt sig selv.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Misschien heb ik de goede achtergelaten?" -- hebben het zelf om zeep geholpen.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Mogoče sem pustil dobro?" -- so se uničili.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Možná jsem se vzdal toho lepšího?" - jsou v pytli.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Možno som sa tej lepšej vzdal?" sú v pasci.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Mungkin saya tidak memilih yang lebih baik?" -- jadi semaput.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Peut-être ai-je cédé la bonne? "--agonisent.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Poate că am dat-o pe cea bună?" -- s-au compromis.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Quizá dejé la buena.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Talán ott hagytam a jobbat?" - a saját csapdájukba estek.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Vielleicht hab ich das gute zurückgelassen?" - haben sich umgebracht.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Может, хорошую я отдал?" — просто истерзали себя.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.Може, я залишив хороше фото?" - вбили себе.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.אולי השארתי את הטובה מאחור?" -- הרגו את עצמם.
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.ربما تركت الافضل ؟ - قد قتلوا انفسهم
Belki güzel olanı bırakmışımdır?" -- kendilerini öldürüyorlar.彼らは自分の選んだ写真が好きでなかったし
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Họ không vận chuyển bản thân một cách vật lý mà bằng cách tâm lý.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Ils ne se téléportaient pas physiquement, ils se téléportaient mentalement.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.사람들이 물리적으로 스스로를 이동하는 것은 아니었지만, 정신적으로 자아를 이동하는 것이죠.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Não estavam a transportar-se fisicamente, mas transportavam-se mentalmente.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Nem fizikailag transzportálják magukat, mentálisan transzportálják magukat.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Ne že by se přemísťovali fyzicky, přemísťovali se mentálně.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Nie przenosimy fizycznych ciał, tylko własne umysły.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Nie, že by sme sa premiestňovali fyzicky, ale mentálne.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Niso se sami fizično tansportirali, so se pa transportirali mentalno.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.No los llevaban consigo físicamente pero sí en la mente.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Non trasportavano se stessi fisicamente, si trasportavano mentalmente.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Nu se transportau fizic în altă parte, se transportau mental.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Sie haben sich nicht physisch fortbewegt, sie haben sich mental fortbewegt.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Ze waren niet hun fysische ik aan het vervoeren, maar hun mentale ik.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Δεν μετέφεραν σωματικά τους εαυτούς τους, μετέφεραν νοητικά τους εαυτούς τους.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Вони не пересуваються фізично, вони пересуваються ментально.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Люди перемещали себя не физически, они перемещали себя ментально.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.Те не се транспортираха физически, те са транспортираха психически.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.הם לא העבירו את עצמם פיסית, הם העבירו את עצמם מנטלית.
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.صحيح ان اجسادهم لم تكن تنتقل .. ولكن افكارهم كانت كذلك..
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.呢個"蟲洞"唔係通過身體接觸嚟傳遞信息, 而係從心智上傳遞。
Belki kendilerini fiziksel olarak ışınlamıyorlardı, ama zihinsel olarak ışınlanıyorlardı.精神的に移動させるのです ボタンをクリックすると、
"Ben bunu anlamıyorum. Taşlar kendilerini flinging."나는 그것을 이해하지 않습니다. 스톤은 자신을 마리.
"Ben bunu anlamıyorum. Taşlar kendilerini flinging."أنا لا أفهم ذلك. الرمي بالحجارة أنفسهم.
"Ben bunu anlamıyorum. Taşlar kendilerini flinging.ストーンズは話している。あなた自身を置く。
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Chcę by tworzyły te doświadczenia.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Chci, aby si tyto zážitky samy vytvářely.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.De hecho, quiero que ellos creen esas experiencias.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Ich möchte, dass sie ihre Erfahrungen selbst erschaffen.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Ik wil dat ze die ervaringen zelf maken.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Je veux en fait qu'ils créent eux-mêmes ces expériences.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.저는 사실 그들이 그 경험들을 창조하기 원합니다.
Ben onların kendilerinin bu denyimi yaratmalarını istiyorum.Quero que eles criem estas experiências.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod