Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerini ile cümle

kendilerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Farklı kişiler ve gruplar kendilerini sosyalist ve sosyalist karşıtı olarak tanımladılar.Os vários tipos de fascismos se identificam como antissocialistas.
Kendilerini saklayabilseler.")É fechar-se em si mesmo. “(...)
Öyküde yer alan kişiler filmde kendilerini oynamıştır.Todos retratados no filme interpretam a si mesmos.
Panetta, bu söylenenlerin doğru olmadığını ve kendilerinin de bunu bildiğini sözlerine ekledi.Porém, a Bíblia nada diz a esse respeito, mencionando o fato como uma prova de obediência a Deus.
En son kendilerinin imza pozlarını attılar.Foi seu último lançamento com a Deram Records.
Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur.Eu acredito que se você encontrar alguém na rua é por uma razão.
İnsanlar ‘offline’dan daha çok ‘online’ ortamdaki forumlarda kendilerini daha eşit hissediyor olabilir.Além disso, pode-se ser jogado no modo online como offline na opção Multiplayer.
Yeşil giyimleriyle kendilerini belli ederler.Eles são identificáveis por seus uniformes verdes.
Kendilerini tanıyorlar.Conheça a si mesmo.
Bunun nedeni ise başkalarının kendinden daha üstün olarak ve kendilerini daha değersiz görmeleridir.Para outros significados, veja Lúcifer (desambiguação).
Orasıda kendilerini ajan olarak gösteren bir grup insan ile karşılaşırlar ve sorgulamaya alınırlar.Acho que há alguns homens por aqui que precisam checar a si mesmos, diretamente.
İkili, Vardy'lerin saldırısından kaçınmak için kendilerini gülümseye zorlayarak oradan kaçarlar.Para permanecerem vivos, eles precisam sorrir na presença dos Vardy.
Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar.Pode-se ser amigos, sem porém dar conta às regras dos outros.
Dalga geçilecek filmlerin ise kendilerini fazlaca ciddiye alan filmler olması gerekmektedir.Para serem irreversíveis as coisas, teriam certos filmes que ser feitos.
Sizinle konuşacak bir sözümüz yok" cevabıyla kendilerini geri çevirdi.Maar bij zijn terugkeer repte hij er met geen woord over.
Hizmetkâr kızları olan, İras ve Charmiyan da kendilerini öldürürler.Haar dienaressen, Iras en Charmian, plegen ook zelfmoord.
Bunların birçoğu kendilerini çocuklara veya engellilere adamış olanlardır.Het leeuwendeel van hen was verbannen of voortvluchtig.
Kendilerini ve başkalarını eğlendirmek için davrandıkları belirgin olarak görülmektedir.Ze lijken zichzelf en anderen te willen vermaken.
Nusayrîler kendilerini Alavî olarak kabullenirler.De zelfverloochenden te zelfverloochenend.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Maar lelijkerds zoals ik voelen zich daar juist thuis.
Onlar, kendilerinin geleceğidir.Dezen ranselden op hen in.
Kendilerini Cehennem Ateşi Kulübü olarak adlandırmadılar.Ze noemden zichzelf de Sava-club.
Bu kendilerini Kuzey tilkisi gibi avcılarından korumalarına yardımcı olur.Groene uniformen helpen hen zich als jagers aan de omgeving aan te passen.
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.Dus moet gekeken worden naar de samenstellende delen (de primaire namen).
Ancak sonuç aleyhlerine gelişir ve kendilerini kapının dışında bulurlar.Slechts hen stortte hij in het verderf, die hem trachtten te weerstreven.
Kutsal Roma imparatorları kendilerini Roma imparatorluk mirasının mirasçısı olarak görmekteydiler.De Frankische vorsten beschouwden zich als de erfgenamen van de Romeinse keizers.
Gerçekten Samanîler kendilerini İran'ın merkezi Arap halifelerinden bağımsızlık kaynağı olarak görmekteydiler.Zij zien deze als verering van de geesten, wat verboden is volgens de Koran.
Lucie'yi de kendilerinin kaçırdığını ve ona işkence ettiklerini de itiraf eder.Misschien omdat Lot (zelf een immigrant) hen bediende verergerde hij daardoor alleen maar de verdachtmaking.
Kendilerini iyi olarak görmeleri değerler yaratmalarını sağlar.Chr.) geeft de rechtvaardigen uitzicht op een hiernamaals.
Ardından ikili kendilerini yeni bir hikâyede bulmuşlardır.De twee deden enkel mee in een tweedelig verhaal vernoemd naar hen.
İnternet sitesinin kullanıcıları kendilerini "Fapstronotlar" olarak adlandırıyor.De leden van de site noemen zichzelf Vimeans.
Unipotent hücreler sadece bir hücre tipini, kendilerini üretebilirler .Een unipotente cel is in staat één soort cel te vormen, buiten haar eigen type.
Müzisyenler kendilerini (alay olarak) "dünyanın en iyi müzik grubu" olarak tanımlıyor.Het trio noemt zichzelf de meest boosaardige muziekgroep van Japan.
Mathilde ve Arnold birbirlerine olan aşkları içinde kendilerini güvenli görerek tekrar birleşirler.Mathilde en Arnold, zeker van hun liefde, verenigen zich aan het einde.
Şirket için tek bir film daha yaparlarsa kendilerini bağlayan bir şey kalmayacaktı.Omdat er geen tekst bij de film was stoorde niemand zich daaraan.
İkili daha sonra kendilerini hapishanede bulur.De twee kunnen later uit de gevangenis ontsnappen.
Kendilerini saklayabilseler.")Nick weet zichzelf dan te redden.)
İki genç de yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı.De twee mannen konden het ook persoonlijk goed met elkaar vinden.
En son kendilerinin imza pozlarını attılar.Het bleek hun laatste wapenfeit.
İkisi 80'lerin takımı olan The Rockers (Shawn Michaels ve Marty Jannetty) ile kendilerini karşılaştırdı.Zij viseerden The Rockers (Shawn Michaels en Marty Jannetty).
Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar.En die gevoelens niet in te ruilen voor andere.
Ancak kabaca paralel olan uzun aksisleri ile uzun mesafeli bir düzen oluşturmak için kendilerini ayarlarlar.Het is een eenlinggolf, die over lange afstand zijn vorm behoudt.
Takipçileri de kendilerini bir "kaybeden" olarak tanımlamaya başlamıştı.De Duitsers zelf zagen het als een "achterstand".
Birbirlerini tanımayan, yedi kişi bilmedikleri bir biçimde kendilerini bir küp sisteminin içinde bulurlar.Vijf mensen die elkaar niet kennen ontwaken ook in de kubussen.
Yavrular kendilerini beslerler.Deze vleerhonden voeden zich met fruit.
Şeytanlar kendilerini Emily'nin ağzından tanıtırlar.Sterre komt in contact met Emily's geest.
Filmde kendilerini canlandırdılar.In de film verhuizen ze.
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.Hij verwees naar de kolonisten en noemde hen "Sons of Liberty".
Aynada kendilerini inceliyorlar.Ze bekijken zichzelf in een spiegel.
Onlar, kendilerinin geleceğidir.Oni sami są w nich szczęśliwi.
O ve yandaşları kendilerini "kurtarıcılar, özgürleştiriciler" (Liberatores) olarak adlandırıyordu.Wyłoniła się grupa jego zwolenników, zwanych „Swobodniki” („Wolnościowcy”).
Bu devleti idare edenler Şii olmakla beraber kendilerini Halife olarak ilan etmişlerdir.Dali oni świadectwo prawdzie.
Onlar sadece kendilerini bizim yaptığımız gibi ifade etmekten çekiniyor.Musimy zaakceptować samych siebie jakimi jesteśmy.
Gündüzleri, kendilerinin ağaç kovukları içine yaptıkları yuvalarda geçirirler.Dochodzą one do obszernej, szczelinowej salki z pochylonym dnem.
1929 - İtalya'da faşist yönetim, genel seçimlerde oyların yüzde 99'unu kendilerinin aldıklarını açıkladı.1929 – Włoscy faszyści zdobyli 99% głosów w jednopartyjnych wyborach parlamentarnych.
Arsenal taraftarları, kendilerini Gooners olarak tanımlamaktadırlar.Zagorzali kibice Arsenalu nazywają siebie The Gooners.
Kendilerini korumak için Türk rehineleri aldılar.Dla zabezpieczenia zabrano z sobą tureckich niewolników.
Bu kuş türü utangaçtır ve kendilerini gizli tutmaya çalışırlar.Ptaki te są skryte i trudne do dostrzeżenia.
O anlık Amerikan askerleri kendilerini şanslı hissettiler.Teraz Amerykanie mogli być dumni.
Yayıncılar kendilerini alternatif olarak tanımlamalıdır.Sami muzycy określają swoją twórczość mianem alternatywnej.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod