Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerine ile cümle

kendilerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Sekali lagi, di Edinburgh, dengan Paduan Suara Anak-Anak Afrika yang luar biasa yang saya kagumi.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Și din nou, în Edinburgh, împreună cu minunatul cor al copiilor africani, pe care îl ador pur și simplu.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Tu jestem w Edynburgu, z chórem African Children's Choir, który kocham.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Und wieder einmal, in Edinburg, mit dem wundervollen African Children's Choir, den ich einfach verehre.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Và một lần nữa, ở Edinburgh, với Dàn Nhạc Trẻ Em Châu Phi mà tôi rất yêu mến
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Y una vez más, en Edimburgo, con el maravilloso Coro de Niños Africanos que me encanta.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.Και ξανά, στο Εδιμβούργο, με την υπέροχη Αφρικανική Χορωδία Παιδιών που απλά λατρεύω.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.И вот я опять в Эдинбурге с необыкновенным Африканским детским хором, который я просто обожаю.
Bir kez daha, Edinburgh'da Afrikalı Çocuklar Korosuylaydım, ki kendilerine bayılıyorum.И още веднъж, в Единбург, с прекрасния хор от африкански деца, който просто обожавам.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...Ce temps passe plus lentement que le temps humain.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...인간의 시간이 아니라, 삼나무의 시간이라고 명명할 수 있을 것 같은데요.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...Redwood-Zeit vergeht in gemächlicherem Tempo als menschliche Zeit.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...לא זמן של בני אדם, אלא מה שאנו עשויים לכנות זמן רדווד.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...ليس من عصور البشر، بل ما يمكن أن نسميه عصر السكويا.
Bizim algıladığımız insan zamanında değil, kendilerine özgü bir Sekoya zamanında...セコイア時間は人間時間よりゆっくりと流れます
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Come noi, essi sono i centri psicologici di una vita che appartiene unicamente a loro.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.La fel ca noi si ele sunt centrii psihologici ai unei lumi care este in mod unic a lor.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Likt oss är de psykologiska centra av ett liv som unikt är deras eget.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Mint mi, õk is pszichológiai központjai egy életnek, ami egyedi módon a sajátjuk.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Seperti kita, mereka adalah pusat psikologis dari suatu kehidupan, yang uniknya, milik mereka sendiri.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Wie wir sind sie das psychische Zentrum eines ihnen eigenen Lebens.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.Όπως εμείς, είναι τα ψυχολογικά κέντρα μιας ζωής που είναι μοναδικά δικιά τους.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatin merkezindeler.כמונו, הם המרכזים הפסיכולוגיים .של חיים השייכים להם בצורה ייחודית
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Come noi, essi sono i centri psicologici di una vita che appartiene unicamente a loro.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Comme nous ils sont les centres psychologiques d'une vie qui est uniquement la leur.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Como nosotros, ellos consumen la vida que eligieron, y así, la agotan.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Jak my - są psychologicznym środkiem unikalnego życia - ich samych
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Jako my jsou psychologickým centrem života, který je unikátní a jejich vlastní.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Kot mi, so psihološka središča življenja, ki je izključno njihovo.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Kuten me, ne ovat psykologisia keskuksia elämässä, joka on ainutkertaisesti niiden oma.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.La fel ca noi si ele sunt centrii psihologici ai unei lumi care este in mod unic a lor.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Likt oss är de psykologiska centra av ett liv som unikt är deras eget.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Mint mi, õk is pszichológiai központjai egy életnek, ami egyedi módon a sajátjuk.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Seperti kita mereka adalah Psikologis pusat-pusat kehidupan mereka sendiri yang unik.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Wie wir sind sie das psychische Zentrum eines ihnen eigenen Lebens.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.Как мы они - психологическое центры жизни, которая является уникально их собственным.
Bizim gibi, sadece kendilerine ait olan hayatın merkezindeler.כמונו, הם המרכזים הפסיכולוגיים של חיים השייכים להם בצורה ייחודית.
Böylece Neandertaller kendilerine gereken yüksek teknolojiyi yeni komşularından edindiler.네안데르탈인들이 그들의 이웃들로부터 몇가지 이 발전된 기술들을 획득했겠지만,
Böylece Neandertaller kendilerine gereken yüksek teknolojiyi yeni komşularından edindiler.למרות שיתכן שהנאנדרטאלים למדו טכנולוגיות של שכניהם החדשים
Bu arada bir doğru bir başka doğruya dik olmak zorundadır. Kendi kendilerine dik olamazlar.De skal selvfølgelige være vinkelrette i forhold til en af de andre linjer, for de kan ikke være det alene.
Bu arada bir doğru bir başka doğruya dik olmak zorundadır. Kendi kendilerine dik olamazlar.Musí být kolmé na některou z ostatních zadaných stran, nemůžou být kolmé jen tak samy o sobě.
Bu arada bir doğru bir başka doğruya dik olmak zorundadır. Kendi kendilerine dik olamazlar.Une droite doit être perpendiculaire à une autre droite, elle ne peut être perpendiculaire à elle-même.
Bu bir uçan payanda. Sekoyalar gökyüzüne doğru genişledikçe kendilerine doğru tekrar büyürler.Redwoods wachsen wieder zusammen, während sie sich ausbreiten.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Această caracteristică conferă caracteristici deosebite speciilor care folosesc aceste limbaje.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Celle-ci confère des spécificités particulières aux espèces à ces langages.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Das gewährleistet eine speziesspezifische Exklusivität dieser Sprachen
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Dat verleent uitstekende soorteigenheid in deze talen.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Điều đó làm cho mỗi loài vi khuẩn có cách bàn bạc khác nhau đối với những ngôn ngữ này.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Esta diferença confere especificidades na linguagem dessas espécies.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Ez ruházza fel az egyes egyedi faji jellegzetességekkel a nyelveket.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Jej zadaniem jest nadawać niepowtarzalne specyfikacje gatunków tym językom.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.이 부분은 박테리아 각각의 종이 사용하는 언어들의 특이성을 부여하는 역할을 합니다.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Lo que esto hace es dar exquisitas características por especie a estos idiomas.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Toto dodáva ich jazyku špecifickosť jednotlivých druhov.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.To v teh jezikih izraža posebne značilnosti vrste bakterije.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Uděluje to jednotlivým druhům specifika pro jejich jazyky.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Vad det innebär är att varje sorts bakterie har ett eget språk som är extremt artspecifikt.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Yang dilakukan bagian itu adalah memberikan spesifikasi bahasa untuk spesies tertentu.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.Κάτι τέτοιο προσφέρει λεπτοφυείς εξειδικεύσεις ανά είδος σε κάθε γλώσσα.
Bu durum, her bakteri türünün kendilerine özgü bir dile sahip olmalarını sağlıyor.По този начин тези езици получават изключителност за всеки вид.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod