Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.Na pevnou zemi však nenarazil a domníval se, že až k pólu se rozprostírá volné moře.
Eski İnananlar kendilerine onlar ise kendilerine Ortodoks Hristiyanlar demeye devam ettiler.Na místě jeho působení postavili ti, kdo uvěřili, památný pískovcový kříž.
Partnerlerinin ölmesinin ardından, ya deprasyona girerler, ya da başka bir partner edinirler kendilerine.Nejurozenější z nich byli posléze slavnostně pohřbeni nebo jinak zaopatřeni, jiní byli spáleni.
O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.Vzdal se na ní práv (nároků) jak pro sebe, tak i pro své potomky.
"Hûrremîler" yani Yeni-Mezdekîler’in de kendilerine has dinî kitapları mevcuttu.Potom bylo obcí přispíváno na nové knihy.
Bremen ve Hamburg dışındaki tüm federe eyaletlerin kendilerine ait liyakat nişanları vardır.Všechny spolkové země vyjma Brém a Hamburku udělují také své záslužné kříže.
Önce kendilerine bir lider seçmeleri gerekir.Musí však napřed najít spojence.
Kendilerine has özel kokuları vardır.Mají charakteristickou vůni.
Ülke eyaletlerinin kendilerine ait bir ordusu yoktur.Ostrov nemá vlastní armádu.
Bu süre boyunca pronoiar'lar, kendilerine ait bir Pronoia hibesi vererek takipçileri de çekebildiler.V této době také mohli proniariové přilákat potenciální stoupence tím, že jim pronie sami dali.
Dil: Kendilerine göre şiveleri vardır.Tento jazyk má i vlastní písmo.
Şamanların kendilerine özgü şapkaları (sen tsic’uus) olur.Panožky však mají i zástupci jiných (nepříbuzných) říší prvoků.
Muaviye, kendilerine bir konuşma yapar.MUTO totiž s něčím mluví.
Derinlemesine uzun yolculukları boyunca kendilerine düşen parçacık halindeki maddelerin dökülmesinden oluşur.K jeho oddálení je schopna rozkmitat ocas, čímž se prodlouží doba strávená nad hladinou.
Hakas Türkleri gibi kendilerine Tadar (Tatar) kişi demektedirler.Komunikují mezi sebou kejháním podobným husímu.
Tanrı tekti ve kendilerine han gönderirdi.Bůh poslal Mojžíše a vysvobodil je.
Erişkinler genelde kur yapmak ve çiftleşmek için bir araya gelir ve kendilerine geniş bölgeler ayırırlar.Dospělí jedinci se setkávají jen při námluvách a páření a sami si obsazují velké teritorium.
Takipçileri kendilerine kemetist demektedir.Obyvatelé sami sebe nazývají Lassany.
Uygurların kendilerine ait bir alfabeleri vardı.Věděli jste, že Vrahovice mají vlastní arboretum?
Öğrenciler, kendilerine verilen tedrisatın erkek öğrencilere verilenden az olduğunu düşünmeye başlamışlardı.Učitelé si mysleli, že dělají výzkum o nadaných dětech.
Her çift birlikte kendilerine ait bölgeyi savunur.V době hnízdění pak páry obhajují svá teritoria.
Bu yüzden kendilerine yeni bir yol çizerler.Odjedou tedy společně za novou prací.
İkinci plaklarında daha "kendilerine" döndüler.Poté se vrátili ke svému "druhému" spánku.
Halbuki kendilerine IV. Filip tarafından işkence yapılmayacağına dair söz verilmişti.Nejenže bula neměla zastrašující efekt na Filipa IV.
Bunların her birinin Tapınakta kendilerine özel görevleri vardı.Každý člověk měl náboženské povinnosti.
Ya da orada kendilerine yeni bir hayat kurdular.Pentru ei a luat ființă o nouă grădiniță.
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.Numai cu banii pe care îi putea câștiga Engels, familia Marx a trăit în mare sărăcie.
Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.În scrisul lor era călăuzire și îndurare pentru aceia care se tem de Domnul lor.”
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.Majoritatea celor bolnavi provin din medii sărace și cei mai mulți nu realizează faptul că sunt infectați.
Önce kendilerine bir lider seçmeleri gerekir.Mai întâi trebuia desemnat un conducător.
Yaman ve Mira, nişanlanmalarının ardından kendilerine bir yol çizerler.Ei i-au zărit pe Küchlüg și pe ai săi și s-au dus către ei; în vreme ce mongolii veneau din cealaltă parte.
Diğerleri ise kendilerine çok az yemek verilen ve salgın hastalıkların yaygın olduğu kamplarda tutuluyordu.Alții au fost internați în lagăre, unde au primit puțină mâncare și s-au îmbolnăvit.
Bu melekler de kendilerine Allah tarafından ulaştırılan emirleri yerine getirirler.Dumnezeu poate folosi puterea îngerilor săi (cum ar fi Satana) pentru a testa oamenii.
Karahıtaylar, kendilerine isyan eden Karluklar'ın üzerine onu gönderdi.Ei se aruncară furioși asupra lui.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.Voi care ați primit Legea întru rânduieli de la îngeri și n-ați păzit-o!"
Antik Mısır tanrıları, Antik Mısır'da kendilerine tapınılan tanrı ve tanrıçalardır.Dicționar al zeilor și zeițelor Egiptului antic.
Rumenler tarih boyunca kendilerine Rumen veya Romanyalı adlarını vermişlerdir.Locuitorii, totuși, și-au zis mereu romaioi, sau romani.
Malaki 1:2'de İsrail halkı Tanrı'nın kendilerine olan sevgisini sorgulamaktadır.Luca 7:21 Mulți oameni sunt curățiți de spiritele rele de către Iisus.
Bizanslılar birtakım diplomatik uygulamalarla kendilerine yarar sağladı.Împrejurările l-au arătat și un diplomat desăvârșit...
Birden fazla çırak aygıt varsa kendilerine ait çırak seçim (çip seçim) teliyle seçilebilirler.Dacă există mai multe clici maxime, se poate alege arbitrar una dintre ele.
Özel güçleri olan vampirleri korurlar ve kendilerine katılmalarını isterler.Din garda lor personală fac parte vampiri cu talente speciale, care îi păzesc cu grijă.
Aynada kendilerine bakıyorlar.Ei se uita la ei înșiși în oglindă.
Oyuncuların kendilerine oy vermesi yasaklandı.A játékosoknak tilos volt saját magukra szavazni.
Çocuk onlara kendilerine bir oğul olarak cennetten gönderildiğini söyler.A fiú elmagyarázta nekik, hogy a mennyből küldték, hogy a fiuk legyen.
Jack, kendilerine kurulan tuzağı bildiğini Michael'a sözler.Jack rájött, hogy Michael csapdába akarja őket csalni.
Biz de kendilerine teşekkür ediyoruz.Köszönjük, hogy te is figyelembe veszed őket!
Nasyonal sosyalistler kendilerine özgü mimari bir tarz yaratma yoluna gitmişlerdi.A nemzetiszocialisták igyekeztek magukhoz kötni őt.
Lyonlular kendilerine Lyonnais derler.Ők magukat lyoni szegényeknek nevezték.
Genç çift kendilerine miras kalan evi görmek üzere Düzce'nin yolunu tutar.A két hajléktalanná vált testvér elhatározza, hogy megnézik az örökölt házat.
İnsanlara kendilerine en yakın olan kişi şeklinde görülebilir.Igen, mindannyian szeretnénk hinni azokban, akik a legközelebb állnak hozzánk.
İsimlerinin yanı sıra grup üyeleri kendilerine verdikleri 0'dan 8'e kadar olan numaralarla tanınırlar.Valódi nevük mellett mindegyikük visel egy számot nullától nyolcig.
Ayrıca Amerikan yerlileri kendilerine özgü bazı diller konuşurlar.Ezenkívül az őslakos indiánok saját nyelvüket beszélik.
Para Para dansı hayranları sıklıkla kendilerine "Paralists" adını verirler.A címet a rajongók gyakran rövidítik "ParaKiss"-nek.
Buradaki pek çok hanedan kendilerine bağlılık yemini etmiştir.Bátyjai többféleképpen tettek esküt.
Dişi ve erkek Pallas kedileri kendilerine özgü kokularıyla bölgelerini işaretler.A hímivarú macskák, a kandúrok átható szagú vizeletükkel jelölik ki felségterületüket.
Sonra, bunun sadece kendilerine olup olmadığını tartışırlar.Ezután azt állítja, hogy maga a létezés sem létezik.
Önce kendilerine bir lider seçmeleri gerekir.A fiúk először is vezetőt választanak maguk közül.
Pek çok küçük hanedan kendilerine sadakat yemini etmiştir.Az ifjú pár hűséget esküszik egymásnak.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Dağılmış orclar kendilerine kamplar kurdular.A csatakiálltás (Erődítmény küldetés) "Az orkokat harcosoknak teremtették.