Aralarında kıskançlık yoktur ve kendilerine ait olmayan şeyleri açgözlülük ve hırsla istemezler.Wśród nich nie było sławnych ludzi, nie dzierżyli też oni żadnych urzędów.
Bakanlar Kurulu üyeleri içlerinden birini kendilerine başkan seçer.Członkowie komisji wybierają spośród siebie przewodniczącego komisji.
Ona bunu kendi kendilerine yaptıklarını söyle.Idź i powiedz to swoim!.
Kale sakinlerine ve kendilerine de zarar vermeyeceğini söyler.Uważa, że Wilkowyje poradzą sobie równie dobrze bez niej.
Genellikle bu yetenek Tanrısal bir güç tarafından kendilerine bahşedilmiştir.Uzurpujemy sobie wiele mocy, które niegdyś przypisywaliśmy jedynie Bogu.
Diğer afazi türlerinde kendilerine söyleneni anlamada daha çok zorluk yaşanabilir.Ludzie z innymi rodzajami afazji mogą mieć większe trudności ze zrozumieniem tego, co jest do nich mówione.
Teröristler ondan yeni silahından kendilerine yapmalarını isterler.Stark powstrzymuje terrorystów w swojej nowej zbroi.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.Tymczasem mądra mrówka opowiedziała ludziom o młodym byczku, a jemu o innych zwierzętach.
Melekler kendilerine güveniyorlarmış.Do tego wierni zakładają sandały.
Kısa sürede kendilerine ait bir fantezi dünyası yaratırlar.Wkrótce przenosi się do Fantazji.
Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır.I zawojowali ladzką ziemię i uprowadzili mnogie Lachy i między siebie ich rozdzielili.
Erişkinler genelde kur yapmak ve çiftleşmek için bir araya gelir ve kendilerine geniş bölgeler ayırırlar.Czasami plechy występują licznie obok siebie, zlewają się i tworzą duże skupiska.
Kendilerince dillerine ve kendilerine ne dendiği bilinmiyor.Mówią oni własnym, niezrozumiałym dla innych językiem.
Kendilerine Yahudi yerine İbrani demeyi tercih ederler.Obok polskich dominują nazwiska żydowskie.
Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.Detta barn skulle föra Herrens budskap till människan på jorden.
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''Ty en tjänst som utförts på så sätt är god, glad och välbehaglig för Herren".
Hastalığa yakalananların çoğu fakirdir ve çoğu da hastalığın kendilerine bulaştığının farkında değildir.De flesta som har sjukdomen är fattiga och de flesta som är smittade vet inte om det.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.Men de lyssnade inte på hans budskap om fred och rättvisa.
Hakaslar gibi kendilerine Tadar (Tatar) kişi demektedirler.Men de omfattande skadorna liknade de som uppkommer vid en isstorm.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Han vill att hon berättar om deras tid tillsammans.
Kendilerine has pratik zekaları vardır.De var välutbildade (se ovan).
Marge, Homer'a eski işinin kendilerine yettiğini ve çocukların bunun üstesinden geleceğini belirtir.Marge påminner honom att de klarade sig på hans gamla jobb förut, och att barnen kommer att komma över det.
Quenya dilinde, kendilerine Pitya-naukor denir.På högalvernas språk quenya benämns de úlairi.
Gelenler Hakkâri'nin Benekli yaylasına yerleştirildi ve kendilerine uçakla yiyecek maddesi atıldı.Han kom så till gården Hov (Hof) där han försökte få natthärberge.
Ama Diego'nun kendilerine rehberlik edebileceğini söyler.Men kommer deras egon att tillåta dem samarbeta?
Sonra, bunun sadece kendilerine olup olmadığını tartışırlar.Men de upptäcker även att de inte är ensamma.
Timon'un alacaklıları Timon'un kendilerine hemen ödeme yapmasını istemek için geldiklerini bildirirler.De säger till Timon att ge dem guldet.
Kendilerine bakmakta güçlük çeken yaşlılar için özel bakım evleri mevcuttur.För småorten Djupviken, se Djupviken (småort).
Bu atları kendilerine Pura Han getirir.Hästarna ska använda sig av gångarten rent trav.
Kendilerine özgü ve yakın mesafede kulağı oldukça rahatsız edici, ürkütücü ve uzun bir çığlık sesi çıkarırlar.De har ett högt, spöklikt klagande läte som hörs på långt avstånd.
Decepticonlar bu objeyi kendilerine ordu yaratmak için kullanmak istemektedir.Cortex hoppas kunna använda dessa djur till att bilda en armé.
Localar bunu kendi kendilerine uygulamaya başladılar.Medlemmar hade nu alltmer börjat jobba för sig själva.
Gerekçe bildirilmemiş, sadece kendilerine ihtiyaç olmadığı söylenmiştir.Exempel: Jag anmälde mig eftersom ingen annan gjorde det.
Böylelikle ikinci kez bir FIFA organizasyonunda, final oynayan kadroda kendilerine yer buldular.För första gången i ett FIFA-spel, var offsideregeln korrekt.
Kendilerine Yahudi yerine İbrani demeyi tercih ederler.Judendomens anhängare kallas judar.
Kendilerince dillerine ve kendilerine ne dendiği bilinmiyor.Deras egen beteckning för sitt språk är inte känd.
O kişilerin kendilerine karşı duygularının üç aşamalı bir süreç ile belirlendiğini savunmuştur.Det förväntas av kvinnan att hon själv ska säga till när dessa tre månader förflutit.
Kendilerine ait bir toprakları vardı.Адже мали власну землю.
Vizeler sonraki 2 iş günü içinde kendilerine verilir.Візи видаються протягом наступних 2 робочих днів.
Atomların (veya öğeciklerin) bile kendilerine özel mıknatıssal alanları vardır.Ці нерви також мають свої специфічні ядра.
Grup kendilerine "Tony Flow and the Miraculous Masters of Mayhem" diyordu.Ентоні під ім'ям Swan організовує свою групу Tony Flow and the Miraculously Majestic Masters of Mayhem.
Ulusal şubelerinin belgelerinde "SCI Alt-kolu" olarak belirttiği kendilerine ait adları olabilir.Національні підрозділи можуть мати свої власні назви, в яких вони вказують "галузь SCI" у своїх документах.
O döneme kadar genellikle her okul ya da üniversite kendilerine özgü kurallarla futbolu oynuyorlardı.До того майже кожна школа і кожен футбольний клуб мали власні зведення правил.
Kadın müzeleri; kadınların eğitimi, güçlenmesi ve kendilerine olarak güvenlerinin artması için önemlidir.Жіночі музеї дійсно є дуже важливими для освіти жінок, посилення та розширення їхніх можливостей.
Özel güçleri olan vampirleri korurlar ve kendilerine katılmalarını isterler.Навіть її наближені вампіри бояться знаходиться поряд із нею.
İhtiyaçları olan tek şey, kendilerine ait bir devletti.«Єдине, що їм було потрібно — це країна, яку вони могли б назвати своєю.»
Bazılarının kendilerine özgü karakterleri vardı.Частина з них носила расовий характер.
Sıvı aminlerin kendilerine has "balığımsı" bir kokuları vardır.Деякі лосьйони мають запах «горілого».
Dedelerimiz meşeleri budayarak keserek kendilerine ev yerleri açmışlar.Сусіди просили і їхні хати прикрасити.
Bir gün mahallesi eşkiyalar basar ve ondan 4 gelinini de kendilerine vermelerini isterler.Одного разу він зустрічає в лісі чотирьох лицарів і просить матір відпустити його з ними.
Takipçileri kendilerine kemetist demektedir.Усі назвали себе православними.
Localar bunu kendi kendilerine uygulamaya başladılar.Користувач повинен сам вводити їх у грі.
Team Death Match: İki takım da kendilerine düşman olan askerleri öldürmeye çalışır.Team Deathmatch — всі бійці діляться на дві команди, які змагаються у вбивстві противників.
Melekler kendilerine güveniyorlarmış.Вони вірять, що коло них є янголи.
Saçları da okulda kendilerine sorun çıkaracak kadar uzundur artık.Отримав прізвисько «Клопіт» ще в училищі за свій характер.
Kullanıcılar kendilerine komşu bölgeler üzerinde yapılan değişiklikleri de denetleyebilirler.Користувачі також можуть перевіряти внесок інших у межах їх околиці.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.A věru nikdy nebyli oslyšeni, kdo zbožně a důvěrně se utíkali k ní o její přemocnou ochranu.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Vybízí je, aby řekli svůj příběh.
Kutsal sözlerin rehberliğinde kendilerine yeni bir dünya yarattılar ve çocuklarına dev hayvandan bahsettiler.I vystavěli nový svět k obrazu svému, jak slíbili v posvátném svitku, a hovořili o zvířeti se svými dětmi.
Kendilerince dillerine ve kendilerine ne dendiği bilinmiyor.Ani jejich jazyk, ani to jak sami sebe nazývali není známo.