Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerine ile cümle

kendilerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun yerine, kendilerine ölçünlü ödeme yapılıyor ve devletçe belirlenmiş bir süreliğine işe alınıyorlardı.وعوضاً عن ذلك فقد تقاضي الجنود أجور متوسطة بشكل ثابت، كما عينتهم الدولة لفترات محددة.
Bakanlar Kurulu üyeleri içlerinden birini kendilerine başkan seçer.عادة يختار المجلس أحد أعضائه ليكون الرئيس.
Sonra, bunun sadece kendilerine olup olmadığını tartışırlar.وحلف كل منهم أنه لا يملك سوى هذا.
Gerekçe bildirilmemiş, sadece kendilerine ihtiyaç olmadığı söylenmiştir.إذا لم يكن هناك احترام، وهذا يعني أنهم لا يريدون لي.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.ثم إخبار الملائكة لوطاً بحقيقتهم وبمهمتهم التي جاءوا من أجلها، وبأن القوم لن يصلوا إليهم.
O döneme kadar genellikle her okul ya da üniversite kendilerine özgü kurallarla futbolu oynuyorlardı.قبل هذا الاجتماع، كان لكل جامعة قواعدها الخاصة، وكانت كرة القدم في الجامعات تلعب على أساسا رمز الفريق المحلي.
Kolların iç yan yüzlerinde kendilerine özgü uzunlamasına kas demetleri bulunur.وكانوا يربطون رؤوسهم بالعِصَابة البيضاء التي تميزهم عن غيرهم من الناس، أي من غير الإخوان.
Din değiştermeden sonra Yeni Hristiyanlar kendilerine Hristiyan isimleri edindiler.بعد التحول للمسيحية، اعتمدت العائلات الإسلامية الأصل أسماء مسيحية جديدة.
Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.Os justos (não os sacerdotes, levitas e israelitas) entrarão na porta do Senhor.
Grup kendilerine "Tony Flow and the Miraculous Masters of Mayhem" diyordu.Na época, eles eram conhecidos como Tony Flow and the Miraculously Majestic Masters of Mayhem.
Bunun yerine, kendilerine ölçünlü ödeme yapılıyor ve devletçe belirlenmiş bir süreliğine işe alınıyorlardı.Pelo contrário, agora recebiam um pagamento fixo, e eram empregues pelo Estado por uma duração determinada.
Fakat bunlar yaptıkları ile kendilerine pek inanılmayacak birer müttefik olduklarını gösterdiler.Eles confiavam em si mesmos, con­sideravam-se justos e desprezavam os outros.
Bremen ve Hamburg dışındaki tüm federe eyaletlerin kendilerine ait liyakat nişanları vardır.Todos os estados da Alemanha, fora de Bremen e Hamburgo, têm próprias ordens de mérito.
Kendilerine has yemekleri, müzikleri ve dansları vardır.Eles têm instrumentos, danças e músicas próprias.
Yaman ve Mira, nişanlanmalarının ardından kendilerine bir yol çizerler.O mesmo o teriam feito os Visigodos e os Muçulmanos, que a ocuparam posteriormente.
Bunların her birinin Tapınakta kendilerine özel görevleri vardı.Cada tribo tinha uma função específica no Império.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Wa a galiba illa-llah - لا إله إلا الله significa "Não existe mais vencedor que Alá".
Misafirlerden haberdar olan halk toplanıp evi kuşatarak misafirlerin kendilerine teslim edilmesini isterler.Habitantes de Tiro virão com seus presentes, próceres do povo implorarão teu favor."
Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.Porém, por demorar a anunciá-lo, não pôde mais ser reconhecido como seu inventor.
Bölgelerin coğrafik konumu kendilerine has hidrolojiksel özelliklerinden kaynaklanır.A extensão geográfica das regiões é baseada em suas respectivas propriedades hidrológicas.
Ekonomik durumları, kendilerine en çoğunu sunan adaylara oy vermelerine neden oldu.A pobreza deles geralmente levou-os a votar para a candidato que lhes oferecesse mais.
Bunlar hiçbir şeyi kendi kendilerine inkar veya tasdik etmezler.Eu já não temo nem creio."
Biz de kendilerine teşekkür ediyoruz.Eu também gostaria de agradecer.
Seben-Bolu yolu üzerindeki düz arazide kendilerine sonradan yayla edinmişlerdir.Porém, no lugar das fogueiras no chão, estabeleceram-se lareiras.
Lyonlular kendilerine Lyonnais derler.Os habitantes da cidade são chamados de lyonnais.
Quenya dilinde, kendilerine Pitya-naukor denir.Em Quenya eram chamados pitya-naukor.
Jack'e kendilerine katılmaları konusunda ısrar ederler ancak Jack kabul etmez.Kate tenta convencer Jack,mas Jack não aceita.
Bazıları da kendilerine özgü güçler geliştirmişlerdir.Eles os alugam de seus donos, alguns dos quais possuem vários riquixás.
Erkekler 6 ile 8 yıl arasında ergenliğe ulaşsalar da kendilerine ait bir alanları olmaz.Os jovens são amamentados por cerca de 6 a 8 meses até que sejam capazes de cuidar de si mesmos.
Kendilerine has warrior monk'ları vardır.Lá estão confrontados com monstros guerreiros.
Kendilerine ait rütbeleri vardı.Você tinha que ter suas coisas.
İkisi de bestenin kendilerine ait olduğunu iddia etti.Ele achava que ambos se submeteriam a seus interesses.
Antik Mısır tanrıları, Antik Mısır'da kendilerine tapınılan tanrı ve tanrıçalardır.O panteão egípcio é o conjunto de deuses e deusas adorados no Antigo Egito.
Müzisyenlerin cover şarkılarından ve kendilerine ait şarkılardan oluşur.Contém originais do músico e covers.
Kendilerine ait bir toprakları vardı.O Egito tinha instalações próprias.
Ona bunu kendi kendilerine yaptıklarını söyle.Fale a outros no que fez.
Sonra, bunun sadece kendilerine olup olmadığını tartışırlar.Depois dela entrar, Cal conta que o acordo é apenas para ele mesmo.
Filozoflar kendilerine söylemlerin kanıtlayıcı olduğunun söylenmesinden pek hoşlanmazlar.Alguns filósofos defendem a ideia de que algo faz as afirmações verdadeiras serem verdadeiras.
Hep birlikte hareket ederlerse, kimsenin kendilerine bir şey yapamayacağını anlatır.Se ambos desertam, ninguém leva nada.
Team Death Match: İki takım da kendilerine düşman olan askerleri öldürmeye çalışır.Death Match (DM) - O objetivo da equipe é matar o maior número de inimigos possível.
Bir kadın resmi izleyene bakarken diğerleri kendilerine servis yapılmasını beklemektedir.Ando pergunta a uma mulher quando a foto foi tirada.
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.Met slechts het geld dat Engels kon werven leefde de familie Marx in extreme armoede.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.Deze gesteldheden zijn: Degenen die ongelovig zijn en onwetend en hardleers zijn.
Kendilerine bir bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.''God zal hen bij deze inname bijstaan en voor een goede afloop zorgen.
Ve kendilerine verilen Üç Yüzüğü kullanmadılar.Het zijn er drie, te onderscheiden door de drie engelen die boven hen zweven.
Araplar putların kendilerine Allah katında şefaat edeceklerine inanırlardı.Atheïsten zijn mensen die niet in het bestaan van god(en) geloven.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Zij wilden geen andere god aanroepen dan Hem.
Rinuccio Schicchi'dan kendilerine yardım etmesini talep eder.Rinuccio smeekt Schicchi hem te helpen.
Ancak, kendilerine bakan kişi ile bağ kurarlar.Krijgers gehoorzamen slechts (hun eigen) Meesters.
Bizanslılar birtakım diplomatik uygulamalarla kendilerine yarar sağladı.De Byzantijnen maakten gebruiken van een aantal diplomatieke vaardigheden.
Sıranın hemen kendilerine gelmesini isterler.Aan hen wordt het gebruik daarom afgeraden.
Melekler insanlardan, kendilerine cüzi irade verilmemiş olmaları yönünden ayrılırlar.De engelen maanden Lot en zijn gezin Sodom te verlaten en geboden hen niet om te kijken.
Grup kendilerine "Tony Flow and the Miraculous Masters of Mayhem" diyordu.Kiedis richtte vervolgens het bandje Tony Flow and the Miraculously Majestic Masters of Mayhem op.
Antik kaynakların iddiasına göre, askerler kendilerine söz verilen ödemenin ancak yarısını almışlardı.Antieke bronnen suggereren dat zij slechts de helft van het aan hun beloofde donativum hadden ontvangen.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Zij seinden hun nieuws naar Aneta.
Lyonlular kendilerine Lyonnais derler.De inwoners heten Lyonnais en Lyonnaises.
Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.Zo valt hij van onder gezien niet op in vergelijking met de zee.
Bakanlar Kurulu üyeleri içlerinden birini kendilerine başkan seçer.Ook kiezen de afgevaardigden een voorzitter uit hun midden.
Kendilerine verilen emirleri yerine getirirler.Daarom beschouwden zij hun afgelegde eed als ongeldig.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Op die manier is het gemakkelijk om hen te herkennen en worden zij niet lastiggevallen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod