kendilerine şekerleme paketlerini dağıtırken çocuklar mutlulardı.Los niños estaban muy felices cuando les repartimos los paquetes de caramelos.
İspanyol vatandaşlar kendilerine yalan söylemeyen bir hükümeti hak ediyor.Los ciudadanos españoles se merecen un gobierno que no les mienta.
Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.Comunicó el sueño a su señor, quien lo condujo ante el rey, quien se llenó de miedo.
Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti niyaz olunur."Cristo de la Misericordia (Hdad. de la Palma) Paso del Stmo.
İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye kadar hep şüphe içindedirler.La casa de los infieles será demolida y ellos serán totalmente arrasados.
Bu yüzden toprağın sahipleri olarak kendilerine sahibü'l arz da denilmiştir.Así fue en verdad como se hizo la creación de la tierra: - ¡Tierra!, dijeron, y al instante fue hecha.
Sıranın hemen kendilerine gelmesini isterler.Luego, éstos se guardan colgados a la espera de su molienda.
Biz de kendilerine teşekkür ediyoruz.Así que les quiero agradecer también a ellos.
Bunlar hiçbir şeyi kendi kendilerine inkar veya tasdik etmezler.La verdad es que les era indiferente o que no lo creían.
Çünkü uyandıkları zaman kendilerine verilen bazı mesajların gerçekleşmesine tanık olduklarını iddia ederler.Y después de enumerar los versos remataban con el pregón: «¡Los versos!, ¡Los versos!»
Onlar, kendilerine mahsus mânâları başkalarına ifşa etmezler.No es a ellos a quienes hay que seducir, es a los demás.
Onların zulme sapanları, bir sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle değiştirdiler.Ellos sí pueden quejarse de sus maestros y reclamar que se les cambie, que se les expulse.
Kendilerine özgü bütçeleri de yoktur.No disponen de presupuesto propio.
Ona bunu kendi kendilerine yaptıklarını söyle.Por favor, hagan lo mismo por él.
Elfler kendilerine Quendi derler, anlamı "Konuşanlar"dır.Unos reprochan: "¿Por qué acaparas?", los otros: "¿Por qué derrochas?".
Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler.Aunque en aquella ocasión no los ingirió, ahora tenía conocimiento de éstos.
Yezidiler kendilerine "Azday Halkı" adını verirler.Sus gentes reciben el nombre de eretnas (en turco: Eretnaoğulları).
Kohen olmayan Levililerin ise kendilerine has görevleri vardı.Los segedanos, que aún no tenían terminadas sus murallas, se refugiaron en Numancia.
Bu gizemli durum kendilerine yönelik merakı iyice kamçılar.Entonces son ellos los que oyen los extraños golpes.
Sonra, bunun sadece kendilerine olup olmadığını tartışırlar.Luego no se limitará a identificarlos sólo a ellos.
Kendilerine rahat vermeyen Ürdün Arapları’nın baskısıyla Adana’ya geldiler.Así, se dirigieron a la isla de Los Gelves, de la que tomaron posesión sin resistencia.
Köy halkı bahçelerin de kendilerine yetecek kadar sebze ve meyve yetiştirirler.Para los habitantes de las ciudades las frutas y las verduras eran prácticamente inasequibles.
Ama denizden geçip kendilerine Vadedilmiş Topraklar'a geçme imkani yok görülmektedir.En el mar serán frecuentes las nieblas, pero en la tierra cercana no lloverá.
1942 yılında piyade taburları kendilerine ait altı adet tanksavar topuyla donatılmış müfrezelere kavuştu.A partir de 1942, los batallones de Infantería obtuvieron sus propios pelotones antitanque de 6 cañones.
Yerel hükümetler yarı-özerktir ve kendilerine ait yasama ve yürütme organları vardır.Los gobiernos provinciales son semi-autónomos y cuentan con órganos legislativos propios.
Bu melekler de kendilerine Allah tarafından ulaştırılan emirleri yerine getirirler.Los ángeles corrieron a Iblis, sabiendo que Alá escuchaba sus súplicas.
Kendilerine ait rütbeleri vardı.Había sus categorías.
Böylece bankalar küçük tasarruf sahiplerini kendilerine bağlamış olurlar.Estos bancos permitieron atraer el dinero de los pequeños ahorradores.
O zaman kendilerine ve çocuklarına sürekli iyilik gelirdi.Así, él y más gente puso manos a la obra para fabricar alas para él y su hijo.
Kendilerine has yemekleri, müzikleri ve dansları vardır.Hubo danza, comida y música.
Böylece kötülük yapan insanların kendilerine de zarar verdiklerine inanılır (Karma felsefesinde olduğu gibi).Y quien niegue la creencia, habrá perdido sus obras y en la última vida será de los perdedores.
Bireysel kristaller kendilerine özgüdür.Es común que por lo tanto el uso de cristales individuales.
Sıvı aminlerin kendilerine has "balığımsı" bir kokuları vardır.«Bombas con olor a peixe».
Kolların iç yan yüzlerinde kendilerine özgü uzunlamasına kas demetleri bulunur.Únicamente la mitad distal de sus brazos (la más alejada del cuerpo) poseen ventosas.
Kendilerine has bir yazı sistemleri vardı.Posee su propio sistema de escritura.
Kendilerine Şabak dillerine ise Şabaki adını vermektedirler.Cuando se elabora en pan lengua (el de los completos) se le denomina as.
Ordu mensuplarında, her bakımdan kendilerine güven arttı.Todo esto aumentó la confianza de los soldados en su ejército.
Kendilerine ait bölgelerini titizlikle savunan hayvanlardır; bölgelerinin sınırlarını koku ile işaretlerler.Son famosos sus palomares, que inundan la Tierra de Campos, así como sus castillos.
Takipçileri kendilerine kemetist demektedir.Parece que los cerdis se llaman a sí mismos pequeños.
Antik Mısır tanrıları, Antik Mısır'da kendilerine tapınılan tanrı ve tanrıçalardır.Las deidades del Antiguo Egipto son los dioses que eran venerados en el Antiguo Egipto.
İnsanlar diğer insanları kendilerine benzer ya da farklı olarak gruplara ayırmaktadır.Habrá que esperar a otros iguales o distintos.
Eskiden pek bilinmeyen Kerpe, tanıyanların kıskançlıkla kendilerine sakladıkları bir yerdi.Fue en su día una máquina secreta que se guardó celosamente del conocimiento de otros pueblos.
Ve Charles ve Erik diğer mutantları birlikte bulup kendilerine katmaya başlarlar.Charles y Erik se hacen amigos y juntos localizan mutantes para la CIA.
Le Dœuff’a göre, feministler kendilerine özgü bir katkı sağlıyorlar.Sra. del Rosario, por la que los vecinos organizan una gran comida.
Sadece erkekleri ön kanatlarını birbirine sürterek ses çıkarırlar, dişileri kendilerine çekerler.Por eso sólo le oímos gruñidos y hablando entre dientes.
Pankartlar asıldı ve bölge halkına kendilerine destek vermeleri için çağrıda bulunuldu.Un grupo de bosnios exigió que el vehículo permaneciese en la zona y les ayudase.
Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler.Certo, coloro a cui è stato dato il Libro, sanno che questa è la verità che viene dal loro Signore.
Buraya yerleşerek kendilerine Éotheod dediler.Egli raccontò: «così avrebbero potuto incollarli sopra.
Kendilerine yeterince vakit ayıramadıkları için birbirlerinden özür dileyen sevgililer sarılıp uyurlar.Essi amano la ricchezza e dimenticano il tempo della resurrezione.
Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.Accorrono però dei cacciatori che salvano il loro signore.
Kendilerine söylenmekte olan şeyleri anlarlar; ancak akıcı olarak konuşamazlar.Vengono convocati testimoni contro di lui, ma non riescono ad accertare nulla, né a farlo tradire.
Jane ve Jeff Purse ile stüdyoda başarılı bir iş çıkardıklarını görünce kendilerine Snakehips adını verdiler.Dopo aver lavorato in studio con Jane e Jeff Purse, i due decisero di chiamarsi Snakehips.
Bunlar hiçbir şeyi kendi kendilerine inkar veya tasdik etmezler.I loro successori furono empi e non regnarono.
Bazıları da kendilerine özgü güçler geliştirmişlerdir.Distribuirono parte delle loro ricchezze ad organismi caritatevoli.
Jedi Konseyi'nin üyeleri ümit vaadeden Jedi'ları kendilerine katılmaları için seçimden geçirirler.Solo i membri del Consiglio scelgono i Jedi destinati a unirsi a loro.
Bizanslılar birtakım diplomatik uygulamalarla kendilerine yarar sağladı.I Bizantini si servivano di varie tattiche diplomatiche.
Grubun kendilerine ait olan orijinal şarkıları "Take It Away" 2011 NBA finallerinde kullanılmıştır.La loro canzone originale Take It Away è stata utilizzata nel promo per il 2011 NBA Finals.
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.Essi non dimenticarono mai l'ingiustizia di cui furono vittime.
Kendilerine mübah kılınanın çok azıyla, ölmeyecek kadar bir gıdayla yetinirler.Ossessionati dal loro destino, essi non temono la morte; piuttosto, un poco la cercano.
Hay: Ermenilerin kendilerine verdikleri isim.Voce principale: Persone di nome Erik.