Rab'lerinin kendilerine vermiş olduğu şeylerden zevk duyarlar.rejoicing in whatever their Lord has given them.
De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.Say: "O my Servants who have transgressed against their souls!
Şimdi, bu göçmenler Borodalupara'nın büyük bir kısmının kendilerine ait olduğunu belirtiyorlar.Now those settlers claim a large portion of Borodalupara as theirs.
Halk mevsimi kendilerine özgü geleneklerle kutluyor.People celebrate the season in their own ways.
Sağlık görevlileri kendilerine yıllardır destek veren herkese teşekkür ettiler.The medics thanked all who supported them over the years.
Yasa kapsamında, gazilerin kendilerine değil, ailelerine para yardımı yapılıyor.Under the law, veterans' families and not the veterans themselves receive financial benefits.
Polis, Topaloviç'in soruşturma sirasında kendilerine, AIO üyesi olduğunu söylediğini belirtti.Police said that Topalovic told them during the investigation that he was a member of AIO.
Vasiç, "Satıcılar kendilerine ait realizasyon miktarını artırmak istiyor."The fact is that vendors want to increase the amount of realisation for themselves.
Veya kendilerine daha yakın bir şey seçebiliyorlar.Or they could choose something closer to home.
Üç general de kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetti.All three generals have pleaded not guilty to the charges brought against them.
Yine de kimileri kendilerine bir çıkış yolu buluyor.Nevertheless, some have broken through.
Evet, devletin ilgisi var, fakat devletin haklarını kendilerine vermesini beklememeliler."Yes, the state is involved, but they shouldn't be waiting for the state to hand them their rights."
FCS her yıl, kendilerine başvuran film yapımcılarına finansman olanağı sunuyor.The centre invites filmmakers to apply for co-financing of their movies each year.
Belediye, konuyla ilgili olarak kendilerine 1000'den fazla şikayet geldiğini iddia ediyor.The municipality claims to have received almost 1,000 complaints on the matter.
Diğer yandan siyasi partiler "Rugovizmi" kendilerine mal etme yarışına girdi.Political parties, meanwhile, are eager to claim "Rugovism" as their own.
Batılı ülkelerde de kendilerine has bir atalet mevcut.Western countries have their own forms of inertia.
Taraftarlar, sporcuların başarılarının kendilerine çok şey ifade ettiğine katılıyor.Fans agree that the successes of athletes mean a great deal to them.
Şirketlerinin kendilerine iki yıllık maaşlarını borçlu olduğunu iddia ediyorlar.The company that employs them allegedly owes them two years' worth of wages.
Öte yandan banka çalışanları, kendilerine sağlanan düşük faizli kredilerden faydalanabiliyor.Bank employees, meanwhile, can take advantage of special low rates available to them.
Goralıların kendilerine özgü kültürleri ve yaşam tarzları, yeni zorluklarla karşı karşıya.A distinctive culture faces new challenges to their cherished way of life.
Gelenekleri ve kültürleri de kendilerine özgü.They have their own unique tradition and culture.
Diğerlerinin kendilerine düşen payı 25 yıl içinde, faizsiz taksitler halinde ödemeleri gerekiyor.The others must pay their part over 25 years, in installments without interest.
Yıldız, kendilerine Rouvitse adını veren bir hayran kitlesine de sahip.The star has an army of dedicated fans who call themselves Rouvitses.
Balkan ülkeleri kendilerine has gelenek ve görenekleri ile kışı kutluyorBalkan countries celebrate winter with customs and traditions
Tüm lisans öğrencileri tam burslu olarak eğitim görmektedir ve kendilerine yurt imkanı sunulmuştur.All undergraduate students are studying with full scholarship and they are offered a dormitory.
Kendilerine mahkemede Efendim olarak hitap edilir.In court, they are properly addressed as My Lord.
Ne aşina oldukları ne de kendilerine yabancı yüzleri tanıyabilirler.They are unable to recognize both familiar and unfamiliar faces.
Çoğunlukla, bu tehditler tehlike içeriyordu ve hayalperestlerin kendilerine yönelikti.For the most part, these threats involved danger and were aimed at the dreamer themselves.
Bölgesel olarak Tata Somba adı verilen kendilerine özgü ev inşaat tarzları ile ünlüdürler.They are regionally famous for their distinctive house construction style called the Tata Somba.
Oyuncular kendilerine drag kral veya drag kraliçe diyebilirler.Performers may call themselves drag kings or drag queens.
Cebelitarıklılar da kendilerine Llanitos derler.Gibraltarians also call themselves Llanitos.
Çocuklar gizlice kayaya kendi kendilerine döndüler ve mağaranın girişini açtılar.The boys secretly returned to the rock by themselves and opened the entrance to the cave.
Ulster milliyetçileri ise kendilerine has Ulster milliyetçi bayrağını kullanır.Loyalists sometimes display the flag of Scotland as a sign of their Scottish ancestry.
Vatandaşların çoğu kendilerine sarı köpek Demokratları diyor.Many of the citizens refer to themselves as yellow-dog Democrats.
Genel olarak, operatörler genellikle kendilerine emanet edilen fonları kötüye kullanmazlar.[3][4]In general, operators usually don't misappropriate the funds entrusted to them.[5][6]
Sürücülerin çoğu kendilerine bakan ekiplerdeydi.Most riders were in teams that looked after them.
Suikast için kendilerine 70.000 dolar ödendiği bildirildi.They were reportedly paid $70,000 for the assassination.
Bir gecede populus, kralın kendilerine getirilmesi için sarayı kuşattı.Overnight, the populus besieged the palace calling for the king to be brought to them.
İlk dalgadan sonra gelen kolonistler, ilk kasabalarda kendilerine yer olmadığını gördüler.Colonists arriving after the first wave found that the early towns did not have room for them.
Kendilerine açıkça saklı tutulmayan her türlü hak ve yetkiyi temsilcilerine verdiler.They gave their representatives every right and authority not explicitly reserved to themselves.
Kendilerine Birleşik İmparatorluk Sadıkçıları diyorlardı .They called themselves United Empire Loyalists.
Film yıldızları zorlu rollerle kendilerine meydan okuyordu.Movie stars were challenging themselves with tough roles.
Bu nedenle birçok insan kendilerine veya aile üyelerine aşı yaptırmak konusunda isteksizdi.Thus, many were reluctant to have themselves or their family members inoculated.
Dolionlar, onları kendilerine sürekli saldıran Pelasg ordusu sanarlar.The Doliones thought they were Pelasgian army who constantly harassed them.
Kantonluların da kendilerine has bir ay çöreği vardır.Cantonese also have their own style of mooncake.
Arayışlarında kendilerine yardım etmek için "Moritanya'da Baas ve Haratin"i yayınlamaya başladılar.They started publishing The Baʿth and the Haratine in Mauritania to help them in their quest.
Belaruslu üreticiler ise Rusya'nın kendilerine sert engeller koyduğunu iddia ediyor.In turn, Belarusian producers claim that Russia has imposed harsh obstacles on them.
İntikam saldırılarından korktukları için en az 70 aile kendi kendilerine hapsedildi.[1]At least 70 families are in a self-imposed confinement due to fear of revenge attacks.[1]
Bazı faşist hareketlerin kendilerine özel selamlaşmaları vardır (örn:Hitler selamı)A number of fascist movements use a straight-armed salute.[citation needed]
Geçmişte bu lehçeleri konuşanlar kendilerine Qıpçaq adını da vermişlerdir.In the past some speakers of this dialects also called themselves Qıpçaq (that is Cumans).
Hiç kimse, kendilerine karşı ağırlaştırılmış tutarlı bir süreçle karşılaşmadı.No one was met with a coherent process that was not weighted against them.
Bazı kadınlar kendilerine anne ve doktor olamayacaklarının söylendiğini aktardılar.Some women quoted they were told that they could not be a mother and a doctor.
Birçok aşiret, kendilerine en çok parayı kim teklif ederse onun için savaşacaktı.Many tribes would fight for whoever offered them the most money.
Hatum ve Asali güneye, Kral Hüseyin'in kendilerine sığınma hakkı verdiği Ürdün'e kaçtılar.Hatum and Asali fled south to Jordan, where King Hussein gave them asylum.
Tıp içindeki diğer cerrahi uzmanlık alanlarının kendilerine özgü uzmanlık eğitimleri vardır:Other surgical specialties within medicine with their own individual residency training:
Marksistler bunu bir vasiyet ve kendilerine tevdi edilmiş bir görev olarak görürler.Marxists see this as a testament and a duty entrusted to them.
Tüm determinist anlayışlar daima kendilerine ait bir başlangıç noktası varsayarlar.Nothing arises from and evolves from a single thing.
O çocukların kendilerine bakacak kimsesi yok.Diese Kinder haben niemanden, der sich um sie kümmert.
Kendilerine yardımı dokunamayanlara yardım edin.Hilf denen, die sich selbst nicht helfen können.
Çocuklar kendilerine bir ağaç ev yaptılar.Die Kinder bauten sich ein Baumhaus.