Ana içeriğe geç
Sözlük

kendilerine ile cümle

kendilerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Halbuki onlar, onun kendilerine yağmadan önce umutsuzdular.Although before it came down they were despondent.
Kendilerine bir elçi gittiğinde, bu durum, onların ancak nefretini artırdıBut when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.Narrate to them the example of the people of the city when the messengers came to it.
Kendilerine her ne zaman bir elçi gelse onunla alay ederlerdi.No apostle ever came to them but they made fun of him.
Rab'lerinin ayetlerinden bir ayet kendilerine geldiğinde, ondan yüz çevirmeyi adet edinmişlerdi.None of the signs of their Lord ever comes to them but they turn away from it.
Onları kendilerine boyun eğdirdik; bir kısmına binmekte bir kısmından da yemektedirlerWhom We made subservient to them so that some of them they ride and some they eat?
ALLAH'tan başka tanrılar edindiler. Belki kendilerine yardım ederler diye.And take other gods apart from God that they may perhaps give them help.
Kendilerine hatırlatıldığında öğüt almıyorlar.And when they are warned they pay no heed.
Kendilerine "La ilahe illa ALLAH" denildiğinde büyükleniyorlardı.They were those who, when it was said to them, "There is no god but God," behaved with insolence,
Sor onlara, kızları senin Rabbine, erkekleri kendilerine mi ayırıyorlar?"Now ask them if their Lord has daughters, and they sons?
Ve kapıları kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.Gardens of Eden with gates open wide to them,
Azabımızı gördüklerinde inanmaları kendilerine bir yarar sağlamaz.But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment.
Kendilerine mesaj ulaştıktan sonra onu inkar edenler bilsin ki o üstün bir kitaptır.Those who reject the Reminder when it has come to them (should know) that it is a Book inviolate.
Kendilerine bilgi ulaştıktan sonra sırf aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler.Yet they did not differ about it until knowledge came to them, through rivalries among themselves.
Onların, ALLAH'tan başka kendilerine yardım edecek bir dostları yoktur.They will have no protector to help them other than God.
Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.But never did a prophet come at whom they did not scoff.
Kendilerine gerçek geldiği zaman, "Bu bir büyüdür ve biz onu inkar ediyoruz," dediler.Yet when the truth had come to them, they said: "This is sorcery. We shall never believe in it."
Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.But when he brought to them Our signs they laughed at them,
Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.We did not wrong them, they wronged themselves.
Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.The Apostle who explained all things clearly had come to them,
Kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekememezlikten ötürü ayrılığa düştüler.And they did not differ until after knowledge came to them, through mutual jealousies.
Bu, kendilerine verilen doğru sözdür.They will be among the inmates of Paradise: A true promise they have been made.
Onları kendilerine tanıtmış olduğu cennete sokacaktır.And will admit them into gardens with which he has acquainted them.
Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur?How then will they be warned when it has come upon them?
İçlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesini tuhaf karşıladılar!They are rather surprised that a warner from among themselves has come to them.
Oysa onlar gerçek kendilerine geldiği zaman onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.But no! They called the truth a lie when it came to them; so they are in a confused state.
Rab'lerinin kendilerine verdiğini alırlar.Receiving what is given them by their Lord.
Kendilerine söz verilen günden dolayı vay haline şu inkarcıların!Alas the woe for those who refuse to believe in the Day which has been promised them.
Çevrelerinde, inciler gibi korunmuş kendilerine ait hizmetkarlar (servis için) dolaşıp durur.And young attendants like pearls within their shells, will go round.
Oysa, kötülüklerini engelleyecek uyarılar dolu haberler kendilerine gelmiş bulunuyor.Messages deterring them from evil had come to them,
Gün gelir ALLAH onları topluca diriltir ve sonra yapmış olduklarını kendilerine haber verir.On the day when God will raise them up together, He will tell them what they did.
ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinenlere dikkat etmedin mi?Have you not seen those who have taken a people who have roused the wrath of God, as friends?
ALLAH'ı unuttukları için O'nun da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın.And be not like those who have forgotten God, so that God has made them forget themselves.
Sonra kendilerine apaçık delilleri gösterdiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür," dediler.Yet when he has come to them with clear proofs, they say: "This is only magic."
Ve henüz kendilerine katılmamış bulunan başkalarına da...And for others among them who have not joined them yet.
"Kendilerine acı azap gelmezden önce halkını uyar," diye Nuh'u halkına gönderdik.SENT NOAH to his people to warn them before the painful punishment came upon them.
ALLAH'ın bir elçisi kendilerine arınmış sahifeler okuyor.An Apostle from God, reading out hallowed pages
O gün, insanlar yapmış oldukları kendilerine gösterilsin diye bölükler halinde çıkagelirler.That day people will proceed separately to be shown their deeds.
Yaptıkları işlerin kötülükleri kendilerine görünmüş ve alay edegeldikleri şey onları kuşatmıştır.And the evils they earned appeared to them, and the thing they used to mock at descended upon them.
Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.By the munificence of your Lord; this is the great success.
Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı:Accepting the rewards given by their Lord; they were indeed virtuous before this.
Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.Delighted at the bestowal of their Lord; and their Lord has saved them from the fire.
Kitap verilmiş olanlar, ancak kendilerine açık kanıt geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etmek için. Öyleyse yararlanın, ilerde bileceksiniz.In order to deny the favours We have given them; so enjoy a little; for you will soon come to know.
Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi?Did you not see those who befriended those upon whom is Allah’s wrath?
Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir.(Prophet Mohammed -peace and blessings be upon him, or the Holy Qur’an).
And olsun ki, yaptıklarını kendilerine bir bir anlatacağız, zira onlardan uzak değildik.So indeed We shall inform them with Our knowledge and We were not absent.
Ama onlar: "Rabbimiz! Yolculuklarımızın mesafesini uzak kıl" deyip kendilerine yazık ettiler.So they said, “Our Lord!
Gerçek kendilerine geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Doğrusu biz onu inkar ediyoruz" dediler.And when the truth came to them they said, “This is magic, and we disbelieve in it.”
Şüphesiz onun alametleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?For its signs have already appeared; so when it does come, of what use is their realising it?
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.Nor did the People of the Book(s) get divided until after the clear proof came to them.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için. Geçine durun, yakında bilir, anlarsınız.In order to deny the favours We have given them; so enjoy a little; for you will soon come to know.
Ey kendilerine kitap verilenler!O People given the Book(s)!
İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Âhirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.It is they for whom is the worst punishment, and they will be the greatest losers in the Hereafter.
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye. Haydi, yararlanın/zevklenin!In order to be ungrateful for Our bestowal; “Therefore enjoy”; you will soon come to know.
"Ey Rabbimiz, onları kendilerine vaat etmiş olduğun Adn cennetlerine koy!“O Our Lord!
Rablerinin kendilerine verdikleriyle keyif çatarlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.Delighted at the bestowal of their Lord; and their Lord has saved them from the fire.
Bir imtihan aracı olarak kendilerine dişi deveyi göndereceğiz. Artık gözetle onları ve sabret!“We shall send a she-camel to test them, therefore O Saleh, wait and have patience.”
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod