Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıztırap içindeler.But no! They called the truth a lie when it came to them; so they are in a confused state.
Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.And neither stand up nor defend themselves.
Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.Alas the woe for those who refuse to believe in the Day which has been promised them.
Yoksa kendilerine mahsus (üzerine çıkıp sırları) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var?Or do they have a ladder (climbing which) they can hear (the secrets of heaven)?
Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.(Say): "If they keep to the right path We shall give them water in abundance to drink
Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.Nor given leave to make excuses.
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.Who insist on being given full when they take from others,
O gün insanlar, amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek üzere bölük bölük çıkacaklardır.That day people will proceed separately to be shown their deeds.
Onların kazandığı kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir.Theirs the reward for what they did, as yours will be for what you do.
Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Bu cahilliklerini çok görme!The people of the Book demand of you to bring for them a book from heaven.
Kendilerine nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar.They ask you what is lawful for them.
Bâri, kendilerine şiddetimiz geldiği vakit yalvarsaydılar, tövbe etseydiler!Then why did they not submit when Our punishment came upon them?
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet, hükümranlık ve nübüvvet verdiğimiz şahsiyetlerdir.Those were the people to whom We gave the Book and the Law and the Prophethood.
Sen olayı onlara anlat, olur ki düşünüp kendilerine çekidüzen verirler.Narrate this history to them; they may haply reflect.
Namazı hakkıyla ifa edip kendilerine nasib ettiğimiz mallardan hayırlı işlerde harcarlar.Who are firm in devotion, and spend of what We have given them,
Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.Surely God does not wrong anyone; they wrong themselves.
Orada kendilerine hiç bir zahmet ve meşakkat dokunmaz, oradan hiç çıkarılmazlar.No weariness will come upon them, nor will they be sent away from there.
Kazanıp ele geçirdikleri mal ve imkânlar hiçbir fayda vermedi kendilerine.And all that they had done (for security) availed them nothing.
Üstlerindeki Rab'lerinden korkar ve kendilerine ne emredilirse onu yaparlar.They have fear of God for His power over them, and act as commanded.
O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Hoşlandıkları erkek çocuklarını ise kendilerine yakıştırırlar.They attribute daughters to God, the glorious, but for themselves whatsoever they please.
Kendilerine kalsa izzet ve kuvvet vesilesi olsun diye, Allah'tan başka birtakım tanrılar edindiler.They have taken other gods apart from God that they might be a strength to them.
Biz senden önce de, ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik.Never did We send a message before you but through a man, whom We inspired.
O, kendilerine sormadıkça hiç bir söz söylemezler, sadece O'nun emirlerini yerine getirirler.They did not precede Him in their speech, and acted on His command.
Kendilerine savaş açılan müminlere, savaşmaları için izin verildi. Çünkü onlar zulme mâruz kaldılar.Permission is granted those (to take up arms) who fight because they were oppressed.
Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar?We are hastening to reward them for good deeds?
Kendilerine “Bugün bir kere değil, defalarca dövünüp durun, ölümü isteyin” denilecek. [52,16; 14,21]"Do not ask for one death but many deaths on this day."
İşte bu azap, kendilerine ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.It will come upon them unawares, and they will not comprehend it.
Kendilerine müsavidir: ha uyardın onları, ha uyarmadın, artık iman etmezler onlar...Whether you warn them or do not warn, it is all the same; they will not believe.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.
Kendilerine nasihat edildiğinde uyarmaları dikkate almazlar.And when they are warned they pay no heed.
Kendilerine gerçekleri apaçık gösteren o kitabı verdik.We gave them the explicit Book,
O güzel yer: Kapıları yalnız kendilerine açılmış olan Adn cennetleridir.Gardens of Eden with gates open wide to them,
Onları, kendilerine tanıtmış olduğu cennetine alır.And will admit them into gardens with which he has acquainted them.
Rab'lerinin kendilerine verdiği mükâfatları almaktadırlar.Receiving what is given them by their Lord.
O gün hile ve tuzakları kendilerine asla fayda sağlamaz ve yardım da görmezler.Their deception will not avail them in the least on that day, nor will they be helped.
O gün cehennemde yüzleri üstü süründürülürler ve kendilerine: “Tadın cehennemin temâsını!” denilir.On that Day they will be dragged into the fire faces foremost, (and told:) "Taste the feel of Hell."
Öyle güzeller ki daha önce insanlardan ve cinlerden kimse kendilerine dokunmamıştır.Undeflowered by man or by jinn before them, --
Kendilerine mehirlerini vererek bu kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur.There is no sin if you marry them provided you give their dowers to them.
Kendilerine: “İşte sizin isteyip durduğunuz şey!” denilir.They will be told: "This is what you asked for."
Kendilerine konuşma izni verilmez ki özür dilesinler.Nor given leave to make excuses.
Sonra kendilerine: “İşte size yalan saydığınız cehennem!” denilir.They will then be told: "This is what you had denied."
Kendilerine ağzı mühürlü saf şarap şişelerinden şarap ikram edilir.They will be served the choicest wine, sealed
Kendilerine Kur'ân okunduğunda derin bir saygı ile eğilmiyorlar?And when the Qur'an is recited to them do not bow in adoration?
Kendilerine, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın," denildiğinde "Bizler sadece düzeltenleriz," derler.When asked to desist from spreading corruption in the land they say: "Why, we are reformers."
Fakat onlar bize değil, sadece kendilerine zulmediyorlardı.No harm was done to Us, they only harmed themselves.
Fakat kendilerine savaş farzedilince pek azı hariç yüz çevirdiler. ALLAH zalimleri Bilir.But when they were ordered to fight they turned away, except for a few; yet God knows the sinners.
Orada sürekli kalıcıdırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.They shall live under it, and none of their agony decrease nor be respite for them.
İnkar edenlerin ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı kendilerine hiç bir yarar sağlamıyacaktır.As for those who disbelieve, neither wealth nor children will avail them in the least against God.
ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardıGod did not wrong them, they wronged themselves.
Günahlarının artması için kendilerine süre veriyoruz. Onlara alçaltıcı bir azap varWe do so that they sink deeper into sin, and suffer an ignominious doom.
Kendilerine katımızdan büyük bir ödül verirdik.And We would have bestowed on them a great reward of Our own,
Kitap halkı, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor.The people of the Book demand of you to bring for them a book from heaven.
Kendilerine apaçık deliller gelmesine rağmen buzağıya taptılar.Even then they made the calf, when clear signs had reached them.
Kendilerine ALLAH'tan başka ne bir sahip ve ne de bir yardımcı bulamıyacaklardırThey will find none except God to help them or save them.
Kendilerine neyin helal olduğunu sana soruyorlar.They ask you what is lawful for them.
Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan işlerini kendilerine süslü gösterdiBut their hearts were hardened, and Satan made things they were doing look attractive to them.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir.Those were the people to whom We gave the Book and the Law and the Prophethood.
Kendilerine bir mucize gelse ona mutlaka inanacaklarına dair tüm güçleriyle ALLAH'a yemin ederler.They solemnly swear by God: "If a sign comes to us we shall certainly believe in it."
Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler.Those to whom We have given the Book know it has been sent by your Lord in truth.
Kendilerine yemin de etti: "Ben size öğüt veriyorum."Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"