Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiği zaman olsun, yalvarmalı değiller miydi?Then why did they not submit when Our punishment came upon them?
Fakat kalbleri katılaştı ve şeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.But their hearts were hardened, and Satan made things they were doing look attractive to them.
İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.Those were the people to whom We gave the Book and the Law and the Prophethood.
O buzağının kendilerine bir söz söylemediğini ve bir yol gösteremediğini görmemişler miydi?Yet they did not see it could neither speak to them nor guide them to the right path.
Âyetlerimizi inkâr edip, sırf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kötüdür!Evil is the case of those who deny Our signs and wrong themselves.
Bu putlar, ne o tapınanlara, ne de kendi kendilerine yardım edebilirler.Who can neither help them, nor help themselves?
Eğer o sadakalardan kendilerine verilmişse hoşnut olurlar, verilmemişse hemen kızarlar.In case they receive some of these they are pleased, if not, they are incensed.
Eğer kendilerine sorarsan, "Biz sırf lafa dalmış, şakalaşıyorduk." derler.But if you ask them, they will say: "We were only gossiping and jesting."
Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler.Some Arabs of the desert came with ready excuses, asking for leave to stay behind.
Kendilerine tarafımızdan hak gelince, "Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir." dediler.Thus, when the truth had come to them from Us, they said: "Surely this is nothing but pure magic."
Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu.So they did not differ until they came to have knowledge.
Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur.Yet these are the people for whom there is nothing but Fire in the world to come.
Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler.We did not wrong them; they wronged themselves.
Biz de kendilerine nasiplerini elbette eksiksiz olarak öderiz.We shall verily give them their meed without diminution.
Derken yüklerini açtılar ve sermayelerini kendilerine geri verilmiş olarak buldular.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
Orada kendilerine hiçbir yorgunluk gelmeyecek. Oradan çıkarılacak da değillerdir.No weariness will come upon them, nor will they be sent away from there.
Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı.He created horses, mules and donkeys for riding and for splendour.
Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar.They have fear of God for His power over them, and act as commanded.
Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar.So as to deny what We have bestowed on them.
O, bundan münezzehtir. Kendilerine ise erkek çocukları isnad ederler.They attribute daughters to God, the glorious, but for themselves whatsoever they please.
Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.We did not wrong them, they wronged themselves.
Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.They have taken other gods apart from God that they might be a strength to them.
Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.Never does a new reminder come to them from their Lord but they listen to it with dalliance.
O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk görmezler.But they are not able to help themselves, nor can they find protection against Us.
Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın.When Our clear messages are read out to them you can see denial on the faces of unbelievers.
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz.We are hastening to reward them for good deeds?
Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.In fact, he has brought the truth to them, but most of them abhor the truth.
Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.Who, when reminded of their Lord's revelations, do not fall for them like the deaf and blind;
Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.Never does a new reminder come to them from Ar-Rahman but they turn away from it.
Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,And then what they were promised comes upon them,
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.Of what avail shall their enjoyment be to them?
Ondan (Kur'ân'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.Those to whom We gave the Book before this do believe in it;
Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, şöyle dediler: "Yazıklar olsun size!But those who knew better, said: "Alack-a-day!
Allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazık ediyorlardı.It was not for God to wrong them, they wronged themselves.
Hayır, o (Kur'ân), kendilerine ilim verilenlerin sinelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir.In fact, in the minds of those who have intelligence these are clear signs.
Sana indirdiğimiz ve onlara okunmakta olan kitap, kendilerine yetmedi mi?Is it not sufficient for them that We have revealed the Book to you which is read out to them?
Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve safâ sürsünler bakalım!And deny what We had given them, in order to go on enjoying themselves.
Demek Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar, kendilerine zulmediyorlardı.It was surely not for God to wrong them, they wronged themselves.
Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar.So as to deny what We have given them.
Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da.They will never find a friend or helper apart from God.
Yoksa biz kendilerine bir kitap vermişiz de ondan bir delil üzerinde mi bulunuyorlar?Or have We given them a Book whose testimony they possess? Not in the least.
Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
"Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."How my Lord has forgiven me and made me one of those who are honoured!"
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.
Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.None of the signs of their Lord ever comes to them but they turn away from it.
Kendilerine hatırlatıldığında da düşünmüyorlar.And when they are warned they pay no heed.
Çünkü onlar, kendilerine: "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman kafa tutuyorlardı.They were those who, when it was said to them, "There is no god but God," behaved with insolence,
Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat'ı) verdik.We gave them the explicit Book,
Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.Gardens of Eden with gates open wide to them,
Ama hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi.But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment.
Doğrusu onların hepsi de kendilerine yazık etmişlerdir.They were indeed bound to perish.
Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.But never did a prophet come at whom they did not scoff.
Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?Did We give them a Scripture before this to which they are holding fast?
Kendilerine hak geldiği zaman onlar: "Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz." dediler.Yet when the truth had come to them, they said: "This is sorcery. We shall never believe in it."
Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.The Apostle who explained all things clearly had come to them,
Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.And will admit them into gardens with which he has acquainted them.
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelivermesine mi bakıyorlar?Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly?
Artık kıyamet kendilerine gelip çatınca anlamaları neye yarar?How then will they be warned when it has come upon them?