Çok kendinden emin görünmüyorsun.You don't sound very confident.
Her hareketin kendi sonucu vardır.Every action has its consequence.
Kendinize zarar vermişsiniz gibi görünüyor.You seem to have hurt yourself.
Kendinize çok sert olmayın.Don't be too hard on yourself.
Kendini üzme.Don't let it get to you.
Kendin hakkında böyle konuşma.Don't talk about yourself like that.
Kendi tavsiyemi takip etmedim.I didn't follow my own advice.
Neredeyse kendimi kesiyordum.I almost cut myself.
Ben aynı soruyu kendime sordum.I asked myself that same question.
O kendisi hakkında konuşmayı sever.She likes to talk about herself.
Kendimi açıkça ifade ettiğime inanıyorum.I believe I made myself clear.
İyi müzik kendisi için konuşur.Good music speaks for itself.
O kendi kendine konuşuyor.She's talking to herself.
Onu kendim kurdum.I built it myself.
Bir servet harcamadan kendinizi şımartabilirsiniz.You can indulge yourself without spending a fortune.
Ben buraya kendi özgür irademle geldim.I came here of my own free will.
Buraya kendi başıma geldim.I came here on my own.
Kendimi zorlukla kontrol edebiliyorum.I can barely control myself.
Kendimi savunabilirim.I can defend myself.
Ben hepsini kendim yapabilirim.I can do it all myself.
Kendi başıma daha hızlı yapabilirim.I can do it faster on my own.
Kendim daha hızlı yapabilirim.I can do it faster on my own.
Bunu kendi başıma yapabilirim.I can do this on my own.
Kendim giyinebilirim.I can dress myself.
Ben kendi çıkış yolumu bulabilirim.I can find my own way out.
Onu kendim yaptırabilirim.I can get it done myself.
Ben kendi içkimi alabilirim.I can get my own drink.
Kendi başıma bunun üstesinden gelebilirim.I can handle this on my own.
Buna neredeyse kendim inanamıyorum.I can hardly believe it myself.
Kendime bakabilirim.I can look after myself.
Kendime dikkat edebilirim.I can look out for myself.
Kendi başıma halledebilirim.I can manage on my own.
Ben kendim için konuşabilirim.I can speak for myself.
Kendim ve o arasındaki ayrılık sancılı ama gerekliydi.The separation between myself and him was painful, but necessary.
Kendimi belki günün birinde seninle evleneceğimi düşünmekten alamıyorum.I can't help but think that maybe someday you and I'll get married.
Kendimi suçlu hissettim.I felt guilty.
Ben bunu kendim yapabildim.I could do this myself.
Onu kendi başıma yapmış olabilirim.I could have done it by myself.
Ben eğer onu yapsaydım kendimi asla affedemezdim.I could never forgive myself if I did that.
Kendim daha iyi yapamazdım.I couldn't have done better myself.
Ben onu kendim daha iyi söyleyemedim.I couldn't have said it better myself.
Tom'un sabrına hayran olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but admire Tom's perseverance.
Acı içinde olduğunu fark etmekten kendimi alamadım.I couldn't help but notice that you're in pain.
Konuşmanı gizlice dinlemekten kendimi alamadım.I couldn't help but overhear your conversation.
Kendimi durduramadım.I couldn't stop myself.
Sanırım Tom Mary'nin kendini bekletmesinden nefret ediyor.I think Tom hates it when Mary makes him wait.
Ben kendime kızgındım.I was angry at myself.
O kendine kızgındı.He was angry at himself.
O kendisine kızgındı.She was angry at herself.
Tom'u dinlemekten kendimi alamadım.I couldn't help but listen to Tom.
Onlar kendilerinden daha yaşlı oğlanlarla evlendiler.They married boys older than them.
Bunun hepsini kendim yaptım.I did it all by myself.
Hepsini kendim yaptım.I did it all on my own.
Kendi vergilerimle ilgilenirim.I do my own taxes.
Kendimi iyi bir golf oyuncusu olarak görmüyorum.I don't consider myself to be a good golfer.
Kendimi yakışıklı olarak görmüyorum.I don't consider myself to be good-looking.
Kendim tüm ayrıntıları bilmiyorum.I don't know all the details myself.
Kendi başıma olmayı sevmiyorum.I don't like being on my own.
Kendim hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorum.I don't like talking about myself.
Eğer onu yaptıysam kendimi affedebileceğimi sanmıyorum.I don't think I could forgive myself if I did that.