Tom'un onun kendi hatası olduğunu söyleyecek nezaketi bile yoktu.Tom didn't even have the decency to say it was his fault.
Kendi kendime oraya gitmekten çok korkuyorum.I'm too scared to go there by myself.
Kendi başımızayız.We're on our own.
Onu kendimiz halletmeliydik.We should've taken care of that ourselves.
Oraya kendimiz gitmeliydik.We should've gone there ourselves.
Onu kendimiz yapmalıydık.We should've done that ourselves.
Kendini yaralamadan önce Tom'u durdurmamız gerekiyor.We need to stop Tom before he hurts himself.
O kendini öldürmeden önce Tom'u durdurmalıyız.We must stop Tom before he kills himself.
Kendini incitmeden önce Tom'u durdurmalıyız.We must stop Tom before he hurts himself.
Sadece kendimize yardım edemedik.We just couldn't help ourselves.
Hepimizin kendimize aynı soruyu sormamız gerekiyor.We must all ask ourselves the same question.
Oraya kendin gitmeliydin.You should've gone there by yourself.
Kendi giysilerini giymelisin.You should wear your own clothes.
Sen kendi işini önemsemelisin.You need to mind your own business.
Tom'a kendin söyleyebilirsin.You can tell Tom yourself.
Onlar bile kendi isimlerini nasıl yazacaklarını bilmiyorlardı.They didn't even know how to write their own names.
Şimdi kendimi kötü hissediyorum.Now I feel bad.
Mary benim kendi kızım gibi.Mary is like my own daughter.
O direnmekten vazgeçti ve kendini kaderine teslim etti.He stopped resisting, and resigned himself to his fate.
Tom Mary'ye bir şey olursa kendini asla affetmez.Tom would never forgive himself if anything happened to Mary.
Kendisine yöneltilen sorulara cevap vermekten kaçındı.He declined to answer the questions put to him.
Kendinle gurur duy.Be proud of yourself.
İnsanlarla kendi ana dillerinde konuşmaktan hoşlanırım.I like to talk to people in their native languages.
Aynada kendime baktım ve gördüğüm şeyi sevmedim.I looked at myself in the mirror and I didn't like what I saw.
Bir demir testeresi ile kendim kestim.I cut myself with a hacksaw.
Kendimi aptal gibi hissediyorum.I feel like an idiot.
Kendimi aptal gibi hissettim.I felt like an idiot.
Tom kafaya kendi açtığı kurşun yarasından öldü.Tom died from a self-inflicted gunshot wound to the head.
Polis onun kafasına kendi açtığı kurşun yarası gibi göründüğünü söyledi.The policeman said that it looked like a self-inflicted gunshot wound to the head.
Tom kendisine kızgın görünüyordu.Tom seems to be annoyed with himself.
Kendi doğum günümü unuttum.I forgot my own birthday!
O kendisi için onun daha fazla zamanı olmasını diledi.He wished she had more time for him.
Tom'u kendim uyandırmak istiyorum.I'd like to wake Tom up myself.
Bunu kendi başıma yapmayı denemek istiyorum.I'd like to try doing this by myself.
Tom'la kendim konuşmak istiyorum.I'd like to talk to Tom myself.
Tom'a onu kendim sormak istiyorum.I'd like to ask Tom that myself.
Tom'a onun hakkında kendim sormak istiyorum.I'd like to ask Tom about that myself.
Kendi kararını vermelisin.You should make up your own mind.
Kendi kararınızı verin.Make up your own mind.
Juan Maria'nın kendi kız kardeşi olduğunu bilmiyor.Juan doesn't know that Maria is his daughter.
Kendi annemi tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own mother?
Kendi erkek kardeşimi tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own brother?
Kendi kız kardeşimi tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own sister?
Kendi babamı tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own father?
Kendi karımı tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own wife?
Kendi kocamı tanıdığımı düşünmüyor musun?Don't you think I know my own husband?
Kendimi kandırmanın faydası yok.It's no use kidding myself.
Kendini tehlikeye atmanı isteyemem.I can't ask you to put yourself in danger.
Kendimi vurduğuma inanamıyorum.I can't believe I just shot myself.
Kendimi tekrar dışarıda kilitlediğime inanamıyorum.I can't believe I locked myself out again.
Tom Mary'nin John'un neden kendisinden hoşlanmadığını bildiğine inanamıyor.Tom can't believe Mary knows why John doesn't like her.
Tom Mary'nin kendini yakalatmasına izin verdiğine inanamıyor.Tom can't believe Mary let herself get caught.
Bunun için kendini suçlayamazsın.You can't blame yourself for that.
Kendini suçlayamazsın.You can't blame yourself.
Tom kendi başına nefes alamaz.Tom can't breathe on his own.
Tom Mary'ye bakmak için kendini ikna edemiyor.Tom can't bring himself to look at Mary.
Tom hayır demek için kendini ikna edemiyor.Tom can't bring himself to say no.
Onu yapmak için kendimi ikna edemiyorum.I can't bring myself to do that.
İnsanları değiştiremezsin. Onlar kendileri değişmek zorundalar.You can't change people. They have to change themselves.
Tom bunun hepsini kendi başına yapamaz.Tom can't do it all on his own.