Ana içeriğe geç
Sözlük

kendi ile cümle

kendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Mezarlıkta, kendi kuyruğunu ısıran bir yılan heykeli var.In the cemetery, there is a statue of a snake biting its own tail.
O kendini dünyanın kurtarıcısı olarak görüyordu.He saw himself as the world's savior.
Ben bugün kendimi biraz üzgün hissediyorum.I'm feeling a little sad today.
Çok param olmayabilir ama en azından kendi kurallarım çerçevesinde yașıyorum.I may not have a lot of money, but at least I live on my own terms.
Belki İngilizce olarak kendimi anlatamayacağımı sanıyorum.I think that maybe I won't be able to make myself understood in English.
Bir zombi beyin, kendisini yiyecektir.A zombie brain will eat itself.
Kendi evinde mutlu musun?Are you happy at your own home?
Herkes kendi öğle yemeğini getirmeli.Everyone should bring their own lunch.
Kendimi biraz depresif hissediyorum.I feel a bit depressed.
Kendimi biraz keyifsiz hissediyorum.I feel a bit depressed.
Öyleyse sadece kendi zamanınızda elinizden geleni yapın.Well, just do your best in your own time.
Neden kendi karılarımızı sevmemeliyiz? Biz başka insanların karılarını severiz.Why should we not love our own wives? We do love other people's wives.
Daha derin bakmaya başladığınızda onu kendiniz bulacaksınız.As you start to look deeper, you will find it out yourself.
Gelecek sefer onu kendim yapacağım.Next time I will do it myself.
Herkes kendi aptallığından sorumludur.Everyone is responsible for his own stupidity.
Kendini sefil bir durumda bulacaksın.You'll find yourself in a miserable situation.
Kendimi hiç bu kadar aptal hissetmedim.I've never felt so stupid.
Onu kendi başına yapmasına izin verme.Don't let him do it by himself.
Yuriko Himekusa kendini öldürdü.Yuriko Himekusa killed herself.
Neden insanlar kendi osuruklarını koklamayı sever?Why do people like to smell their own farts?
Bütün geceyi kendini hazırlarken harcama.Don't spend the whole night preparing yourself.
Kendim için yemek pişirme alışkanlığım var.I've got the habit to cook for myself.
Sophie'nin kendi midillisi vardı. Ona babası tarafından verilmişti.Sophie had her own pony. It had been given to her by her father.
Her şeyden önce, kendini sevme görevini unutma.Above all do not forget your duty to love yourself.
Asker arkadaşının hayatını kurtarmak için kendini feda etti.The soldier sacrificed himself to save his friend's life.
Herkes kendi yolunu bulması gerekiyor.Everyone needs to find his own path.
Onun nasıl yapılacağını arama, kendini nasıl önlemeyeceğini bul.Don't look for how to do it, find out how not to prevent yourself.
Bu gece kendimi bir şey yapıyor gibi hissediyorum!Tonight I feel like doing something!
Ben kendimi bir milyon dolar gibi hissediyorum.I feel like a million bucks.
Biz kendimize ait güzel bir aşk hikayemiz var.We have a nice love story of ourselves.
Baba kızının canını kurtarmak için kendi canını verdi.The father gave his own life in order to save his daughter's.
Ölümden sonra hiçbir şey yok ve ölüm hiçliğinin kendisidir.After death, there is nothing, and death itself is nothing.
Bir anne için en acı şey, kendi çocuğunu gömmektir.The most painful thing for a mother is having to bury her own child.
O, kendi teorisi ile sıkıştı.He stuck with his own theory.
Ben kendimi sözlü olarak iyi ifade edemiyorum.I don't express myself well in words.
Bu köpek kulübesini kendi başıma yaptım.I built this doghouse by myself.
Bu, kendi yaptığım köpek kulübesidir.This is the doghouse that I made myself.
Herkesin kendi tarzı vardır.Everyone has their own style.
Eğer kendinle barışamıyorsan, bir başkasıyla nasıl barışacaksın?If you can't make peace with yourself, how are you going to make peace with anyone else?
Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.I don't feel well today.
Kendimizi işimize adamalıyız.We must devote ourselves to our work.
Onun ölü olduğunu düşünmekten kendimizi alamadık.We couldn't help but think that he was dead.
Ona yardım etmedik, bu yüzden bunu kendi başına yaptı.We did not help him, so he made it by himself.
Kendimi bir beluga balinası gibi hissediyorum!I feel like a beluga whale!
Kendimi bir beyaz balina gibi hissediyorum!I feel like a white whale!
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
"Bu kitabı istiyorum.", dedi kendi kendine."I want that book," he said to himself.
O kendini gizliyor.He hides himself.
Ben kendimi sınırsızlıkla aydınlatıyorum.I illuminate myself with immensity.
Sandalye çok yüksekti ve kendimi havada asılı bacaklarım ile buldum.The chair was too high, and I found myself with my legs hanging in the air.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığına uğramaktan kendimi alamadım.I couldn't help but feel disappointed when I heard the news.
Yolculuktan sonra, kendimizi çok yorgun hissettik.After the trip, we felt very tired.
Bazı insanlar onun öldürüldüğünü söylüyor, diğerleri onun kendini öldürdüğünü söylüyor.Some people say he was murdered, others say he killed himself.
Sabahleyin kendimi çok tembel hissediyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum.During the morning I feel very lazy, I don't want to do anything.
Tom Mary'nin kendisini burada beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait for him here.
Kendi kendime "Ne yapmalıyım?" dedim."What should I do?" I said to myself.
Bugün kendinden geçmiş görünüyorsun.You seem distracted today.
O kendi kendine, "Sonra ne yapmalıyım?" dedi."What should I do next?" she said to herself.
Oğluna her zaman kendi bildiğini okumasına izin vermemelisin.You shouldn't allow your son to always have his own way.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod