Bir harita getirmediğim için kendimi tekmeleyebilirdim.I could kick myself for not bringing a map.
Onun kendini beğenmişliği kırıcı.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş davranışı kırıcıdır.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş tavırları kırıcı.His smug behavior is offensive.
Onun kendini beğenmiş tavrı beni deli ediyor.His conceited attitude makes me mad.
Kendime bir fincan kahve doldurmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I poured myself a cup of coffee?
Kendi evinde çıplak olmanın ne sakıncası var?What's wrong with being nude in your own house?
Senin kendi evin olsa bile, lütfen etrafta çıplak dolaşmayı bırak.Even if it's your own house, please stop walking around naked.
Tom her zaman kendi yoluna sahip olmak zorunda olan insan türüdür.Tom is the type of person who always has to have his own way.
Kendimi çok iyi hissediyorum!I feel so good!
Onlar 1847'de kendi bağımsızlıklarını ilan ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Kendi kendini ye, Tom. Mary benimle geliyor.Eat your heart out, Tom. Mary is coming with me.
Şu anda kendimi yeterince güçlü hissetmiyorum.I'm just not feeling up to it right now.
Ayı kendini ısırıyor.The bear bites itself.
Kendimi seviyorum.I love myself.
Sen kendi işine bak lütfen.Just mind your own business, please.
Bugün kendimi iyi hissediyorum.I'm doing well today.
Kendine inan.Believe in yourself.
Senin kendi fikrin mi?Is that your own idea?
Kendime bir çöp öğütücü almak istiyorum.I want to buy myself a garbage disposal.
Kendi başıma gitmeyi tercih edeceğimi düşündüm.I thought I'd prefer going by myself.
Tom kendi kendine konuşuyordu.Tom was talking to himself.
Tom kendinden geçmişti.Tom was ecstatic.
Tom kendini ihbar etti.Tom turned himself in.
Kendine bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
Kendine karşı bu kadar katı olma.Don't be so hard on yourself.
Bu kadar yüklenme kendine.Don't be so hard on yourself.
Kendimizi unutmayalım.Let us not forget about ourselves!
İnanmadığım bir şey için kendimi nasıl feda edebilirim?How can I sacrifice myself for something I don't believe in?
Tom genellikle şeyleri kendine saklar.Tom usually keeps things to himself.
Tom kendi şirketine başlamalıdır.Tom should start his own company.
Tom kendisini aynada gördü.Tom saw himself in the mirror.
Tom kendisine biraz süt döktü.Tom poured himself some milk.
Tom kendine fıstık ezmeli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter sandwich.
Tom sadece kendisine yap denilen şeyi yapar.Tom just does what he's told to do.
Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay for everything himself.
Bir karınca kendi ağırlığının 50 kat fazlasını kaldırabilir.An ant can lift more than 50 times its weight.
Efsane, onun, kılıcını tanrıların kendi ellerinden aldığını söyler.The legend says he received his sword from the hands of the gods themselves.
Kendisi hakkında hiçbir şey söylemedi.He didn't say anything about himself.
Güneş kendini bir dağın arkasına saklamıştı.The sun had hidden itself behind a mountain.
Bu başkalarını kendinden daha iyi değer veren sevgidir.This is the love that esteems others better than oneself.
Tom'un yaşayacak kendi hayatı var.Tom has his own life to live.
Tom kendini temizledi.Tom has made himself clear.
Tom ancak kendini suçlayabilir.Tom has only himself to blame.
Tom sadece kendini suçlamak zorunda.Tom has only himself to blame.
Tom kendini korumak zorunda.Tom has to protect himself.
Tom kendini tanıttı.Tom introduced himself.
Hâlâ başağrım var ama bu sabah kendimi daha iyi hissediyorum.I still have a headache, but I'm feeling better this morning.
Banyo yap! Ardından kendini taze ve rahatlamış hissedeceksin.Have a bath! You'll feel fresh and relaxed afterwards.
Biri kendi ana dilini sevmeli.One should love one's mother tongue.
Kendi isteğiyle her şeyi ona bıraktı.He left everything to her in his will.
O bir sigara yakarken kendini yaktı.She burned herself while lighting a cigarette.
Bugün kendimi çok daha iyi hissediyorum.Today, I am feeling a lot better.
Bakanla kendim konuştum.I spoke with the minister myself.
Onu kendiniz yapın ve hemen yapın.Do it yourself and do it right away.
Onu kendin yaptığından emin ol.Make sure that you do it yourself.
Onun gri saçı, kendisinin olduğundan daha yaşlı görünmesine neden oluyor.Her grey hair makes her look older than she is.
Kendi sorunlarınızla yüzleşecek kadar büyümüşsünüzdür.You're grown up enough to face your own problems.
Sen zaten onu kendi başına yapacak kadar büyüksün.You're already big enough to do it by yourself.
Hiç kendini üzgün bir panda gibi hissediyor musun?Do you ever feel like a sad panda?