Tom Mary'nin kendine bir masaj yapmasını istedi fakat o yapmak istemedi.Tom asked Mary to give him a massage, but she didn't want to.
Tom kendisinden bekleneni yapmadığı için Mary'ye özür diledi.Tom apologized to Mary for not doing what he was supposed to do.
Tom ve Mary kendi sorunlarına olası bir çözüm ile geldiler.Tom and Mary came up with a possible solution to their problem.
Tom ve Mary kendilerini birbirlerine adadılar.Tom and Mary are devoted to each other.
Mary bütün elbiselerini kendi diker.Mary makes all her own clothes.
O sadece kendisi hakkında düşünür.He thinks only about himself.
Tom geç kaldığı için kendine kızmıştı.Tom was angry with himself for being late.
Mary kendini öldürmeden önce Tom silahı ondan aldı.Tom took the gun from Mary before she could kill herself.
Tom Mary'ye bir fincan kahve koydu ve kendi fincanını tepeleme doldurdu.Tom poured Mary a cup of coffee and topped off his own.
Tom kendine bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yaptı.Tom made himself a peanut butter and jelly sandwich.
Tom sorunlarla kendisi ilgilenmeye karar verdi.Tom decided to take matters into his own hands.
Tom kendini birini vururken hayal edemedi.Tom couldn't imagine himself shooting anyone.
Tom, Mary'nin ölümü için kendini suçladı.Tom blamed himself for Mary's death.
Tom her zaman kendi apartmanından kovulma endişesi yaşadı.Tom always worried about getting locked out of his own apartment.
Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.A house divided against itself cannot stand.
O her zaman kendi yeteneklerini abartır ve diğerleri genellikle ona inanır.He always exaggerates his own abilities and others often believe him.
Kendini bu suçlamalara karşı korumak için buraya gelmedi.She didn't come here to defend herself against these accusations.
O bu suçlamalara karşı kendini savunmak amacıyla burada değil.She's not here for the purpose of defending herself against these accusations.
Kimse sana kendisinden daha fazla inanamaz.Nobody can believe in you more than yourself.
Bu sabah kendimi çok hasta hissederek uyandım.I awoke this morning feeling very ill.
Kendimi onun için üzgün hissetmiyorum.I don't feel sorry for her.
Karınız sizi terketseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz ?How would you feel if your wife left you?
Ben kendi gerçeğimi arıyorum.I seek my own truth.
Kendini küçümseme.Don't misunderestimate yourself.
Kendini tanımak çok zordur.It's very difficult to know yourself.
Son günlerde kendini nasıl hissediyorsun?How are you feeling lately?
1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Tom üvey ebeveynlerinin kendisine verdiği sevgiyi kabul etmeyi öğrendi.Tom learned to accept the love his stepparents gave him.
Tanrım, beni arkadaşlarımdan kurtar, düşmanlarımla kendim ilgileneceğim!Save me, Lord, from my friends, I will deal with my enemies myself!
Tom'un şu ana kadar sürdüğü tek araba kendi arabası.The only car Tom has ever driven is his own.
Tom Mary'nin kendinden geçmeden önce ne kadar tekila içebileceğini merak etti.Tom wondered how much tequila Mary could drink before she passed out.
Tom sadece on beş dakika kendinden geçmişti.Tom was only gone for fifteen minutes.
Tom Mary'den kendisi geri dönünceye kadar olduğu yerde kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay where she was until he got back.
Tom Mary'nin ölmesinin kendi hatası olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's his fault that Mary died.
Tom Mary ile genellikle kendine sakladığı şeyler hakkında konuştu.Tom talked to Mary about things he usually kept to himself.
Tom kendini soğuk su ile yıkadı.Tom splashed himself with cold water.
Tom aynada kendine gülümsedi.Tom smiled at himself in the mirror.
Tom kendi boğazını kesti.Tom slit his own throat.
Tom kendinin hoşlandığı aynı tür müziği herkesin sevmesini beklememeli.Tom shouldn't expect everyone to like the same kind of music that he does.
Tom kendine ikinci fincan kahveyi doldurdu.Tom poured himself a second cup of coffee.
Tom kendine bir bardak süt doldurdu.Tom poured himself a glass of milk.
Tom kendisiyle gurur duymalı.Tom must be proud of himself.
Tom kendine bir bardak çay yaptı.Tom made himself a cup of tea.
Tom aynı hatayı tekrar yapmayacağına dair kendine bir söz verdi.Tom made a promise to himself that he would never make the same mistake again.
Tom kendisini odasına kilitledi.Tom locked himself in his room.
Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom işleri kendi başına yapmayı sever.Tom likes to do things by himself.
Tom Mary'yi işleri kendi başına yapması için cesaretlendiriyor.Tom keeps encouraging Mary to do things on her own.
Tom bugün tamamen kendinde değil.Tom isn't quite himself today.
Tom, kendine iyi bakıyor.Tom is taking good care of himself.
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.Tom is perfectly capable of taking care of himself.
Tom, onun kendi en büyük düşmanı.Tom is his own biggest enemy.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Tom kendini yatağın altına sakladı.Tom hid himself under the bed.
Tom her şeye kendi yoluyla sahip olmak zorunda.Tom has to have everything his own way.
Tom her şeyi kendisi yapmak zorundaydı.Tom had to do everything himself.
Tom bütün odayı kendine ayırdı.Tom had the whole room to himself.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom, kendi sınıfında zirveye yakın mezun oldu.Tom graduated near the top of his class.
Tom biraz kendinden geçti.Tom got a little carried away.