Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.You should pay more attention to your own safety.
Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum.I perceive myself as my own god.
Kendimi gülmekten alamadım.I couldn't help but laugh.
Kendim gitmek yerine bir mektup gönderdim.Instead of going myself, I sent a letter.
Kendim gitmek yerine bir hediye gönderdim.Instead of going myself, I sent a gift.
Her kedinin kendi kişiliği var.Each cat has its own personality.
Her birinin kendi arabası var.Each of them has his own car.
Bunun için endişelenme. Kendim gideceğim.Don't worry about it, I'll go myself.
Sen kendini yalnız hissediyorsun, değil mi?You feel lonesome, don't you?
O bir çocuk olmasına rağmen işi kendisi yapmaya karar verdi.Though he was a child, he made up his mind to do the work himself.
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
Bunlar onun kendi pişirdiği keklerdir.These are cakes that she baked herself.
Vin Diesel şınav çekerken kendini yukarıya çekmez, dünyayı aşağıya iter.When Vin Diesel does pushups, he's not pushing himself up - he's pushing the Earth down.
Anlaşılan yaranın kendisi sadece birkaç dikişe ihtiyaç duyuyor.Apparently the wound itself only needs a few stitches.
Bugün kendimi iyi hissetmiyorum. Hep o kuyu suyu yüzünden.I don't feel well today. That well water is the reason.
Kendisinin çizdiği bir resim var.There is a picture that he himself drew.
Bu kendisinin çizdiği bir resimdir.This is a picture that he himself drew.
Bu kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you drew by yourself?
Bu, kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you yourself drew?
Bu onun kendi yaptığı bir resim mi?Is this a picture that he drew by himself?
Bildiğim kadarıyla, onu kendisi söyledi.As far as I know, he said that himself.
Sis perdesinin arasından, kendi geleceğim gözüme ilişti.In looking through the mist, I caught a glimpse of my future.
Bir yazar, yazmanın, kendisi için, başkaları için olduğundan daha zor olan birisidir.A writer is somebody for whom writing is more difficult than it is for other people.
Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.Angels can fly because they take themselves lightly.
Kendimizi yönetemiyorsak başkalarını nasıl yönetebiliriz?How could we govern others when we cannot govern ourselves?
Ying Yang falcısı kendi kaderini tahmin etmeyebilir.The Ying Yang diviner may not predict his own fate.
Hiçbir kuş gereğinden çok yükseğe uçmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa.No bird soars too high if he soars with his own wings.
Sadece kendimi tanıtacağım.I'll just introduce myself.
Bu hatayı kendim yapacağımı hiç düşünmemiştim.I never thought I'd make this mistake myself.
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım.If God doesn't exist in our world, then I will create God with my own hands.
Kendi kendine çalışma ile, vergi muhasebecisi sınavını geçmek mümkün mü?Is it possible to pass the tax accountant exam by self study?
O kendi gömleğini ütüledi.She ironed her shirt.
Kendini bir çukurda bulursan kazmayı bırak.If you find yourself in a hole, stop digging.
Seyahat kendime izin veremediğim bir lüks.Travelling is a luxury I can't allow myself.
O, onun kendi başına sürmesine izin verdi.She let him drive on his own.
Bir cümle, bunun gibi hiç kimseye ait olmadığında, onu kendiniz düzeltebilirsiniz.When a sentence is not owned by anyone, like this one, you can correct it yourself.
Bu sorunu kendi başınıza çözün.Solve this problem on your own.
Bu sorunu kendi başına çöz.Solve this problem on your own.
Kendinize dikkat edin!Take care of yourselves!
Kendi masamı seçebilir miyim?Can I pick my own desk?
Her çocuğun kendi odası var.Each child has his own room.
Her geçen gün kendimi gittikçe daha iyi hissediyorum.Every day I feel better and better.
O, düştüğünde kendisini incitti.He hurt himself when he fell.
O kendini yıkıyor.He washes himself.
Kendini aşırı yorma.Don't overexert yourself.
Benim kendi iyiliğim için onu söylemiyorum.I am not saying it for my own sake.
Burada kendimi rahat hissetmiyorum.I don't feel comfortable here.
Kendimi iyi hissediyorum.I feel well.
Kendi odam var.I have my own room.
Kendimi tam bir aptal yaptım.I made a complete fool of myself.
Kendimi yıkarım.I wash myself.
Kendin ol!Be yourself!
Kendimi düşünmekten alamıyorum.I can't prevent myself from thinking.
Kendimi sahte umutlara vermek istemiyorum.I don't want to give myself false hopes.
Biz yaşamı kendi suretimizde yarattık.We've created life in our own image.
O, öğle yemeğinden önce iyiydi ama sonradan kendini kötü hissetti.She was fine before lunch, but felt bad afterwards.
Onu kendim yaptım.I did it myself.