O kendini Japonya'nın bir Edison'ı olarak adlandırdı.He called himself an Edison of Japan.
Gazetecilerle kendisi konuşma yaptı.He addressed himself to the reporters.
O kendi arabasını sürüyor.He drives his own car.
O kendini nasıl savunacağını biliyor.He knows how to assert himself.
Kendini öldürmeye çalıştı.He tried to kill himself.
O, kendini öldürmeye çalıştı fakat o başarısızlıkla sonuçlandı.He tried to kill himself but it ended in failure.
Kendini öldüreceğini sandı.He thought he would kill himself.
O kendisini odasına kapatmıştı.He confined himself to his room.
O kendini dünyanın kurtarıcısı olarak gördü.He saw himself as the savior of the world.
O kendisini dünyanın kurtarıcısı olarak görüyordu.He saw himself as the savior of the world.
O onu kendisi yaptı.He did it himself.
O, onu kendisi denedi.He himself tried it.
Köpeğine kendisi bakmak zorundaydı.He had to take care of his dog himself.
O, kendisi için düşünmek zorunda kaldı.He had to think for himself.
Kendi gitme yerine yerine erkek kardeşini gönderdi.Instead of going himself, he sent his brother in his place.
O, saatini kendi başına tamir etti.He repaired his watch by himself.
O, kendi teorisini geliştirdi.He developed his own theory.
Kendi hakkında yalanlar söylüyor.He has been telling lies about himself.
Kendisi için yeni bir ev yaptı.He built a new house for himself.
O kendi gölgesinden bile korkuyor.He is even afraid of his own shadow.
O, kendi evini ateşe verdi.He set fire to his own house.
Bırak bir ulusu, o kendi ailesini idare edemez.He can't run his own family, let alone a nation!
Kendi hatasının bilincinde değil.He was not conscious of his own mistake.
Kendi sözlerinden pişman olacak.He will regret his own words.
Kendi hatasını fark etmedi.He has not realized his own mistake.
Kendi ülkesinde yurt dışına yolculuk etti.He traveled abroad in his own country.
O, kendisinden başka kimseyi umursamaz.He cares for nobody but himself.
Kendi hatası için başkalarını suçladı.He blamed others for his own failure.
O kendi başarısızlığını ona yükledi.He blamed his failure on her.
Onun kendi arabası var.He has his own car.
O kendini şanslı addetti.He considered himself lucky.
O, kendi hayatı pahasına boğulan çocuğu kurtardı.He saved the drowning boy at the risk of his own life.
Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.He saved the boy at the risk of his own life.
O, kendi deneyimini tanımladı.He described his own experience.
Kötü davranışı için kendini mazeret gösterdi.He excused himself for his bad behavior.
Oğlu Robert'a kendi babasının adını verdi.He named his son Robert after his own father.
Kendi babasının anısına hürmeten oğluna John adını verdi.He named his son John after his own father.
Onun kendi odası var.He has his own room.
O kendi adını bile yazamaz.He cannot so much as write his own name.
O, kendi hayatı pahasına onu kurtardı.He saved her at the cost of his own life.
O kendi adına hareket etmektedir.He is acting on his own behalf.
O, kendisine kızmıştı.He was angry with himself.
O, kendisi hakkında hiçbir şey söylemeyecektir.He won't say anything about himself.
Kendi hatalarının bilincinde değil.He is not conscious of his own faults.
O kendi adını yazamıyor.He cannot write his own name.
Kendi hayatı riske atarak arkadaşını kurtardı.He saved his friend at the risk of his own life.
Kendisinin bir telefonu var.He has a telephone to himself.
O şimdi kendi başına.He is now on his own.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
Kendisini astı.He hanged himself.
Kendini asarak intihar etti.He committed suicide by hanging himself.
Kendisini asarak intihar etti.He committed suicide by hanging himself.
Kendisine saldıranı yere devirdi.He wrestled his attacker to the ground.
O, kendini aştı.He crossed himself.
Çalışanları kendisine ulaşamaz.He is inaccessible to his employees.
O kendini çalışma odasına kapattı.He closeted himself in his study.
O, kendini bir kadın kılığına soktu.He disguised himself as a woman.
O hızla kendini yeni çevresine alıştırdı.He quickly accustomed himself to his new surroundings.
Kendini yeni çevresine uyarlamaya çalıştı.He tried to adapt himself to his new surroundings.
Yeni araştırmasında kendini kaybetti.He lost himself in his new research.