Herkes kendi potansiyeline güvenir.Everyone believes in their own potential.
Herkesin kendi görüş hakkı vardır.Everyone is entitled to his own opinion.
Herkesin kendi güçlü ve zayıf noktaları vardır.Everyone has their own strong and weak points.
Her insanın kendini savunma hakkı var.Every person has a right to defend themselves.
Her insanın kendi zayıf noktaları var.Every man has his weak points.
Kendini sıcak tutmalısın.You should keep yourself warm.
Her çocuk kendi diplomasını aldı.Each boy has received his diploma.
Dünya, kendi ekseni etrafında döner.The earth revolves on its axis.
Kendinizden utanmalısınız.You should be ashamed of yourself.
Kendimi rezil etmektense ölmeyi tercih ettim.I would rather die than disgrace myself.
Kendini rezil etmektense ölmeyi tercih eder.He would rather die than disgrace himself.
Kendinden utan!Shame on you!
Her kişinin kendi öğle yemeğini getirmesi beklenir.Every person is expected to bring their own lunch.
Eğer dikkatli olmazsan, kendini inciteceksin.You will hurt yourself if you're not careful.
Kendi kasabamızı temiz tutmak bizim görevimizdir.It is our duty to keep our town clean.
Kendini çok kaptırma.Don't get so carried away.
Çarpışma için kendimizi hazırladık.We prepared ourselves for the crash.
Erkek kardeşim kendi kedisine "Hanako" adını verdi.My brother named his cat Hanako.
Kendisini bulduğu için polisi lanetledi.The thief cursed the police for finding him.
Hafif egzersizler kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.Moderate exercises will make us feel good.
Girin ve kendinizi evinizde gibi hissedin.Come on in and make yourself at home.
Aniden, katip öfkeden kendini kaybetti.All of a sudden, the clerk lost his temper.
Profesör Tanaka birinin kendisine çalışmasında yardım etmesini istiyor.Professor Tanaka wants somebody to help him with his study.
Cesaret eksikliğim yüzünden kendime çok kızdım.I was very angry with myself for my lack of courage.
Hırsızlar, kendilerini bekleyen bir arabayla kaçtılar.The thieves made off in a waiting car.
O, bugünlerde kendini müziğe adadı.He devoted himself to music in those days.
Caddeyi dikkatsizce geçen biri kendini büyük tehlikeye atar.A jaywalker exposes himself to great danger.
Fazilet onun kendi mükafatıdır.Virtue is its own reward.
Kendi kendime konuşuyorum.I talk to myself.
Her bilimin kendi terminolojisi vardır.Each science has its own terminology.
Sorunu kendiniz çözebilir misiniz?Can you solve the problem by yourself?
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Birdenbire, Jack kendisine ne olduğunu fark etti.Suddenly, Jack realized what had happened to him.
Güney Afrika'daki Zulu kabilesinin kendi dili vardır.The Zulu tribe in South Africa has its own language.
Kendini bil.Know thyself.
Tarihi kendin ekle.Write in the date yourself.
Japonya'da kendi biranı doldurmazsın; bunu başka biri senin için yapar.In Japan you don't pour your own beer; someone else does it for you.
Japonya'nın kendine özgü birçok özelliği vardır.Japan has many distinctive traits.
Japonlar kendilerini ait oldukları grupla tanımlamak eğilimindedir.The Japanese tend to identify themselves with the group they belong to.
Sıcak bir banyo ile kendimi ferahlattım.I refreshed myself with a hot bath.
Kaynar suyla kendimi yaktım.I burned myself with boiling water.
Kendinizi bir aptal yapmaktan vazgeçin.Stop making a fool of yourself.
Aktörler kendini göstermeye alışkın.Actors are used to appearing in public.
Onun oldukça fazla kendine güveni var.He has a lot of confidence.
Onun işi kendi başına yaptığını düşünüyor musun?Do you think he did the job on his own?
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
Sık sık onun kendi kendine mırıldandığını duyardı.She would often hear him grumbling to himself.
O, muhtemelen kendi başına mektup yazamaz.He can't possibly write the letter by himself.
Mektubu kendi başına yazmış olamaz.He can't possibly write the letter by himself.
Onun kendi yaptığı bir resim var.There is a picture of his own painting.
Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
O, işi kendi başına yaptı.He did the work on his own.
Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.We are not alone in believing that he is not guilty.
Birçok hatalarına rağmen onu sevmekten kendimi alamıyorum.I cannot help liking him in spite of his many faults.
Onunla İngilizce konuştum fakat kendimi ifade edemedim.I spoke to him in English, but I couldn't make myself understood.
Kendisini ağlarken görmemesi için başını çevirdi.She turned her head away lest he see her tears.
Onun için üzülmekten kendimi alamadım.I could not help feeling sorry for him.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.Everybody could not help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his joke.
Piano çalmada kendini iyi geliştiriyor.He is making good progress in playing the piano.