Ana içeriğe geç
Sözlük

kendi kendine ile cümle

kendi kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.だから、もう本音っていうのを、ちょっとここでもう一回書いておきたかったっていうか。
Esasen kendi kendine yeterli olan Finlandiya, çok sınırlı tarım ticareti yapmaktadır.本質的にはフィンランド農業は自給自足であり、農業貿易には限定的に関わるのみであった。
BMP, TIFF (TIF) resim yüklemeleri kendi kendine PNG biçimine dönüştürülür.BMPおよびTIFFをアップロードすると、自動的にPNGに変換される。
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.法廷を出る際は、薄笑いを浮かべていた。
Sistem kendi kendine başlamıyordu.ビル自体に影響はなかった。
(Yaratılmamıştır) Her şey zaman içinde kendi kendine var olur.全てにおいて損になるものである。
Büyük kardeşi Zack Shada tarafından oyunculuğa ilhamı olmuştur, kendi kendine oyunculuğa başlamıştır.姉が拓郎の大ファンで、ギターを始めるきっかけにもなった。
Kendi kendine yemek yemeği ve giyinebilmeyi beceremiyordu.食事をあげたり、服を着せてあげたりもできる。
Çoğunlukla kendi kendine öğrenerek 1868’de Heidelberg Üniversitesinden doktor unvanı aldı.彼はほとんど独学でハイデルベルク大学の博士号を1868年に取った。
Kendi kendine yeter ve oymak içinde kapalı bir iktisadi hayat sürerler.自ら身体を鍛え、生命を尊ぶとともに、たくましく生き抜く気力を養う。
Ama bu kanunlar yaratıldıktan sonra esaslarına uygun olarak kendi kendine işler.彼らは自分に都合のいい場合に限り法律に従う。
Bu bana ciddi durumların bile kendi kendine düzelebildiğini düşündürüyor."今では、私が大事だと思うことを実行できる柔軟さがある」と述べた。
Mum kendi kendine söndü.ろうそくがひとりでに消えた。
Ve en sonunda kendi kendine mırıldanır; "Belki de Angel haklıdır.寄塵曰:『王著靴,不得已也,為天使、為大典也。
Pasiphae kendi kendine gri olarak gözükür, halbuki diğer üyeler (Callirrhoe, Megaclite) kırmızı ışık saçar.帕西斐本身是灰色,而其它的成員(卡麗荷耶、Megaclite)是淡紅色。
Nous'un kendi kendine yönelişi ile ikilik (düalizm) ortaya ve dolayısıyla da tin, nefs (soul) ortaya çıkar.我要在那裏與你相會,並要從法版之櫃的櫃蓋上,兩個基路伯的中間,將我要吩咐以色列人的一切事告訴你。
Kendi kendine doğru şeyi yaptığını söylerken aslında tasfiye edilir.你們曾相信自己做得對。
Ananke kendi kendine kırmızı ışık saçar fakat diğer grup üyeleri giri ışık saçar.安納金本身似乎是淡紅色,但群內其它的成員是灰色的。
Bütün arkadaşları ona arkalarını dönmüştür ve onu kendi kendine bırakırlar.我們趕快派同志去追他,勸他回來。
Kendi kendine tozlaşan bitkiler çok nadirdir.完全自养的物种是非常罕见的。
Kendi kendine söylenir.正如她自己所说。
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.德鲁比移动的很慢,昏昏欲睡,并且说着一口很单调无味的英语。
Özeğitimcilik, kendi kendine eğitim demektir.学习的最好方法是教会自己。
İnsan emeği olmadan kendi kendine yetişebilmektedir.何者不觸不能男?不為人所觸動則不能,為人所觸動則能。
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.各以自義為是。
İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.그들은 자신들에게만 가능성을 줍니다.
Bu konuda en yaygın kanı, amellerin (yapıp-edilen her şeyin) sonucunun kendi kendine ortaya çıktığıdır.그가 가장 즐겨하던 기법은 흙으로 빚어 만드는 소조(塑造)였다.
Kendi kendine güncelleme hizmeti oluşturulmuştur.시간 그 자체가 만들어진 시기.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.둘째, 자신의 이야기는 자기 자신이 결정할 수 있다.
Göğüsten süt gelmesi durumunda sütün uyarı veya sıkma ile değil, kendi kendine gelmesi gerekir.이때 치아는 수돗물이 아닌 생리식염수, 우유, 또는 자신의 입안에 보관하여 가져온다.
Kendi kendine eğitilmiş bir müzisyen olarak yeteneklerimle kısıtlandığımı hissettim" dedi.בתור מוזיקאית, אני לימדתי את עצמי והרגשתי שאני מוגבלת בידי היכולות שלי".
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.למרות שאיפותיה להסתמכות עצמית, קוריאה הצפונית ממשיכה להישען על תמיכה כלכלית ממדינות אחרות, ללא הפסקה.
Bununla birlikte manastırların kendi kendine yetme ilkesi halen korunmaktadır.כן הם מצוּוִים לשמור על קדושת עצמם.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.ובשבילי, הנשמה שלך היא הכוונה שלך.
Özeğitimcilik, kendi kendine eğitim demektir.טיפוח לומד בעל הכוונה עצמית.
Sanki eşyalar kendi kendine hareket etmektedir, gece vakti garip fısıltılar gelmektedir.בשמים נראו מראות מוזרים, וקול יללה מסתורי נשמע בלילות.
Kassapa: Yoksa hem kendi kendine hem de başka şeylerden mi oluşuyor?חוסיין: כבוד הנשיא, אם יש לכם משהו או רעיון כלשהו.
Kendi kendine teşhis koyma yaygındır.הולם להוראה עצמית.
Ödünç aldığı 16 mm'lik bir film kamerasında alıştırma yaparak sinema kameramanlığını kendi kendine öğrenmişti.את הסרט הוא צילם באמצעות מצלמה מושאלת מסוג 16 מ"מ, האופיינית לסרטים דלי תקציב, שאותה אחז בידו במהלך הצילום.
Daha sonra kendi kendine kontrpuan çalıştı.הוא עצמו עוד התנגד להפיכה.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.את יכולות אלה היא שמרה לעצמה בשקט.
Bununla beraber, bu, kendi kendine verilmiş bir unvandır ve diğer beş köy tarafından resmen tanınmaz.Но това бе самодадена титла и не бе призната от другите пет скрити села.
Döndükten sonra kendi kendine çalışmaya başlar.След като се връща от там започва да работи самостоятелно.
Nanorobotik, nano-ölçekte çalışan bazı işlevselliğin kendi kendine yeten makinelerine odaklanır.Нанороботиката се занимава с машини с наноразмери, самоуправляващи се в определени функции.
Bas gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiştir.Научава се сам да свири на китара.
Kemiklerin gevşemesiyle de kendi kendine birçok kırık meydana gelir.Чрез многобройни къси сухожилия се залавя за множество кости.
Daha sonra kendi kendine kontrpuan çalıştı.По-късно изпробва действието му върху себе си.
Böylece nötron yakalama hızı azalacak ve kendi kendine yeten bir zincir reaksiyonu olacaktı.Това намалява скоростта на неутронното улавяне и на теория може да създаде управляема верижна реакция.
Kendi kendine söylenir.Доказват себе си.
Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.Израствайки, се научава да свири на пиано, барабани, китара и тромпет.
Mum kendi kendine söndü.Свещта изгасна сама.
İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.U njemu čovjek preuzima odgovornost za sebe.
Bununla beraber, bu, kendi kendine verilmiş bir unvandır ve diğer beş köy tarafından resmen tanınmaz.Međutim, ta je titula upotrebljena samo u tom selu i nije priznata u ostalih 5 sela.
Bas gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiştir.Nismo znali kako pojačati bas gitaru.
Çocukken,Müzik üzerine daha fazla eğitim görme yerine kendi kendine çalışmayı seçmiştir.Kao dijete se više zanimao za sport nego za glazbu.
Sonunda otomobil departmanı kendi kendine yetebilen ve kar edebilen bir kuruluş olmuştur.Uskoro je dio koji se bavio proizvodnjom automobila postao samodostatan i profitabilan.
Rekabet baskısı yoktur, kendi kendine yarışma vardır.U vještini parkour nema natjecanja i usporedbe.
Kemiklerin gevşemesiyle de kendi kendine birçok kırık meydana gelir.Veći se primjerci pri vađenju iz lonca sami raspadaju u više komada.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain je samouk v hre na gitaru, hrať sa naučil vo svojich 14. rokoch.
Kendi kendine yemek yemeği ve giyinebilmeyi beceremiyordu.Vždy bola pokojná, ľahostajná k jedlu i k oblečeniu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod