Ana içeriğe geç
Sözlük

kendi kendine ile cümle

kendi kendine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain aprendeu violão aos 14 anos de idade.
William’ın tahminlerince, Caroline, kendi kendine gözlemler yapmaya 1782’de başlamıştır.Caroline começou a fazer suas próprias observações em 1782.
Filamentasyon aynı zamanda kendi kendine odaklanan bir yüksek güçlü lazer darbesine değinmektedir.A filamentação também se refere à auto-focalização de um pulso de laser de alta potência.
Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşmadır.Eu acho que a vida de uma pessoa fala por si mesma, certo?
Rekabet baskısı yoktur, kendi kendine yarışma vardır.Somente há competições, não há partidas solo.
Bütün arkadaşları ona arkalarını dönmüştür ve onu kendi kendine bırakırlar.Toda a família lhe vira as costas e ela tenta o suicídio.
1835'ten sonra kendi kendine Almanca öğrendi.Naturalizou-se português antes de 1835.
Newton kendi kendine eylemsizlik çerçevelerinin rolünü tanıdı.Newton aproveitou a opoturnidade.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Ieder spreekt voor zichzelf.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.Mogelijk zonder dat ze dit zelf door had.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hij leerde zich het schilderen grotendeels zelf.
(Yaratılmamıştır) Her şey zaman içinde kendi kendine var olur.Ieder voor zich zal eenmaal aan God rekenschap te geven hebben.
Kendi kendine söylenir.Al zeg ik 't zelf.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Nu heeft ze geen zorgen meer.
Kassapa: Yoksa hem kendi kendine hem de başka şeylerden mi oluşuyor?Vb.: En heeft zij haar eigen zeer gedaan?
Bu bana ciddi durumların bile kendi kendine düzelebildiğini düşündürüyor."Maar ik denk dat hun inzet zo armzalig is dat ik me geneigd voel om het zelf te verbeteren."
Kendi kendine yeterli bir ekonomiye sahip değildir.Hij verdient volgens zichzelf een onvoldoende.
Köken olarak gose, kendi kendine fermente olan bir bira türüdür.Een streekbier is volgens het woord zelf een bier dat een binding heeft met een bepaalde streek.
İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.Ze kunnen meteen voor zichzelf zorgen.
İnsan kendi kendine "bu şekilde olmamalıydı", "böyle bitmemeliydi" diyor.Thema: "Hoe zou het zijn geweest, als ik niet ondraaglijk eenzaam zou zijn geweest".
Linda ne olduğunu kendi kendine sorgular.Bella vraagt wat er met hem is gebeurd.
İlginç olan ise bunların hepsini kendi kendine öğrenmiş olması.Daardoor werd ze gedwongen alles zelf te leren.
Sistem kendi kendine başlamıyordu.Samolot nie startował samodzielnie.
Büyürken, Bieber kendi kendine piyano, bateri, gitar ve trompet çalmayı öğrendi.Dorastając, Bieber opanował naukę gry na fortepianie, perkusji, gitarze i trąbce.
Döndükten sonra kendi kendine çalışmaya başlar.Po powrocie do zdrowia zaczął nad sobą znów pracować.
Kendi kendine yeterli bir ekonomiye sahip değildir.Nie dbał o zapewnienie sobie wysokiego standardu ekonomicznego.
Artık kendi kendine konuşmuyor.Sama już nie ma u jego boku.
Zamanının bir çoğunu köşeye çekilip kendi kendine gitarını tınlatarak geçirmiştir.Przez większość czasu cień jedynie rozmawia ze swoim duchem.
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Każdy powinien myśleć samodzielnie.
Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.Jakiekolwiek myślenie jest myśleniem o bycie.
Mum kendi kendine söndü.Świeca sama zgasła.
Tümünde olmamakla birlikte çoğu durumda sorun kendi kendine düzelir.I många fall, men inte i alla, rättar problemen till sig själv.
Bununla beraber, bu, kendi kendine verilmiş bir unvandır ve diğer beş köy tarafından resmen tanınmaz.Dock var detta en självutnämnd titel och blev inte officiellt godkänd av de fem andra byarna.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Bart går iväg, förtvivlad över sin egen dumhet, sedan börjar han omedvetet tala franska med sig själv.
William’ın tahminlerince, Caroline, kendi kendine gözlemler yapmaya 1782’de başlamıştır.På Williams förslag började Caroline göra egna observationer 1782.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain lärde sig att spela gitarr vid 14 års ålder.
Elon, kendi kendine yazılım programlayıp kodlamayı öğrendi.Trion har själva skrivit och arrangerat allt material.
Kendi kendine yeterli bir ekonomiye sahip değildir.Föreningen hade inte heller god ekonomi.
Ayrıca bağımsız duruş ve kendi kendine yetebilme hali olarak da yorumlanabilir.Förbandet har också förmågan att verka självständigt.
İnsan kendi kendine "bu şekilde olmamalıydı", "böyle bitmemeliydi" diyor.Man ska med andra ord tänka ”vad skulle hända om jag inte gjorde så?”.
Diğer bir deyişle kendi kendine sinyal üretebilen elektronik bir elemandır.Detta beror på att delar i hjärtat skapar sina egna elektriska signaler.
Bunları kendi kendine yapması mümkün değildi.De tror inte jag var kapabel att göra det själv.
Otuz ila 180 gün onunda kendi kendine imha edebilmektedir.Detta ska gälla i 180 dygn efter ikraftträdande.
Döndükten sonra kendi kendine çalışmaya başlar.Обернувшись, він бачить самого себе.
Bas gitar çalmayı kendi kendine öğrenmiştir.Грати на бас-гітарі Самі навчився самостійно.
Malezya, ekonomik açıdan kendi kendine yeterlidir.Мальдіви — економічно відстала країна.
Kendi kendine güncelleme hizmeti oluşturulmuştur.Створено власну логістичну службу.
Kendi kendine hayal kurarken "belki ABD başkanı olurum" dedi.А потім сам собі відповів «Певно то справа рук місцевого Шерифа».
O kendi kendine konuştu.Він розмовляв сам із собою.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain se naučil na kytaru jako samouk ve věku 14 let.
Kendi kendine eğitilmiş bir müzisyen olarak yeteneklerimle kısıtlandığımı hissettim" dedi.Jako muzikant jsem samouk, a cítila jsem se být omezena svými schopnostmi".
Sanki herkes kendi kendine konuşuyor.Se všemi si povídá o svém životě.
İlginç olan ise bunların hepsini kendi kendine öğrenmiş olması.Ohromující na tom je, že tyto pohyby se učí sám.
Artık kendi kendine konuşmuyor.V současnosti již veřejně nevystupuje.
Özeğitimcilik, kendi kendine eğitim demektir.Člověk se musí teprve tvořit, a to výchovou.
Fotoğrafçılığı büyük ölçüde kendi kendine öğrendi.Hodně jsem zjistil sám o sobě.
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.Jen se během procesu neudrží a začne se nahlas smát.
Hala kendi kendine renk değiştirme kamuflajı üzerine çalışmalar yapılmaktadır.Mění se pouze barva dle jejího batevného kódu.
Suyun veya diğer çözücü moleküllerin içeriği kendi kendine bir araya gelmiş yapıları değiştirir.Conținutul de molecule de apă sau alt solvent schimbă structurile auto-asamblate.
İnsanlar ona kendi kendine erişebilir.Sora o face pe cont propriu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod