Alice kendi kendine, 'diye başlamak değilse, o BİLE nasıl bitirebiliriz görmek yok' diye düşündüm..Alice thought to herself, 'I don't see how he can EVEN finish, if he doesn't begin.'
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'That's the judge,' she said to herself, 'because of his great wig.'
Bu arada zengin adam kendi kendine düşünür.Meanwhile, the rich man thinks to himself,
Onları geri yolladı Onları geri yolladı ve s.kik bitiş çizgisini kendi kendine geçtilekarz próbował jej pomóc, ale ona go odpędziła i doczołgała się do tej pierdolonej linii końcowej!
Kendi Kendine Düzenlenmiş Öğrenme Ortamları olarak adlandırılıyorlar.Self Organized Learning Environments.
50 yüzdelikte kadın yapısı. Ve tamamiyle tüm gücü de dahil kendi kendine yetecek"And it's going to be completely self contained including all its power."
Şimdi burada kendi kendine gidebilen bir robot araç yapılıyor.Now this was about building a robotic car that can drive itself.
Ve şimdi ise proje kendi kendine gelişmeye başladı.And now the project is beginning to grow on its own.
Tipik bir şehir caddesidir, kendi kendine kurulmuştur sadece.It's a typical downtown street; it just happens to be self-built.
Ayağa kalkıyorsunuz, sifonu kendi kendine çekiyor.You get up, it flushes by itself.
Kendi kendine geliyor.It comes by itself.
Ama o, kendi duygularına 'danışman, kendi kendine, - Ben, ne kadar doğru söylemek olmazBut he, his own affections' counsellor, Is to himself,--I will not say how true,--
Kendi kendine herşeyi sıfırdan yapmak gerek dedi.He told himself it was necessary to make them from scratch.
Kendi kendine hiç kartpostal yolladın mı?Have you ever sent yourself a postcard?
Şu halde, düşünceler kendi kendine oluşmaya başlar... hiçbir şey değil.So, thoughts arising by themselves ...nothing at all.
Elbette o da kendi kendine benzerdir.Of course it's congruent to itself!
Asla ve asla kendi kendine mırıldanmaNever, ever, hum to yourself.
O hızla işlerin gerçek durumu fark edince, gözleri büyük büyüdü, o ıslık kendi kendine.When she quickly realized the true state of affairs, her eyes grew large, she whistled to herself.
İlköğretim kendi kendine gerçekleşebilir, ya da bazı parçaları kendi kendine olabilir.It was that primary education can happen on its own, or parts of it can happen on its own.
Bu noktada, üçüncü anti-sosyal beceriyi kullanmakta fayda var. Kendi kendine mırıldanmak.At this stage, it's helpful to use anti-social skill number three: muttering to yourself.
Son olarak, kendi kendine mırıldanmak ve her şeyi yazmak.Finally, mutter to yourself, and write it all down.
Bu cümleleri kendi kendine yazdı.On his own, he wrote these sentences.
Onlara kendi kendine yetebilirligi anlatalim, ve onlarin kazanilmis bir ilgileri olacak.Let them understand what sustainability is, and that they have a vested interest in it to happen.
"Whole Earth Catalog" çıktı. Hippilerin kendi kendine yeterlilik dergisiydi.It was a hippie journal of self-sufficiency.
Sonrasında da oğlum kendi kendine yürüyen bir oyuncakla oynuyor.And finally, my son playing in a walking toy by himself.
Onun kuyruk yanaşma ve kendi kendine homurdanmaya, kapıya doğru salladı.He swung towards the door, lashing his tail and growling to himself.
Sonra da kendi kendine şöyle demişAnd then he said to himself,
Kendi kendine ne konuşuyorsun öyle?Aigoo, what are you talking to yourself about?
Aslında her şeyi kendi kendine yapmaz.So he doesn't actually do anything himself.
Kendi kendine yardım eden bir grup var.There's a self-help group.
Biri kendi kendine oturmaya devam etti.Killed by that gun I had, uh, borrowed from Mr. Lombard. And which he found later on the step.
Ve fikir kendi kendine hareket eden bir kaç tezgah tasarlamaktı ana fuar odasında olacak.And the idea was to create some self-moving benches in the main exhibition room.
Hey!Neler oluyor?Devamlı kendi kendine gülüyorsun ? ?Hey! What's going on? You keep on smiling to yourself.
Adam kendi kendine, ‹Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok› diye düşündü.He reasoned within himself, saying, 'What will I do, because I don't have room to store my crops?'
Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.He had no body to help him other than God, nor was he able to save himself.
Halkı Allah yolundan saptırmak için kendi kendine ululanır durur.Turning their backs that they may lead away from the path of God.
Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an.Remember thy Lord in thy soul, humbly and fearfully, not loud of voice, at morn and eventide.
İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz.And indeed We have created man, and We know what his ownself whispers to him.
Kendi kendine konuşuyorTalking to yourself
Bütünleşik kendi kendine testBuild-in self test
Güç Tüketimi kendi kendine çalışıyorPower Consumption self powered
Sertifika kendi kendine imzalanmış.The certificate is self-signed.
Sertifika kendi kendine şifrelendiği için güvenilir olmayabilir.Association
Kendi Kendine Denetim Yapılıyor... did not passPerforming Self-Check...
Kendi Kendine Denetim Başarısız OlduSelf-Check Failed
Kendi Kendine Denetim Başarılı OlduSelf-Check Passed
Akonadi Sunucusu Kendi Kendine DenetimAkonadi Server Self-Test
& Güvenilmeye kendi kendine imzalınUntrusted self-signed
İşte bunu başardığımızda proje kendi kendine yürümeye başlayıp tamamen hayata geçmiş olacak.Then the whole project would become self-sustainable and completely implemented.
Bilim ve Teknoloji: Kendi kendine dirilen bakteri kendi DNA'sını onarıyorScience and Technology: Self-resurrecting bacteria repairs own DNA
Ananke kendi kendine kırmızı ışık saçar fakat diğer grup üyeleri giri ışık saçar.Ananke itself appears light red but the other group members are grey.
Başarılı kendi kendine eğitim, öz disiplin ve yansıtma yeteneği gerektirir.Successful self-teaching requires self-discipline and reflective capability.
Anahtar çevrildikten sonra, motor yakalanıp başlayana kadar kendi kendine marş eder.Once the key is turned, the engine cranks on its own until it catches and starts.
Gandhi, sadelik ve kendi kendine yetebilen bir hayata inanıyordu.Gandhi believed in a life of simplicity and self-sufficiency.
Polikarbonatlar şeffaf ve kendi kendine sönebilen malzemelerdir.Polycarbonates are transparent, self-extinguishing materials.
Asıl amacı, özerk bir şekilde yaşayabilmesi için kendi kendine yeterli olmaktı.His original goal was to become self-sufficient so that he could live autonomously.
Büyük bir yetenek ve müzikal hassasiyetle piyanoyu kendi kendine öğretti.Of great talent and musical sensitivity, she taught herself the piano.
Sınırlı enfekte bireyler enfeksiyondan birkaç hafta veya ay içinde kendi kendine kurtulur.Persons with self-limiting infection clear the infection spontaneously within weeks to months.
Çoğu sabah sefası bahçede kendi kendine tohum verir.Many morning glories will self-seed in the garden.
Bileğinde kendi kendine yapmış olabileceğini düşündüren küçük bir kesiğe dikkat çekti.He brought attention to a small cut on her wrist, suggesting that it may be self-inflicted.