'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Dat is de rechter, "zei ze tegen zichzelf,' vanwege zijn grote pruik. '
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Det är domaren, sa hon till sig själv," på grund av sin stora peruk. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Det er dommeren, "sagde hun til sig selv,' på grund af hans store paryk."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:Đó là thẩm phán, "bà nói với chính mình, vì bộ tóc giả tuyệt vời của mình."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ese es el juez," dijo a sí misma, porque lleva esa gran peluca.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ez a bíró, mondta magában," mert ő nagy parókája. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Itu hakim," katanya pada dirinya sendiri, 'karena wig yang besar. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'그것이 판사의'그녀 '때문에 그의 위대한 가발니다.'자신에게 말씀 하셨다
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:'Questo è il giudice,' si disse, 'a causa della sua parrucca grande.'
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Se on tuomari," hän sanoi itselleen, "koska hänen suuri peruukki."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je sodnik," si je rekla, "zaradi svoje velike lasuljo."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je soudce," řekla pro sebe, "protože jeho velká paruka."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To je sudca," povedala pre seba, "pretože jeho veľká parochňa."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"To sędzia, powiedziała sobie:" ze względu na jego wielką perukę. "
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Αυτός είναι ο δικαστής", είπε στον εαυτό της, "λόγω της μεγάλης περούκα του."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Вот судья, сказала она самой себе," из-за его большой парик.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Ось суддя, сказала вона сама собі," через його великий перуку.
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"Това е съдия," каза тя за себе си ", поради голямата си перука."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"זה השופט," היא אמרה לעצמה, "בגלל הפאה הגדול שלו."
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:"هذا هو القاضي ، وقال انها لنفسها ،" بسبب باروكة الكبير ".
'Bu yargıç,' diye, 'çünkü onun büyük peruk', kendi kendine şöyle dedi:裁判官は、方法によって、王であった。そして彼はかつらを介して彼の王冠を身に着けていたので、(見
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki: "Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor.Джефф Коутис из Корнелла задумался том, что CO2 не считается опасным отходом заводов в наше время.
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki: "Bitkiler CO2'yi zamanımızın en büyük zehri olarak görmüyor.Човек на име Джеф Коатес в Корнел, той си каза, знаете ли, растенията не смятат СО2 като най-лошата отрова.
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Ein Mann namens Geoff Coates, von der Cornell Universität, sagte zu sich selbst,
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Geoff Coates, van Cornell University, zei tegen zichzelf:
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Geoff Coates z Cornellu si povedal:
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:코넬 대학교의 지오프 코테스라는 분이 스스로 말하길,
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Um indivíduo chamado Geoff Coates, na Cornell, disse para si mesmo:
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Un certain Geoff Coates, à Cornell, s'est dit,
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:Un tale di nome Geoff Coates, a Cornell, si è detto:
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:בחור בשם ג'ף קואטס, באוניברסיטת קורנל, אמר לעצמו,
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:رجل يدعى جف كوتس، من كورنيل، قال لنفسه،
Cornell'den Geoff Coates kendi kendine dedi ki:植物にとって二酸化炭素は 最大の有害物質ではありません
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Mert ezek a dolgok nem maguktól fejlődnek.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Omdat deze zaken niet op zichzelf evolueren.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Parce que les choses n'évoluent pas par elles-mêmes.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Pentru că aceste lucruri nu evoluează singure.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Perché queste cose non evolvono da sole.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Porque estas coisas não evoluem por si mesmas.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Porque estas cosas no evolucionan por sí mismas.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Warum? Weil diese Dinge sich nicht eigenständig entwickeln.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Защото тези неща не могат сами да еволюират.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Потому, что эти вирусы не эволюционируют самостоятельно.
Çünkü bu şeyler kendi kendine oluşmaz.Тому що це все не виникає самостійно.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Além disso, partiu-se.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Co więcej, pękł sam z siebie.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Den gik også selv i stykker.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Dessutom gick den sönder själv.
Dahası, kendi kendine kırıldı.E in più, si è rotta.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Incluso se rompió sola.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Lisäksi se hajosi itsestään.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Έσπασε μόνη της.
Dahası, kendi kendine kırıldı.Более того, он разбился сам.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr.Sitten hän vannoi itselleen, joten Mr.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr.Aztán megesküdött magának, hogy Mr.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.A continuación, juró a sí mismo, por lo que afirma el Sr. Hall.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Apoi, el a jurat să se, astfel încât domnul Hall afirmă.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Em seguida, ele jurou a si mesmo, por isso Sr. Hall afirma.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Er schwor sich, so Mr. Hall behauptet.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Han svor då till sig själv, så Mr Hall hävdar.