Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Hij zwoer bij zichzelf, zodat de heer Hall beweert.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Ia kemudian bersumpah pada diri sendiri, jadi Mr Aula menegaskan.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Il a ensuite juré à lui-même, donc M. Hall affirme.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.그 후 자신에게 맹세 때문에 씨 홀 주장.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Nato je prisegel sam pri sebi, tako da gospod Hall trdi.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.On pak přísahal sám sobě, tak pan Hall tvrdí.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.On potom prisahal sám sebe, tak pán Hall tvrdí.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Poi giurò a se stesso, così signor Hall afferma.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Sau đó ông đã thề với chính mình, do đó, Ông Hall khẳng định.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Wtedy przysiągłem sobie, tak Pan twierdzi Hall.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Στη συνέχεια ορκίστηκε στον εαυτό του, έτσι ισχυρίζεται ο κ. Hall.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Після цього він поклявся собі, так що пан Холл стверджує.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.После этого он поклялся себе, так что г-н Холл утверждает.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.Тогава той се закле в себе си, така че г-н Хол твърди.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.ثم أقسم لنفسه ، لذلك يؤكد السيد القاعة.
Daha sonra kendi kendine yemin etti, bu yüzden Mr. Hall iddia.直接第クレートは、彼の指示に従い、中に実施した
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""A Natureza é muito semelhante e consonante consigo mesma."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""A természet nagy harmóniában és összhangban van önmagával."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""De natuur is erg consonant en conform aan haarzelf"
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Die Natur ist sehr konsonant und konform mit sich selbst."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""자연은 매우 조화롭고 스스로 정합적이다."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir."La Natura é armoniosa e adattabile a sé stessa.
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""La Naturaleza es muy consonante y conforme consigo misma".
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Natura este foarte armonioasă şi asemănătoare cu ea însuşi."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Natura jest bardzo harmonijna i podobna do samej siebie."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Príroda je veľmi súzvučná a konformná sama so sebou."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Příroda je velmi v souladu a odpovídající sama sobě."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Природа весьма согласна и подобна в себе самой"
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Природа дуже співзвучна і самоузгоджена сама із собою"
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""Природата е много съгласувана и съобразена със себе си."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir.""הטבע מאוד הרמוני וצייתן לעצמו".
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir."" الطبيعة منسجمة تماماً ومتطابقة مع نفسها."
"Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir."彼の考えていたことの一つが 今では当然だと思われていますが
Doğmadan önce başlayıp, yaşam boyunca zarar kendi kendine süregelen bir şekilde devam eder피해 그 자체는 우리가 태어난 그 순간부터 삶을 살아가는 동안 계속적으로 발생한다는 것입니다.
Doğmadan önce başlayıp, yaşam boyunca zarar kendi kendine süregelen bir şekilde devam ederהנזק עצמו נגרם כל הזמן במהלך החיים, ומתחיל עוד לפני שנולדנו.
Doğmadan önce başlayıp, yaşam boyunca zarar kendi kendine süregelen bir şekilde devam ederفالتّلف نفسه يبدأ بالحدوث طوال حياة الإنسان، وحتّى قبل أن يولد
Doğmadan önce başlayıp, yaşam boyunca zarar kendi kendine süregelen bir şekilde devam ederですが ダメージは新陳代謝の一部ではなく
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Ahora, no poder ver significaba, por supuesto, que tuviste que aprender solo.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Brak wzroku oznaczał, że sam się tego nauczyłeś.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Byl jsi nevidomý a to samozřejmě znamenalo, že ses učil sám.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Comme tu ne pouvais pas voir, il a bien sûr fallu que tu apprennes par toi-même.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Dat je niet kunt zien, betekende natuurlijk dat je het jezelf moest leren.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Hiện tại, việc bị khiếm thị, tất nhiên, có nghĩa là bản thân cậu đã phải tự dạy cho chính mình.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Il non poter vedere significava, ovviamente, che imparavi da solo.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.물론 볼 수가 없었으니 스스로 터득한 거겠지.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Majd ezt követően, mivel nem látsz, természetesen saját magadat tanítottad.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Nevăzând, desigur că ai învățat singur.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Nun, nicht sehen zu können, heißt natürlich, dass du es dir selbst beigebracht hast.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Βέβαια το μην μπορείς να δείς, σήμαινε... ότι ήσουν αυτοδίδακτος.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.И то, что ты не мог видеть, означало, конечно, что ты выучился сам.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Оскільки ти не міг бачити, тобі потрібно було вчитись самотужки.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.Това, че не виждаш означава, разбира се, че е трябвало да се научиш сам.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.עכשיו, חוסר היכולת לראות אמר, כמובן, שלימדת את עצמך.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.وبالطبع، أن يكون الإنسان ضريرا يعني بأنه عليه أن يعلم نفسه بنفسه.
Elbette göremiyor olman, kendi kendine öğrenmen anlamına geliyordu.彼は独学で学んだのです デレク・パラヴィチーニ:自分で ピアノの弾き方を覚えたんだ
Elbette o da kendi kendine benzerdir.Ils partagent le même côté. Bien sûr, il est identique à lui-même !
Elbette o da kendi kendine benzerdir.물론 그것 자체로 합동입니다!
Elbette o da kendi kendine benzerdir.¡Obviamente es congruente consigo mismo!
Elbette o da kendi kendine benzerdir.Ovvio che sia congruente a se stesso!
Elbette o da kendi kendine benzerdir.Triunghiurile au aceeași latură comună. Acestea sunt respectiv congruente.