ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tıraş olurken kendimi kestim.I cut myself shaving.
Paris, dünyadaki en büyük kentlerden biridir.Paris is one of the largest cities in the world.
Kendini gülünç duruma düşürmeyi bırak. Herkes sana gülüyor.Stop making a fool of yourself. Everyone is laughing at you.
Kendini adama.Don't commit yourself.
Komşunu kendin gibi seveceksin.You shall love your neighbor as yourself.
Nancy kendisi için hiçbir şeye karar veremez.Nancy can't decide anything for herself.
Nancy masayı kendisi hareket ettiremedi.Nancy couldn't move the desk herself.
Onun kendini niçin öldürdüğü hâlâ bir sır.Why he killed himself is still a mystery.
İskambil oynamak kendi içinde zararlı değildir.Playing cards is not in itself harmful.
Tom beyzbol oynarken kendi havasında.Tom is in his element when he is playing baseball.
Tom uyandığında kendini garip bir odada buldu.Tom awoke to find himself in a strange room.
Tom kitabı bir kenara koydu ve yukarı baktı.Tom laid the book aside and looked up.
Tom kendini nasıl ifade edeceğini bilemiyordu.Tom was at a loss how to express himself.
Tom kendi içinde güvenden yoksundur.Tom lacks confidence in himself.
Tom kendini incitti.Tom hurt himself.
Tom yaptığı her şeyde kendini beğenir.Tom enjoys himself at everything he does.
Tom o kadar zeki ki sınıfta kendini gösteriyor.Tom is so intelligent that he stands out in class.
Tom Fen dersinde kendi sınıfındaki herkesten daha iyidir.Tom is better at science than anyone else in his class.
Tom bir beyzbol oyuncusu olarak kendini mahvetti.Tom burned himself out as a baseball player.
Her ulusun kendi efsaneleri vardır.Every nation has its own myths.
Her öğrenciye kendi adı ve doğum yeri soruldu.Every student was asked his or her name and birthplace.
Her ülkenin kendi tarihi var.Every country has its own history.
Kendimi yepyeni biri gibi hissediyorum.I feel like a brand new person.
O kadar çok gürültülüydü ki kendimi duyuramadım.It was so noisy that I couldn't make myself heard.
Lütfen buyurun ve kendi evinizde gibi davranın.Please come in and make yourself at home.
Lütfen kendine iyi bak.Please take good care of yourself.
Lütfen ateşte kendini ısıt.Please warm yourself at the fire.
Lütfen bana kendinizden söz edin Bay Anthony.Tell me about yourself, please, Sir Anthony.
İşi almak için kendimi ikna edemedim.I couldn't bring myself to take the job.
Sen sadece kapının önünde durmak zorundasın. O kendi kendine açılacak.You have only to stand in front of the door. It will open by itself.
Televizyon sayesinde kendi odamızda beyzbol maçlarını seyretmenin keyfine varabiliyoruz.Thanks to television, we can enjoy watching baseball games in our rooms.
Elinizden geldiği kadar kendinizi açık biçimde ifade edin.Express yourself as clearly as you can.
Bardağı masanın kenarına yakın koymayın.Don't put the glass near the edge of the table.
Dick kendi başına gitmeyi planlıyor.Dick plans to go by himself.
Dean, yemeği gerçekten bir kenara bırakabilir.Dean can really put away the food.
Tur sırasında gruptan ayrıldı ve kendi yolunu buldu.During the tour he broke apart from the group and found his own way.
Kendimi bir an kaybettim.I lost myself for a moment.
Kenara çekilin.Step aside.
Biraz kenara çekilir misin?Could you move over a little?
Hiç kimse kendisine gülünmesinden hoşlanmaz.Nobody likes being laughed at.
Herkes kendi yaptıklarından sorumludur.Everyone is responsible for his own actions.
Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.Tama sometimes goes for a walk by himself.
Kendi yolunda olsan bile her zaman başaralı olamayacaksın.Even if you have your own way, you will not always be successful.
Kendi başına gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you not to go by yourself.
Kent merkezi sözcüğü, herhangi bir kentin iş semti anlamına gelir.The word downtown refers to the business quarter of any town.
Ebeveynler genellikle kendi çocuklarının geleceği hakkında endişelidirler.Parents are usually concerned about their children's future.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
Bunu yaparsan kendini alay konusu edersin.If you do that, you're going to subject yourself to ridicule.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemiyorum.I cannot bring myself to do such a thing.
Lütfen onu benim için bir kenara koy.Please put it aside for me.
O çocukların kendilerine bakacak kimsesi yok.Those children have no one to care for them.
Lütfen bu sandalyeleri bir kenara koy.Please put those chairs away.
Onu kendim yapmak istiyorum.I want to do it myself.
Bu bana Kraliçenin kendisi tarafından verildi.It was given to me by the Queen herself.
O benim kendi işim.That is my own affair.
Onu ben kendim yaptım.I made it myself.
O çok kötü, lütfen kendine dikkat et.That's too bad. Please take care of yourself.
Kendimi bu kadar tanıyorum.I know that much myself.
Divana otur ve kendini rahat hisset.Sit on the sofa and feel at ease.
O hikayeyi duyduğumda gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I heard that story.