ken ile cümle

ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Herkesin kendi tarzı vardır.Everyone has their own style.
Eğer kendinle barışamıyorsan, bir başkasıyla nasıl barışacaksın?If you can't make peace with yourself, how are you going to make peace with anyone else?
O kentte pek çok yüksek bina vardır.There are many tall buildings in that town.
Bugün kendimi iyi hissetmiyorum.I don't feel well today.
Kendimizi işimize adamalıyız.We must devote ourselves to our work.
Onun ölü olduğunu düşünmekten kendimizi alamadık.We couldn't help but think that he was dead.
Ona yardım etmedik, bu yüzden bunu kendi başına yaptı.We did not help him, so he made it by himself.
Aachen kenti bağımsız bölge olarak yönetilmiş.The city of Aachen is administered as an independent district.
Kendimi bir beluga balinası gibi hissediyorum!I feel like a beluga whale!
Kendimi bir beyaz balina gibi hissediyorum!I feel like a white whale!
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
"Bu kitabı istiyorum.", dedi kendi kendine."I want that book," he said to himself.
O kendini gizliyor.He hides himself.
Vali, kenti ziyaret etti.The governor visited the city.
Ben kendimi sınırsızlıkla aydınlatıyorum.I illuminate myself with immensity.
Sandalye çok yüksekti ve kendimi havada asılı bacaklarım ile buldum.The chair was too high, and I found myself with my legs hanging in the air.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığına uğramaktan kendimi alamadım.I couldn't help but feel disappointed when I heard the news.
Yolculuktan sonra, kendimizi çok yorgun hissettik.After the trip, we felt very tired.
Bazı insanlar onun öldürüldüğünü söylüyor, diğerleri onun kendini öldürdüğünü söylüyor.Some people say he was murdered, others say he killed himself.
Sabahleyin kendimi çok tembel hissediyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum.During the morning I feel very lazy, I don't want to do anything.
Tom Mary'nin kendisini burada beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait for him here.
Yolun kenarında bir kaza vardı.There was an accident on the side of the road.
Kendi kendime "Ne yapmalıyım?" dedim."What should I do?" I said to myself.
Bugün kendinden geçmiş görünüyorsun.You seem distracted today.
O kendi kendine, "Sonra ne yapmalıyım?" dedi."What should I do next?" she said to herself.
Oğluna her zaman kendi bildiğini okumasına izin vermemelisin.You shouldn't allow your son to always have his own way.
Tom Mary'nin kendisine verdiği hediyeye minnettar oldu.Tom appreciated the gift that Mary gave him.
Beth o çok kirli olduğu için Chris'in kendini öpmesine izin vermeyecek.Beth won't let Chris kiss her because he's very dirty.
Beth, o son derece kirli olduğu için Chris'in kendisini öpmesine izin vermeyecek.Beth won't allow Chris to kiss her because he's awfully dirty.
Bay Smith Jane'e kendisi ile evlenmesini rica etti.Mr. Smith asked Jane to marry him.
Bay Hashimoto'nun Ken'in sorusuyla kafası karıştı.Mr. Hashimoto was confused by Ken's question.
Bay Hashimoto'nun Ken'in sorusundan kafası karıştı.Mr Hashimoto was puzzled by Ken's question.
Ken sonunda amacına ulaşmıştır.Ken finally accomplished what he set out to do.
Ken sonunda yapmak için yola çıktığı şeyi başardı.Ken finally accomplished what he set out to do.
Bu Ken'in köpeğidir.This is Ken's dog.
Şemsiye tutan adam Ken'dir.The man holding the umbrella is Ken.
Ken adını hatırlayamadı.Ken couldn't remember his name.
Ken o adamın adını hatırlayamadı.Ken couldn't remember that guy's name.
Ken babasının durumu hakkında sordu.Ken asked about his father's condition.
Ken dün öğretmenini ziyaret etti.Ken visited his teacher yesterday.
Onların üçünün arasında, Ken en hızlı koşar.Among the three of them, Ken runs the fastest.
Ken tepeye kadar koştu.Ken ran up the hill.
Ken yurt dışına gitmeye karar verdi.Ken decided to go abroad.
Ne kadar çabalarsam çabalayayım önemi yok, Ken ona yapmasını söylediğim şeyi yapmadı.No matter what I tried, Ken wouldn't do what I told him to do.
Ne yaparsam yapayım, Ken beni dinlemedi.No matter what I did, Ken wouldn't listen to me.
Amerika Birleşik Devletleri, kendisini dünyanın en özgür ülkesi olarak hayal ediyor.The United States fancies itself the world's freest nation.
Ken'in takımının kazanması muhtemeldir.Ken's team is likely to win.
Ken'i tekrar aramalı mıyım?Should I call Ken back?
Ken'in kullandığı masa eskidir.The desk Ken uses is old.
Ken ikisinden daha uzundur.Ken is the taller of the two.
Onların ikisinin arasında, Ken daha uzundur.Between the two of them, Ken is taller.
Ken gelecek defa ne söyleyeceğini bilmiyordu.Ken didn't know what to say next.
Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.Ken Takakura wasn't used to his new job.
Ken'in dükkanındaki kocaman içi doldurulmuş ayıyı almak istedim ama satılık değildi.I wanted to buy the huge stuffed bear at Ken's store, but it was not for sale.
O, kendi gölgesinden başka bir şey değildi.He was only a shadow of his former self.
Bu, Mary'nin kendisi tarafından yaptığı elbise.This is a dress that Mary made by herself.
Bunlar Mary'nin kendi başına yaptığı elbiseler.These are clothes that Mary made by herself.
O buraya gelmeden önce kendini gizle!Hide yourself before he comes here!
Kendimi iyi hissetmiyorum. En yakın sağlık merkezi nerede?I don't feel fine. Where is the nearest medical center?

İlgili Sayfalar