ken ile cümle

ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom her zaman kendi apartmanından kovulma endişesi yaşadı.Tom always worried about getting locked out of his own apartment.
Kendisine karşı bölünmüş bir ev ayakta kalamaz.A house divided against itself cannot stand.
Meg Ken ile yaklaşık aynı boydadır.Meg is about the same height as Ken.
Kent, önemli bir turistik yer olarak rağbet kazandı.The city is gaining popularity as a major tourist destination.
O her zaman kendi yeteneklerini abartır ve diğerleri genellikle ona inanır.He always exaggerates his own abilities and others often believe him.
Kendini bu suçlamalara karşı korumak için buraya gelmedi.She didn't come here to defend herself against these accusations.
O bu suçlamalara karşı kendini savunmak amacıyla burada değil.She's not here for the purpose of defending herself against these accusations.
Kimse sana kendisinden daha fazla inanamaz.Nobody can believe in you more than yourself.
Bu sabah kendimi çok hasta hissederek uyandım.I awoke this morning feeling very ill.
Kendimi onun için üzgün hissetmiyorum.I don't feel sorry for her.
Karınız sizi terketseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz ?How would you feel if your wife left you?
Ben kendi gerçeğimi arıyorum.I seek my own truth.
Kendini küçümseme.Don't misunderestimate yourself.
Kendini tanımak çok zordur.It's very difficult to know yourself.
Kentin ortasında bir çeşme var.In the middle of the city, there is a fountain.
Onlar bu kentin dolandırıcı dolu olduğunu söylerler.They say this town is full of cozenage.
Son günlerde kendini nasıl hissediyorsun?How are you feeling lately?
1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.In the year 1847, they declared their own independence.
Tom üvey ebeveynlerinin kendisine verdiği sevgiyi kabul etmeyi öğrendi.Tom learned to accept the love his stepparents gave him.
Tanrım, beni arkadaşlarımdan kurtar, düşmanlarımla kendim ilgileneceğim!Save me, Lord, from my friends, I will deal with my enemies myself!
Tom'un şu ana kadar sürdüğü tek araba kendi arabası.The only car Tom has ever driven is his own.
Tom Mary'nin kendinden geçmeden önce ne kadar tekila içebileceğini merak etti.Tom wondered how much tequila Mary could drink before she passed out.
Tom sadece on beş dakika kendinden geçmişti.Tom was only gone for fifteen minutes.
Polis onu yolun kenarına çektiği zaman hız limitinin üzerinde 50 ile gidiyordu.Tom was going 50 over the speed limit when the police pulled him over.
Tom Mary'den kendisi geri dönünceye kadar olduğu yerde kalmasını istedi.Tom wanted Mary to stay where she was until he got back.
Tom Mary'nin ölmesinin kendi hatası olduğunu düşünüyor.Tom thinks it's his fault that Mary died.
Tom Mary ile genellikle kendine sakladığı şeyler hakkında konuştu.Tom talked to Mary about things he usually kept to himself.
Tom kendini soğuk su ile yıkadı.Tom splashed himself with cold water.
Tom aynada kendine gülümsedi.Tom smiled at himself in the mirror.
Tom kendi boğazını kesti.Tom slit his own throat.
Tom kendinin hoşlandığı aynı tür müziği herkesin sevmesini beklememeli.Tom shouldn't expect everyone to like the same kind of music that he does.
Tom kendine ikinci fincan kahveyi doldurdu.Tom poured himself a second cup of coffee.
Tom kendine bir bardak süt doldurdu.Tom poured himself a glass of milk.
Tom Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.Tom nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof.
Tom kendisiyle gurur duymalı.Tom must be proud of himself.
Tom kendine bir bardak çay yaptı.Tom made himself a cup of tea.
Tom aynı hatayı tekrar yapmayacağına dair kendine bir söz verdi.Tom made a promise to himself that he would never make the same mistake again.
Tom kendisini odasına kilitledi.Tom locked himself in his room.
Tom kendisini odasına kilitledi ve dışarı çıkmadı.Tom locked himself in his room and won't come out.
Tom işleri kendi başına yapmayı sever.Tom likes to do things by himself.
Tom Mary'yi işleri kendi başına yapması için cesaretlendiriyor.Tom keeps encouraging Mary to do things on her own.
Tom bugün tamamen kendinde değil.Tom isn't quite himself today.
Tom, kendine iyi bakıyor.Tom is taking good care of himself.
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.Tom is perfectly capable of taking care of himself.
Tom, onun kendi en büyük düşmanı.Tom is his own biggest enemy.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Tom kendini yatağın altına sakladı.Tom hid himself under the bed.
Tom her şeye kendi yoluyla sahip olmak zorunda.Tom has to have everything his own way.
Tom her şeyi kendisi yapmak zorundaydı.Tom had to do everything himself.
Tom bütün odayı kendine ayırdı.Tom had the whole room to himself.
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.Tom had the whole campsite to himself.
Tom, kendi sınıfında zirveye yakın mezun oldu.Tom graduated near the top of his class.
Tom biraz kendinden geçti.Tom got a little carried away.
Tom kendini sağlıklı, mutlu ve zinde hissetti.Tom felt like a million bucks.
Tom kendini suçlu hissetti.Tom felt guilty.
Tom, dizüstü bilgisayarı ile kendini yelledi.Tom fanned himself with his notebook.
Tom sonunda kendi bilgisayarına ücretsiz bir veritabanı uygulamasını yüklemeyi anladı.Tom eventually figured out how to install a free database application on his computer.
Tom bunun kendi hatası olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think it was his fault.
Tom kendine güveni var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any self-confidence.
Tom niçin kendisinin de gidemediğinin nedenini anlamıyor.Tom doesn't see any reason why he can't go, too.

İlgili Sayfalar