ken ile cümle

ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bu tabloyu kendi başına taşıdı.She carried this table by herself.
O, kendi başına uyandı.She woke up on her own.
O kendi kendine mırıldanıyor.She is muttering to herself.
Kendine otel suiti tuttu.She had the hotel suite to herself.
O, gönüllü faaliyetine kendini adamış.She devoted herself to the volunteer activity.
O, onun hepsini kendi yaptı.She did it all by herself.
O yine kendisidir.She is herself again.
O, kendi başına olmayı sever.She likes to be on her own.
O kendi başına yurt dışına seyahat etmek için yeterince yaşlı değil.She is not old enough to travel abroad by herself.
O, her ay emekliliği için bir kenara para koydu.She put some money away every month for her retirement.
O kendini içmeye bıraktı.She abandoned herself to drinking.
Her şeyi kendi tarzıyla yapmış olmalı.She must have everything her own way.
Kendisini ateşle ısıttı.She warmed herself by the fire.
Onun deniz kenarında bir sayfiye evi varShe has a cottage by the sea.
Ağlamamak için kendini güçlendirdi.She steeled herself not to cry.
O, aynada kendini gördü.She saw herself in the mirror.
Aynada kendine gülümsedi.She smiled at herself in the mirror.
Aynada kendine baktı.She looked at herself in the mirror.
O kendi çoraplarını yamadı.She mended her socks.
O, dün kendini öldürdü.She killed herself yesterday.
Dün gece kendini öldürmeye çalıştı.She tried to kill herself last night.
O, çocuklara kendi odalarını temizletti.She made the children clean up their own rooms.
O, kendini çocuklarına adamıştır.She is devoted to her children.
Kendisini çocuklarına adadı.She devoted herself to her children.
Kendisini belediye başkanı olarak seçtirmeyi başardı.She succeeded in getting herself elected as mayor.
Kendi sözlüğünü kullanmam için bana izin verdi.She gave me permission to use her dictionary.
O, kendini benim kollarına attı.She threw herself into my arms.
Kendi geçimini kazanmak zorunda kalacak.She will have to earn her own living.
O, kendini öldürmeye teşebbüs etti.She attempted to kill herself.
O kendini öldürme eşiğindeydi.She was on the border of killing herself.
Kendisinin yeterince çekici olduğunu düşündü.She thought of herself as charming enough.
Onu kendisi denedi.She tried it herself.
Kendi gitmek zorunda kaldı.She had to go herself.
Kendi ördüğü kazağı giydi.She wore a sweater that she'd knitted herself.
Kendi kendine konuşmaktansa başkalarını dinlemeyi tercih eder.She would rather listen to others than talk herself.
O kendisinin en kötü düşmanıdır.She is her own worst enemy.
O, kendine yapılan zorbalık üzerine kara kara düşündü.She brooded over the bullying done to her.
O kendisinden bahsetmeye düşkün gibi görünüyor.She seems to be fond of talking about herself.
O, kendine iyi bir yemek pişirdi.She cooked herself a good meal.
Onunla kendi isteğiyle evlenmedi.She didn't marry him of her own will.
O kendi isteği dışında planlarından vazgeçti.She gave up her plans against her will.
O kendi gölgesinden korkuyor.She is afraid of her own shadow.
O, kendi sınırlarını bilir.She knows her limitations.
Kendini zeki bir kişi olarak düşünüyor.She thinks of herself as an intelligent person.
O, kendi güzelliğine kör.She is blind to her own beauty.
Dikkatsizliği sebebiyle kendinden utanıyordu.She was ashamed of herself for her carelessness.
O, kendini odasına kapattı.She shut herself up in her room.
Tüm kendi elbiselerini yapabilir.She can make all her own clothes.
Kendi hayatı pahasına bebeğinin hayatını kurtardı.She saved her baby's life at the risk of losing her own.
O, kendi elbiselerini yapabilir.She can make her own dresses.
O kendisi hakkında konuşmayı severdi.She was fond of talking about herself.
Kendi fikrini ifade edemedi.She could not state her own opinion.
Kendi yeteneğini küçümseme eğiliminde.She tends to underestimate her own ability.
O bütün elbiselerini kendisi yapar.She makes all her own clothes.
Biraz anlaşılmaz olmaktan kendimi alamadım.She couldn't help but be a little vague.
Kahkaha ile gülmekten kendini alamadı.She couldn't help bursting into laughter.
Kendisini yeni çevresine adapte etmeyi zor buldu.She found it was difficult to adapt herself to her new surroundings.
O, derin bir nefes aldı ve sonra kendisi hakkında konuşmaya başladı.She took a deep breath and then started to talk about herself.
O, kalabalıkta kendini kaybetti.She lost herself in the crowd.
Kendisi dünyadaki en iyi balerinlerden biridir.She is one of the best ballerinas in the world.

İlgili Sayfalar