ken ile cümle
ken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Senin yaşında böyle giyersen kendini aptal yerine koyarsın.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
Bir gün Byron kendini ünlü bulmak için uyandı.One day Byron awoke to find himself famous.
Bir gün kendini öldürdü.One day he killed himself.
Bir sabah uyandım ve kendimi ünlü buldum.I awoke one morning and found myself famous.
Bazı bitkiler kendilerini soğuğa uyduramıyorlar.Some plants cannot adapt themselves to the cold.
Amerika'nın kent nüfusu artıyor.The urban population of America is increasing.
O kadar çok gürültü vardı ki, konuşmacı kendisini duyuramadı.There was so much noise that the speaker couldn't make himself heard.
Ben bu kitabı kendim için ayıracağım.I'll keep that book for myself.
O ağır bavulu kendiniz taşıyabilir misiniz?Can you manage to carry that heavy suitcase by yourself?
Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum.I think that girl cut her hair to give herself a new look.
O zaman kendini daha iyi eğitmiş olsaydı, o şimdi daha sağlıklı olacaktı.If he had trained himself harder at that time, he would be healthier now.
Bana kendiniz öyle söylediniz.You told me so yourself.
Kendinden utanmalısın.You ought to be ashamed of yourself.
Kendinize dikkat etmelisiniz.You must take care of yourself.
Kendi geçimini yapacak kadar yaşlıdır.You are old enough to make your own living.
Sanırım onu kendin yapmalısın.I think you should do it yourself.
Kendine ait bir evin olmasını dileyeceksin.You will wish you had a house of your own.
Kendin için görmeye gitmelisin.You should go and see for yourself.
Kendi öğle yemeğini okula getirebilirsin.You may bring your own lunch to school.
Onu kendiniz için mi yaptınız?Did you make it for yourself?
Onu kendin için mi yaptın?Did you make it for yourself?
Siz Bayan Kenny olmalısınız.You must be Miss Kenny.
Araban Ken tarafından yıkandı.Your car was washed by Ken.
Kim daha uzun, sen mi yoksa Ken mi?Who is taller, you or Ken?
Gelebildiğinize sevindim. Lütfen kendi evinizdeymiş gibi davranın.I'm glad you could come. Please make yourself at home.
Onu kendiniz yapın.Do it yourself.
Onlar kendinden geçtiler.They passed out.
O sofistike insanlar arasında kendimi tamamen rahatsız hissettim.I felt utterly out of place among those sophisticated people.
J. F. Kennedy Arlington mezarlığına gömüldü.J.F. Kennedy was buried in Arlington Cemetery.
Üç yüzyıl önce bile, Batı Avrupalıların çoğu hâlâ kendi muhbirlerini kullanıyorlardı.Even three centuries ago, most Western Europeans still used their fingers.
Üç öğrenci kısa konuşmalar yaptılar ve kendilerini ve de ülkelerini tanıttılar.Three students made short speeches and introduced themselves and their countries.
İki erkek çocuk yemeklerini kendi aralarında pişirdi.The two boys cooked their meal between them.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
1970'lerin otomotiv endüstrisinde Japonya kendi oyununda ABD'yi yendi.In the automotive industry of the 1970's, Japan beat the U.S. at its own game.
1960'larda, Japon üniversite öğrencileri kendi hükümetlerine karşı gösteri düzenlediler.In the 1960's, Japanese college students demonstrated against their government.
On beş yaşındayken kendime ait bir odam vardı.When I was fifteen, I got a room of my own.
Kendi kendime onun ne anlama geldiğini merak ettiğimi söyledim.I said to myself, "I wonder what she means."
"Komşunu kendin gibi sev" cümlesi İncil'den bir alıntıdır."Love your neighbour as yourself" is a quotation from the Bible.
O kendi kendine "çok mutluyum." dedi.She said to herself, "I am very happy."
Maria kendi kendine, "çok şanslıyım" dedi.Maria said to herself, "I am very lucky".
Babasının mimar olduğunu, kendisinin de olmak istediğini söyledi.He said his father was an architect and that he wanted to be one too.
Kendi kendime "Bu iyi bir fikir." dedim.I said to myself, "That's a good idea."
"Ken megul mü?" "Evet,meşgul.""Is Ken busy?" "Yes, he is."
"Ben o kitabı istiyorum" dedi kendi kendine."I want that book", he said to himself.
Sana âşık olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but fall in love with you.
Toplantıya kendiniz katılmalısınız.You should attend the meeting yourself.
Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.By signing the contract, I committed myself to working there for another five years.
Kendisi polis olmasına rağmen hırsızlardan korkuyor.Even though he's a policeman, he's afraid of thieves.
Polis kızlara, o arabanın kendilerinin olup olmadığını sordu.The policeman asked the girls if that car was theirs.
Balinaların kendi diline sahip olduklarına inanılmaktadır.It is believed that whales have their own language.
Ay'ın kendi ışığı yoktur.The moon doesn't have light of its own.
Ken ve Joe tenis oynamak için parka gittiler.Ken and Joe went to the park to play tennis.
Hem Ken'in annesi hem de arkadaşı, yakında havaalanına varacaktır.Both Ken's mother and her friend will arrive at the airport soon.
Ken'in köpeği beyazdır.Ken's dog is white.
Ken bir miktar yumurta satın almak için süpermarkete gitti.Ken went to the supermarket to buy some eggs.
Ken dün arkadaşları ile konuştu.Ken talked with his friends yesterday.
Ken o kadar çok meşgul ki o gelemez.Ken is so busy that he can't come.
Ken oldukça iyi bir atlet.Ken is quite an athlete.
Ken Bill kadar uzun boylu.Ken is as tall as Bill.
Ken bir futbol oyuncusu.Ken is a football player.