Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Ker je, so deli hrbet državi dovolj, da prestrašijo eno, so videti tako koščene.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.그것이이기 때문에, 그녀 나라의 부품 하나를 겁주기에 충분 했어요, 그들은 그렇게 뼈가보세요.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Koska osia hänet takaisin maahan riittää pelotella yksi, ne näyttävät niin luinen.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Mivel egyes részei háta ország elég megijeszteni egy, hogy néz ki csontos.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Som det är, delar av ryggen land är tillräckligt för att skrämma en, de ser så benig.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Som det er, dele af ryggen land er nok til at skræmme en, de ser så knoklet.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Tal como es, las partes de su país de nuevo es suficiente para asustar a una, se ven tan huesuda.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Vì nó là, các bộ phận của đất nước trở lại của mình là đủ để cảm giác lo sợ một, họ nhìn xương.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Wie es ist, Teile ihres Landes zurück genug, um einen zu erschrecken sind, sehen sie so knochig.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Zoals het is, delen van haar rug land voldoende zijn om een bang, ze zien er zo bot.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Όπως είναι, τα μέρη της πίσω τη χώρα της είναι αρκετά για να τρομάξει ένα, φαίνονται τόσο κοκκαλιάρης.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Както е части на гърба си страна са достатъчно, за да изплаши един, те изглеждат толкова кокалести.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Как это, части ее спины стране достаточно, чтобы напугать один, они выглядят так костлявой.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.Як це, частини її спини країні достатньо, щоб налякати один, вони виглядають так кістлявою.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.כפי שהוא, חלקי הארץ גבה מספיק כדי להפחיד אחד, הם נראים כל כך הגרמית.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.كما هو ، وأجزاء من البلاد ظهرها ما يكفي لتخويف واحد ، بحيث تبدو العظمية.
Olduğu gibi, onu geri ülkenin parçaları birini korkutmak için yeterli değildir, bu yüzden kemik bekliyoruz.町自体は、すべてニューイングランドでは、多分に住むことを最愛の場所です。
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.내 생명은 슬픔으로 보내며 나의 해는 탄식으로 보냄이여 내 기력이 나의 죄악으로 약하며 나의 뼈가 쇠하도소이다
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Könyörülj rajtam, Uram, mert szorongattatom; elsenyved a búbánat miatt szemem, lelkem, testem.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Smiluj se nade mnou, Hospodine, nebo jsem ssoužen, tak že usvadla zámutkem tvář má, duše má, i život můj.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Thi mit Liv svinder hen i Sorg, mine År i Suk, min Kraft er brudt for min Brødes Skyld, mine Ben hentæres.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Vær mig nådig, Herre! for jeg er i trengsel; borttæret av sorg er mitt øie, min sjel og mitt legeme.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Var mig nådig, HERRE, ty jag är i nöd; av sorg är mitt öga förmörkat, ja, min själ såväl som min kropp.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Zmiluj sa nado mnou, Hospodine, lebo mi je úzko; moje oko zomdlelo od trápenia, moja duša i celé moje telo.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.Zmiłuj się nademną, Panie! bom jest uciśniony; wywiędła od żałości twarz moja; także i dusza moja i żywot mój.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.כי כלו ביגון חיי ושנותי באנחה כשל בעוני כחי ועצמי עששו׃
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.لان حياتي قد فنيت بالحزن وسنيني بالتنهد. ضعفت بشقاوتي قوّتي وبليت عظامي.
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.我 的 生 命 為 愁 苦 所 消 耗 . 我 的 年 歲 為 歎 息 所 曠 廢 . 我 的 力 量 因 我 的 罪 孽 衰 敗 . 我 的 骨 頭 也 枯 乾
Ömrüm acıyla, Yıllarım iniltiyle tükeniyor, Suçumdan ötürü gücüm zayıflıyor, Kemiklerim eriyor.我的 生命 為 愁苦 所 消耗 . 我 的 年歲為歎 息 所 曠廢 . 我 的 力量 因我 的 罪孽 衰敗 . 我 的 骨頭 也 枯乾
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Au scos cât au putut din bucățile de os rupte care erau în șira spinării.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.De samlede så mange brækkede knogler som de kunne der havde sat sig fast i rygsøjlen.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Extrajeron tanto hueso roto como pudieron del que estaba incrustado en mi médula espinal.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Họ loại bỏ nhiều nhất có thể,những phần xương bị vỡ vụn tập trung trong cột sống
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Ils ont retiré autant que possible les os brisés qui étaient dans ma moelle épinière
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.그들은 제 척추에 박혀있던 부서진 뼈들을 가능한 한 골라냈어요.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Raccolsero il più possibile delle ossa che erano incastrate nel midollo spinale.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Sie entnahmen so viele Knochensplitter wie möglich, die sich in meinem Rückenmark verklemmt hatten.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Tiraram o máximo de ossos partidos que conseguiram que se tinham alojado na minha espinal medula.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Vybrali co nejvíce zlomených kostí co mohli, které uvázly v mé míše.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Vybrali mi čo najviac zlomených kostí, ktoré sa usadili v mojej mieche.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Wyjęli tyle kawałków kości, które utkwiły w rdzeniu kręgowym, ile tylko się dało.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Ze namen zoveel mogelijk gebroken been weg uit mijn ruggenmerg.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Μάζεψαν όσα περισσότερα σπασμένα οστά μπορούσαν απ΄ όσα είχαν σφηνωθεί στο νωτιαίο μυελό.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Ивадиха почти всички счупени кости, които се свързваха с гръбначния стълб.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.Из моего спинного мозга вытащили столько осколков, сколько смогли.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.הם שלפו עצמות שבורות ככל שרק יכלו שננעצו בעמוד השדרה שלי.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.التقطوا العظام المكسورة بقدر ما استطاعوا التي استقرت في الحبل الشوكي.
Omuriiliğimin içinde bulunan kırık kemikleri toplayabildikleri kadarıyla bir araya getirdiler.できる限り除去しました 折れた2本のろっ骨を取りだし L1の復元に使い
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Då, du grät vid min axel, så kändes det inte så bra. Som om mina ben smälte eller nåt.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.그때 너 나한테 기대서 우는데 기분이 좀 그렇더라 그, 내 뼈가 막 녹는 것 같고.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Waktu itu, kau menangis di bahuku.. Itu tidak terasa sangat baik, seperti tulangku meleleh atau sesuatu.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.Τότε έκλαψες στον ώμο μου. Δεν αισθάνθηκα και πολύ καλά, σαν τα κόκκαλα μου να λιώναν ή κάτι τέτοιο.
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.حينذاك, بكيتي على كتفي هذا لم يكن شعورا جيدا جدا وكأن عظامي تنصهر أو شئ من ذلك القبيل
Omuzumda ağladığın o gün, kendimi hiç iyi hissetmedim... sanki kemiklerim eriyormuş gibi idi.そう思ったんだ まるで骨が溶けてしまいそうでさ じゃ ホントにもう行くよ
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.De ville finde en knogle og fortælle mig, "Her er det du er på udkig efter."
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.Encontraban un hueso y decían, "Lo que busca".
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.Găseau un os și îmi spuneau: " Asta este ceea ce cauți."
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.Ils trouvaient un os et me disaient: "voilà ce que vous cherchez".
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.그들이 뼈를 찾고는 "여기 우리가 찾던것이 있어요"라고 말하면
Onlar bir kemik bulur ve bana "İşte, aradığınız şey burda!" derlerdi.Kun he löysivät luun, heillä oli tapana sanoa minulle: " Nyt löytyi se, mitä etsiskelet."