İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Ik ben tweezijdig geamputeerd en ik ben geboren zonder kuitbenen aan twee kanten.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Jag är dubbelt amputerad och jag föddes utan vadben i båda benen.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Je suis une double amputée, et je suis née sans péroné à chaque jambe.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Jsem po dvojté amputaci, narodila jsem se bez lýtkových kostí v obou nohách.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.저는 두다리가 없는 장애인이에요. 태어날때부터 종아리뼈가 없었답니다.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Mindkét lábam amputált és szárkapocscsontok nélkül születtem.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Podstúpila som amputáciu nôh, keďže som sa narodila bez ihlíc.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Tôi là một người bị cụt hai chân, và tôi được sinh ra thiếu xương mác trong cả hai chân.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Urodziłam się bez kości strzałkowych.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Yo tengo amputadas ambas extremidades inferiores, nací sin peronés en ambas piernas.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Είμαι διπλά ακρωτηριασμένη, και γεννήθηκα χωρίς περόνη και στα δύο πόδια.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Аз съм с двойна ампутация и съм родена без фибули на двата крака.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.Я дважды ампутирована, я родилась без малоберцовых костей в обеих ногах.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.אני קטועת רגליים ונולדתי בלי עצמות שוקיים בשתי הרגליים.
İki uzvum yok. iki bacağımdaki baldır kemikleri olmadan dünyaya gelmişim.أنا مبتورة الساقين، وقد ولدت دون عظمة الساق السفلى في الساقين.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Beenderporselein: een klassieker.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Feines Knochenporzellan -- das ist ein echter Klassiker.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Jemný čínsky porcelán - klasika.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Jemný kostní porcelán -- skutečná klasika.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.그리고 파인 본 차이나 도자기 제품은, 이것은 진짜 전형적인 경우이죠.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.La ceramica di ossa - questo è un classico.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.La porcelaine fine - c'est un classique.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.La porcelana fina de hueso: este es un verdadero clásico.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Porcelana de ossos - esta é um clássico.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Porcelana kostna, zwana bone china jest już prawdziwym klasykiem.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Porcelán -- ez egy igazi klasszikus.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Porselin berbahan tulang dari Cina -- inilah klasik yang sesungguhnya.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Porţelan fin -- acesta e clasic.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Xương nghiền mịn trong đồ sứ -- cái này thật là kinh điển đấy.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Κινέζικη πορσελάνη-αυτό είναι πραγματικά κλασσικό.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Изящен костен порцелан -- това е истинска класика.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Кістяний фарфор - це справжня класика.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.Костяной фарфор -- это настоящая классика.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.חרסינה שמכילה אפר עצמות - זה באמת קלאסי.
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.كما ان الصحون الصينية
İnce Bon China --kemik küllü seramik porselen -- gerçek bir klasiktir.ファイン・ボーン・チャイナの中の
Inek bitkin ve baygin durumdayken, onu ayaga kaldirmak için kuyruklarindaki kemikler kiriliyor.Atunci cand vitele devin slabite, oasele cozilor sunt rupte in efortul de ale ridica din nou in picioare.
Inek bitkin ve baygin durumdayken, onu ayaga kaldirmak için kuyruklarindaki kemikler kiriliyor.De amikor a jószág elfárad és gyengül, a farkában eltörik a csontokat, hogy lábra állítsák õket.
Inek bitkin ve baygin durumdayken, onu ayaga kaldirmak için kuyruklarindaki kemikler kiriliyor.,כאשר הבקר הופך תשוש ומתעלף שוברים את העצמות בזנב שלהם .בנסיון לגרום להם לעמוד על רגליהן
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.Atunci cand vitele devin slabite, oasele cozilor sunt rupte in efortul de ale ridica din nou in picioare.
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.Cuando la vaca decae y desmaya, se les rompen los huesos de las colas en un intento de levantarlas.
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.De amikor a jószág elfárad és gyengül, a farkában eltörik a csontokat, hogy lábra állítsák õket.
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.Když krávy omdlévají, lámou jim kosti v ocase, aby se zase postavily na nohy.
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.Toda, ko živina postane izčrpana in oslabi, jim zlomijo kosti v repu, da bi jih spravili nazaj na noge.
İnek bitkin ve baygın durumdayken, onu ayağa kaldırmak için kuyruklarındaki kemikler kırılıyor.כאשר הבקר הופך תשוש ומתעלף, שוברים את העצמות בזנב שלהם בנסיון לגרום להם לעמוד על רגליהן.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Človeško telo sestavljajo kosti in meso, kar ima relativno stalno gostoto.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Corpul uman e alcătuit din oase și carne, cu o densitate relativ fixă.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Cơ thể con người được làm bằng xương bằng thịt, trong đó có một mật độ tương đối được thiết lập.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Der menschliche Körper besteht aus Fleisch und Knochen, die eine relative Solldichte aufweisen.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.El cuerpo humano está hecho de carne y hueso, que tiene una densidad relativamente fija.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Il corpo umano è composto da ossa e carne, quindi ha una densità relativamente fissa.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.인간의 몸은 뼈와 근육들로 만들어져있죠. 뼈와 근육의 밀도는 상대적으로 일정합니다.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Le corps humain est fait de chair et d'os, qui ont une densité relativement constante.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.O corpo humano é feito de ossos e carne, com uma densidade relativamente constante.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.Человеческое тело состоит из костей и плоти, которые имеют относительно постоянную плотность.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.הגוף האנושי עשוי מעצמות ובשר, שיש להם דחיסות די קבועה.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.جسم الإنسان مكون من العظام و اللحم، التي تحتوي على الكثافة نسبياً.
İnsan bedeni et ve kemikten ibarettir, ki nispeten yoğunluğu bellidir.ある範囲の密度を持っている どんな時も体重 100 kg という 1つの目の可能性では
İnsan vücudundaki kemiklerin bile resimlerini çekmişti.A şi fotografiat oasele din corpul uman.
İnsan vücudundaki kemiklerin bile resimlerini çekmişti.Dia bahkan memfoto tulang tubuh manusia.