Tom kanser kurbanının hayatını kurtarmak için kemik iliğini bağışladı.Tom donated his bone marrow to save the cancer victim's life.
Fadıl kemik kanserinden kurtuldu.Fadil survived bone cancer.
Kafatası beyninizi yaralanmaya karşı koruyan sert kemiktir.Cranium is the hard bone of head that protects your brain from injury.
Tom'un yüksek elmacık kemikleri var.Tom has high cheekbones.
Bunlar bir insandan gelen kemiklerdir.These are bones from a human.
Menisküs bir kemik değildir. Bu bir kıkırdak, esnek, elastik bir dokudur.The meniscus is not a bone. It is a cartilage, a flexible, elastic tissue.
Tom niye böyle bir deri bir kemik, merak ediyorum.I wonder why Tom is so skinny.
Sami'nin bulldogu insan kemiklerini çıkardı.Sami's bulldog dug up human bones.
Sami kemik kanserinden öldü.Sami died of bone cancer.
Kemik iliği bağışı yapıyorum.I am donating bone marrow.
Sami'ye kemik iliği nakli yapıldı.Sami got a bone-marrow transplant.
Kemiklerin sayılıyor.You've become too skinny.
At çok zayıftı, böğrüne dokununca kemikleri elime geliyordu.The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks.
At öyle zayıftı ki böğrünü elleyince kemiklerini hissedebiliyordum.The horse was so thin, I could feel its bones through its flanks.
"Ortaköy tarihten temizlendi sultanların kemikleri sızlıyor"."Ortaköy tarihten temizlendi sultanların kemikleri sızlıyor".
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.The bones (especially those of the nose) may become misshapen.
Atlas genellikle üç merkezden kemikleşir.The atlas is usually ossified from three centers.
Kemikleşme, ikinci yılda, alt uçtan ve yaklaşık olarak dördüncü yılda üst uçtan başlar.Ossification commences in the lower end in the second year, and in the upper about the fourth year.
Kronik zehirlenmenin tıbbi bir işareti, uzun kemiklerde acı verici yumuşak şişliklerinin varlığıdır.A medical sign of chronic poisoning is the presence of painful tender swellings on the long bones.
Bu arada Doktor ve Nardole, kalan Lejyonun cesetlerinin kemiksiz olduğunu keşfeder.Meanwhile, the Doctor and Nardole discover the boneless corpses of the remaining Legion.
Kemik hizalanmamak ve çok fazla veya çok az hareket gibi mekanik faktörler.Mechanical factors such as the bone not being aligned, and too much or too little movement.
Bu dişler ağza sürebilir ya da kemikte gömülü kalabilir.These teeth may erupt into the mouth or remain impacted in the bone.
Bu durum, femur gibi uzun kemiklerde en yaygın olanıdır.This is most common in long bones such as the femur.
"Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.To whom he, being a little overcome with the wine replied, "What are these things, Sparamizes?
Yaş, kemik türü, ilaç tedavisi ve önceden mevcut kemik patolojisi iyileşmeyi etkileyen faktörlerdir.Age, Bone type, drug therapy and pre existing bone pathology are factors which affect healing.
Bu odalarda insan kemikleri ve olası mezar kalıntıları ya da adak sunuları bulundu.Human bones and possible grave goods or votive offerings were found in these chambers.
Kemikler en az üç farklı kişiye aitti.The bones belong to at least three distinct individuals.
Her kemik düzensiz dörtgen biçimindedir ve iki yüzeyi, dört kenarı ve dört açısı vardır.Each bone is roughly quadrilateral in form, and has two surfaces, four borders, and four angles.
Percoidei, levreksiler takımında 18 kemikli balık alt takımlarından biridir.Percoidei is one of 18 suborders of bony fishes in the order Perciformes.
Kemik hücresi ölümü aynı zamanda kırık derecesine ve Havers sistemi bozulmasına bağlıdır.Bone cell death also depends on degree of fracture and disruption to the Haversian system.
Bu yeni katmanlı kemik trabeküler kemik şeklindedir.This new lamellar bone is in the form of trabecular bone.
Bu Williams'dan geriye sadece onun kemikleri kalana kadar devam ediyor.This went on until only her bones were left.
Bunlar en sık olarak deri, kemik ve karaciğeri etkiler ancak her yerde oluşabilir.They typically affect the skin, bone, and liver, but can occur anywhere.
Ayrıca, kaudal kemiklerden tamamen yoksundurlar, iskeletlerinin çoğu kıkırdaktan yapılmıştır.They also completely lack all caudal bones, and most of their skeletons are made of cartilage.
Kadının birkaç parmağı yoktu ve kemikler de kangren sebebiyle siyahtı.She had several fingers missing and her bones were black, with gangrene set in.
Osteoklastlar ölü kemik uçlarını tekrar emmeye başlarlar ve diğer nekrotik dokular kaldırılır.Osteoclasts move in to reabsorb dead bone ends, and other necrotic tissue is removed.
Ethmoid kemik göz orbitallerini oluşturan kemiklerden biridir.The ethmoid bone is one of the bones that make up the orbit of the eye.
Frontal kemik nöral krest hücrelerinden köken aldığı tahmin edilmektedir.The frontal bone is presumed to be derived from neural crest cells.
Ölen hayvanların kemiklerini bir alanda toplarlar.As hunters, the bones of the animals are gathered in one place.
Kemikleri de bahçeye gömdü.They were buried in the garden.
Avuçta da beş tane metakarpal denen el tarak kemikleri vardır.The carpus (wrist) has ten bones, and the hand has five stout fingers.
Daha sonra osteoblastlar resorpsiyon çukuru içinde kompakt kemik biriktirir.Then osteoblasts deposit compact bone within the resorption pit.
İnsan vücûdundaki kalsiyumun % 99’u kemiklerde ve dişte bulunur.Ninety-nine percent of the body's calcium is stored in the bones and teeth.
Osteoblastlar kemik yapar, osteoklastlar yıkar, özellikle de dişin üzerine bir kuvvet uygulanıyorsa.Osteoblasts create bone and osteoclasts destroy it, especially if force is placed on a tooth.
Gece Dönencesi Kemikler Vadisi Cadının Oğlu Neurobotics article appearing in Wired Magazine.Michael Gruber's Website Neurobotics article appearing in Wired Magazine.
Çocuğun dişleri ve kemik parçaları evin bacasında bulunur.The boy's teeth and bits of bone were discovered in the home's chimney.
Sağ ayak kemikleri.Bones of the right foot.
Filin iskeleti 326 ilâ 351 kemikten oluşur.The skeleton of the elephant is made up of 326–351 bones.
Başının arkasında kemiksi"fırfır" benzeri bir yapı vardır.He has a similar "ugly" facial structure to Tina.
O kemiklere et giydirdik.They go with that kind of skin.
Bu bölgede yer alan tek kemik, femur adıyla bilinmektedir.The single bone in the thigh is called the femur.
Kırmızı ve kemik rengi onun renkleridir.Red and white are the colours of his heart."
Çünkü o insanlar gibi etten ve kemikten yaratılmamıştı.Thus, it is not suitable as a food for people or cattle.
Ayak kemikleri.Fresh Footprints.
Kemik uçları arasında yumuşak doku iyileşmeyi kısıtlar.Soft tissue between bone ends restricts healing.
Ayrıca bağırsaklarını tutmak için gelişmiş özgün kasık kemikleri bulunur.They also have unique pubic bones that are fused to hold their gut.
Bıngıldak bir kemik yapı değildir, kıkırdaktır.The tree is not a walnut, being a laurel.
Soyu tükenmiş bazı cinslerde kemikçikler bu şekilde bütünleşmemiştir.In some extinct genera, they are not fused in this way.
Kemikli Lizzie, Kemik büyüsü yapan kötü bir cadı.Bony Lizzie, a malevolent witch, Alice's ex-teacher.
Kaburga kemiklerinin sayısı 19 çifttir.The average clutch size is around 19 eggs.