Bazı kıkırdak dokular ise kemikleşmezler.Por outro lado, rubis artificiais podem não conter imperfeições.
Bu kaplardaki kemik kalıntıların incelenmesiyle çocuk mezarları olduğu anlaşılmaktadır.Lá eles vêem nos túmulos de fogo os hereges.
Bunlar tören sırasında kurban edilen hayvanların kemikleridir.Het wordt dan gemaakt van lamsvlees van dieren die ritueel geofferd zijn tijdens het feest.
Kemikler en az üç farklı kişiye aitti.Later bleken de botten aan minstens drie individuen toe te behoren.
Yetişkin bir insan iskeleti 207 kemikten oluşmaktadır.Een normaal compleet skelet van een volwassen persoon bestaat uit 206 beenderen.
Burada bir Aedikula içerisine yerleştirilen Petrus'un kemikleri bulunmaktadır.De troon van Petrus staat op een sokkel die voorzien is van een reliëf.
Sessiz bir şekilde hortumları ve ayakları ile bu kemikleri inceledikleri gözlemlenir.Daarbij onderzoeken ze de beenderen voorzichtig met hun slurf en voeten.
Kemikleri hala Suriye'de topraklarındadır.Dreislar ligt in het Sauerland.
İskeletleri sadece kısmen kemikleşmiştir.De beenderen zijn slechts zeer ten dele in verband gevonden.
Bu kemik şakak kemiğinin (os temporale) processus styloideus'una bağlanır.Hij ontspringt aan de processus styloides van het os temporale.
Sadece kemiklerin ona doğruyu söylediğine inanır ve bu yüzden antropolog olmuştur.Alle aanwijzingen hebben haar ervan overtuigd dat Edward een vampier is.
Kemiklerinin düşmesinden utanç duyar.Hij valt van zijn bezem.
Nenetsler de aynı şekilde kemik ya da metal plakalı kar gözlüğü kullanırlar.Ook hier is dus een leesbril of een multifocale bril nodig.
Ön ayak bileklerinin kemikleri çok güçlüdür.De voorrand van het borstbeen is sterk gewelfd.
Kemiklere de faydası vardır.Ook de poten zijn behaard.
Bu kemik, insan vücudunun en uzun ve en güçlü kemiğidir.Het is de dikste en sterkste pees in het lichaam.
Bu nedenle kemikler daha kolay kırılır hale gelir.Hierdoor kunnen botbreuken makkelijker optreden.
Sarı ilik uzun kemiklerin orta kısmındaki boşlukta bulunur.Het neusbeen is lang met een langwerpige uitholling op de middenlijn van de neusbeenderen.
Yine çocukluğunda yakalandığı kemik veremi hastalığı onda derin etkiler bırakmıştır.Door een ziekte die hij had opgelopen in zijn kindertijd, was hij slecht ter been.
Sırtı kemik ve plakalarla kaplıdır.Het legsel wordt met zijde en bladdeeltjes bedekt.
Kafalarının yan tarafında; kulaklarının üzerinden kafanın arkasına kadar giden bir kemik bulunur.Op de achterste hoeken van kop bevond zich een schuin naar achteren gerichte verdikking.
Ebu Hanife'nin türbesini yıkıp mezarını açıp kemiklerini yaktılar.Wyclifs graf moest worden opengebroken, en diens resten verbrand.
2010 yılında Screen Gems, Kemikler Şehri'nin filminin çekileceğini duyurdu.W 2010 roku firma Screen Gems ogłosiła, że zajmie się produkcją filmowej adaptacji książki Miasto kości.
Kemik iletim bazı kulaklıklarda kullanılmaktadır.Niektóre zaopatrzone są w ucha.
Elmacık kemikleri çıkıktır.Kości odnajdują się.
Öte yandan köpek kemikleri de bulunmuştur.Na księżyc wysłał też inne psy.
Kemikleri de bahçeye gömdü.Pochowajcie nas w ogrodzie.
Bunun üzerine Yehova şöyle dedi: "Etten kemikten insana ruhum sonsuza dek katlanmayacak.Franciszek Ziejka: „ Że moich kości popiół nie będzie wzgardzony... ”
Bu kemik, insan vücudunun en uzun ve en güçlü kemiğidir.Kości miedniczne są największymi i najszerszymi kośćmi szkieletu ludzkiego.
Bu bölgede yer alan tek kemik, femur adıyla bilinmektedir.Próchnica wytworzona w tym regionie nazywana jest butwiną.
Ölümcül Oyuncaklar: Kemikler Şehri negatif eleştiriler aldı.Krytycy przyznali Piekłu miasta negatywne recenzje.
Bazı öğrenciler üçüncü kat balkonundan aşağı kaldırıma atıldı, öğrencilerin kemikleri kırıldı.Wówczas okazuje się, że uczniowie trafili na 3. piętro, na które wstęp jest zabroniony.
Kemikler birbirine olabildiğince sıkı bağlanmışlardır.Składniki są mieszane najdokładniej jak to możliwe.
Ama kaş kemikleri yüksektir.Tułów Kłąb jest wysoki.
Sadık mezarda 5 – 9 yaşlarında bir çocuğa ait kemikler vardır.W grobowcu nr 9 znaleziono szkielet ułomnej kobiety zmarłej w wieku 50-70 lat.
Kemiklialan, adını o olaydan almıştır.Od tego dźwięku zabawka wzięła swoją nazwę.
Sarı kemik iliği: Yağ depolar.Wysyp zarodników: żółtoochrowy.
13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden vefat etti.Zmarł 13 października 2009 w Nishinomiyi na raka płuc.
Evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı.Wkrótce po ślubie zachorował na wodniaka jądra.
Akciğer ve kemik metastazları oldukça sıktır.Kość ramienna i kości przedramienia są raczej krótkie.
Kemik kullanarak evcilleştirilebilirler.Potrafi przemieszczać swoje kości.
Tom köpeğine bir kemik verdi.Tom dał swojemu psu kość.
Kemikleri de bahçeye gömdü.Båda är begravda i trädgården.
Bir diğer insan dışı kemik buluntusu ise bir köpeğin gömülü olduğu mezardır.En hund begraven – Något som är misstänkt föreligger.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.Sjukdomens öknamn, "benbrytarfeber", beskriver hur svår smärtan kan vara.
Bölümlerin bir saat uzunluğunda olacağı ve serinin başından yani Kemikler Şehri'nden başlayacağı açıklandı.Avsnitten kommer att vara en timme långa (50 minuter speltid) och starta från den första boken, City of Bones.
İskeletleri sadece kısmen kemikleşmiştir.Täckhåren är bara delvis utvecklade.
İnsanlardaki en büyük susamsı kemiktir.Jag driver det bästa ur människor.
İnsan bacağının uzun ve belirgin kemikleri femur, tibia ve fibuladır.Benen är proportionellt sett långa och kraftiga, med förtjockade lår och skenben (femur och tibia).
Bu kemikleri inceleyen uzmanlar katı bir sonuca varamamışlardır.Ofta har de ben som samlats in inte varit kompletta.
Ne yazık ki, Kemikler Şehri sanki bir bodrum katı gibi.Krukbasen låter som en liten bastuba.
Bazı kıkırdak dokular ise kemikleşmezler.O: Några svanar är inte vackra.
Scaphoid kemik (Latince: Os scaphoideum) el bileğindeki kemiklerden biridir.Tumme (latin: pollex) är ett av människokroppens fingrar.
İskelet 108 kemikten oluşmakta.Skånegatan 108 består av fem byggnader.
Kemiklerin birleşim noktaları girintili çıkıntılı bir yapıya sahiptir.Har våra elementarpartiklar någon inre struktur?
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.Кості (особливо кості носа) можуть деформуватися.
Bunlar en sık olarak deri, kemik ve karaciğeri etkiler ancak her yerde oluşabilir.Як правило, вони уражають шкіру, кістки та печінку, але можуть з'явитися в будь-якому місці.
Dördüncü derece yanıkta ise yara ilaveten kas veya kemik gibi daha derin dokuları da etkiler.З опіком четвертого ступеня пов'язане ушкодження більш глибоких тканин, таких, як м'язи або кістки.
11. ve 12. kaburga kemiklerinin uçları boştadır.Такі ямки відсутні на 11 і 12 хребцях.
Aksiyel iskelet kemikleri, 80 kemikten oluşmaktadır.Жорстка конструкція складається з 80 опор.