Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerMají výrazně zakřivený krunýř, připomínající Španělské sedlo. "Galápago".
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerler'Εχουν καβούκια με καμάρα μπροστά, σαν σπανιόλικη σέλα, " γκαλάπαγκο " .
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerСовершенно иначе выглядит их панцирь напоминающий традиционное испанское седло "Галапаго".
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerler.וכאן הצבים נראים שונה מאוד יש להם שריון שבחזיתו קשת מקומרת הנראית בדיוק כמו אוכף ספרדי .או בספרדית- גאלאפאגו
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerعندهم الأصداف مع قوس مقوّس في الجبهة الذي يشبه تماما سرج إسباني أو غالاباغوس
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Also benutzte er eine Führung, die sich auf seinen Schultergürtel und seinen Arm konzentriert.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Dus gebruikte hij een lead die focuste op zijn schouderzone en zijn arm.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Ele usa uma forma de guiar que se concentra na omoplata e no braço.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.El, în schimb, conduce concentrându-se asupra omoplaţilor şi braţului.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Gabriel skupia się w prowadzeniu na obręczy piersiowiej i ramieniu.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.그래서 그는 그의 어깨와 팔에 중점을 둔 리드를 사용하였습니다.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Lui utilizza una guida che si focalizza sul cingolo scapolare e sul braccio.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Nên anh ấy tập trung vào vai và cánh tay.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Tehát ő olyan vezetési technikát használ, ami a vállövére és karjára fókuszál.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.Той използва водене, което се съсредоточава върху раменния му пояс и горната част на ръката му.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.אז הוא משתמש בהובלה שמתמקדת על חגורת הכתף והזרוע.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.حتى انه يستخدم القيادة التي تركز على حزام الكتف وذراعه.
O yönlendirirken omuz kemerine ve koluna odaklanıyor.リードを教わりました 彼女を持ち上げられるという
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.Dan ketika itu santai, itu jenis memiliki bentuk lengkung ini, dan paru-paru adalah jenis diperas masuk
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.E così quando è rilassato, ha questa sorta di forma ad arco e allora il polmoni sono, come dire, compressi.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.Kiedy jest w spoczynku, przepona ma kształt wypukłej ku górze kopuły, więc płuca są ściśnięte.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.이 근육이 이완될 때, 아치형 모양이 폐가 억눌립니다.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.Pokud je v klidu, má takový klenutý tvar. Plíce jsou vmáčknuté dovnitř.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.Quando esta parte está relaxada, ela fica com uma forma de arco, então, os pulmões ficam meio que espremidos.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.И когато е отпусната, има форма на арка И белите дробове са свити.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.מתכווצת, היא מתקצרת , ועוד יותר חשוב, היא מגדילה את נפח בית החזה.
Rahatlamış haldeyken, bir kemer şekini alır, ve akciğerler hafiften sıkışır.عندمل يكون في حالة ارتخاء فهو منحني بهذا الشكل وتكون الرئتان منكمشتان بهذا الشكل
Roketleri ateşlemeye hazırlanın! Gidelim! - Kemerlerinizi takın, beyler!Ponham os cintos, rapazes!
Roketleri ateşlemeye hazırlanın! Gidelim! - Kemerlerinizi takın, beyler!Watts, stuwraketten opstarten.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Angin sendiri telah berhenti dan langit, biru cemerlang melengkung tinggi di atas Moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.A szél is elállt, és ragyogó, mély kék ég ívelt át a nagy mocsaras.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.De wind zelf had opgehouden en een briljante, diepblauwe lucht gebogen hoog boven de heide.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.El mismo viento había cesado y el cielo brillante, azul oscuro arco de altura sobre el páramos.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Gió chính nó đã chấm dứt và một bầu trời màu xanh rực rỡ, sâu cong cao trong moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.바람 자체는 정지했고 멋지고, 깊은 푸른 하늘은 이상의 높은 아치
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Le vent lui-même avait cessé et un brillant, ciel bleu profond cambrés élevé au cours des landes.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Lo stesso vento era cessato e brillante, blu profondo del cielo ad arco alta sopra la brughiera.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.O próprio vento cessou e um brilhante, céu azul profundo em arco de alta sobre o moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Tuuli itse oli lakannut ja loistava, syvän sininen taivas kaareva korkea yli moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vântul a încetat şi ea însăşi a avut un cer strălucitor, albastru arcuite peste mare moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Veter se je prenehalo in briljantno, globoko modro nebo obokani veliko preveč močvirij.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vietor sám prestal, a vynikajúci, temne modrej oblohy klenuté vysoko nad vresoviská.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vinden selv var ophørt, og en strålende, dyb blå himmel hvælvede højt over hede.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vinden själv hade upphört och en lysande, djupt blå himmel välvd högt över hedar.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Vítr sám přestal, a vynikající, temně modré oblohy klenuté vysoko nad vřesoviště.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Wiatr się przestał i błyskotliwy, błękitne niebo wysklepione wysoko nad wrzosowiska.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Ο άνεμος ίδια είχε σταματήσει και μια λαμπρή, βαθύ μπλε ουρανό τοξωτά ψηλά πάνω από τις moorland.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Ветер сам перестал и блестящие, темно-синие небо высоко над арочными болотистая местность.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Вітер сам перестав і блискучі, темно-сині небо високо над арочними болотиста місцевість.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.Вятърът бе прекратено и брилянтна, дълбоко синьо небе, извита високо над бърда.
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.הרוח עצמה חדלה ושמיים מבריק, כחול עמוק קשתי גבוה מעל
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.كانت الرياح نفسها وتوقفت ، السماء الزرقاء العميقة الرائعة يتقوس عاليا فوق
Rüzgarın kendisini durdurdu ve parlak, derin mavi gökyüzü üzerinden yüksek kemerli bataklık.荒野。 、メアリーは、空を夢見ていませんでした決してないので
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Alors on se contente de ces sièges, et on attache le siège auto et la ceinture dessus.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Así que sólo tienen estas bancas y les atan el asiento y el cinturón.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Dus ze hebben zitbanken, en ze maken de autostoel en de veiligheidsgordel erop vast.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Există nişte locuri gen bancă, şi se leagă scaunul auto şi centura de siguranţă pe ea.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.그냥 자동차 좌석만 가지고 와서 거기에 카시트를 안전벨트로 묶습니다.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Manekiny przypina się pasami do foteli, które z kolei są przypięte do całej konstrukcji.
Sadece şu bank koltuklardan alıp, araç koltuğunu ve emniyet kemerini bunun üzerine bağlıyorlar.Så de använder bara dessa bänkar med säten, och fäster stolarna och säkerhetsbältet på den.