kem ile cümle

kem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ev ödemelerimizi yapmak için, kemerlerimizi sıkıştırmak zorunda kalacağız.To make our house payments, we're going to have to tighten our belts.
Sürücüler emniyet kemerleri takmalılar.Drivers should wear seat belts.
Sürücü bize emniyet kemerlerimizi bağlamamızıı tavsiye etti.The driver advised us to fasten our seat belts.
Araba kullanırken emniyet kemerinizi bağlayın.Fasten your seat belt when you drive.
Emniyet kemeri olmasaydı şimdi hayatta olmazdım.But for the safety belt, I wouldn't be alive today.
Maria'nın rahmetli kocası bir kemancıydı.Maria's late husband was a violinist.
Kemancı, çalmak için sinyali bekler.The violinist waits for the signal to play.
Keman çalmak çok pratik ister.Playing the violin requires much practice.
Keman çalan adam kim?Who is the man playing the violin?
Kemanın sesi çok tatlı.The sound of the violin is very sweet.
Bir fare kemirerek duvarda bir delik açtı.A rat chewed a hole in the wall.
Tom şimdi keman çalıyor.Tom is playing the violin now.
Bu arada, keman çalar mısın?By the way, do you play the violin?
Bilimci vadideki dinozor kemiklerini araştırdı.The scientist searched for the bones of the dinosaurs in the valley.
Müzisyen sahnede keman çalmaya başladı.The musician began to play the violin on the stage.
Kemancının mükemmel bir tekniği var.The violinist has excellent technique.
Kemancının tekniği mükemmeldi.The violinist's technique was excellent.
George inanılmaz büyüklükte bir gırtlak kemiğine sahiptir.George has an incredibly large Adam's apple.
Jane gitarın yanı sıra keman çalabilir.Jane can play the violin, not to mention the guitar.
Jane hem keman hemde gitar çalabilir.Jane can play the violin, not to mention the guitar.
Emniyet kemerini tak, lütfen.Fasten your seat belt, please.
Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.Please fasten your seat belt.
Emniyet kemerini bağla.Fasten your seat belt.
Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayın ve kalkış için hazırlanın.Please fasten your seat belts and prepare for departure.
Emniyet kemerleriniz bağlı şekilde koltuklarınızda kalın.Remain in your seats with your seat belts fastened.
Emniyet kemerinizin güvenle bağlanmış olduğundan emin olun.Please make sure that your seat belt is securely fastened.
Ken keman çalabilir, gitardan bahsetmeye bile gerek yok.Ken can play the violin, not to mention the guitar.
Sıkı bir kemer kan dolaşımını engeller.A tight belt will interfere with circulation of the blood.
X ışınları kemiklerdeki kırıkları bulmak için kullanılır.X rays are used to locate breaks in bones.
O deri bir kemer.That is a leather belt.
Oğlumun keman çaldığını duydun mu?Did you hear my son play the violin?
Bir kemanın var mı?Do you have a violin?
Keman çalabilir misin?Can you play the violin?
Einstein keman çalmayı severdi.Einstein loved playing the violin.
Köpek balığı, kemikleri, kuyruğu ve hepsini yedi.The dog ate the fish, bones, tail and all.
Köpekler genellikle kemikleri gömerler.Dogs often bury bones.
Boğazımda bir kemik sıkıştı.A bone stuck in my throat.
Bir deri bir kemik açlıktan ölmüş bir kediydi.It was a cat starved to skin and bones.
Kemiklerime kadar üşüdüm.I was chilled to the bone.
Lütfen emniyet kemerinizi takınız ve sigara içmekten uzak durunuz.Please fasten your seat belts, and kindly refrain from smoking.
Egzersiz yaparken ayağımda bir kemik kırdım.I broke a bone in my foot while exercising.
Köpeğe bir kemik verdim, havlaması durdu.I gave the dog a bone, stopping its barking.
Çocuğun Keman çaldığını duyduk.We heard the boy playing the violin.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Biraz kilo kaybettiğimden beri kemerim gevşedi.Since I lost a little weight, my belt got loose.
Buz gibi bir rüzgar bizi kemiklerimize kadar dondurdu.The icy wind cut us to the bones.
Ben kemerimi sıkmak zorundayım.I have to tighten my belt.
Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.Small businesses will have to tighten their belts to survive.
Dondurucu ve kuvvetli olan rüzgar kemiklerime işledi.An icy blast of wind cut me to the bone.
Beyaz kemerli olanı seviyorum.I like the one with a white belt.
Onun keman sigortası yıllık 200 dolara mal oluyor.The insurance on his violin costs $200 a year.
Keman çalmada çok iyidir.He is very good at playing violin.
O, o piyano müziğini keman için düzenledi.He arranged that piano music for the violin.
O, çok iyi şekilde keman çalar.He plays the violin very well.
O iyi bir kemancıdır.He is a good violinist.
O, iyi bir kemancıdır, değil mi?He is a good violinist, isn't he?
Bacağındaki kemiklerden birini kırdı.He broke one of the bones in his leg.
O, köpeğe bir kemik verdi.He gave the dog a bone.
O bir kazaya uğradı ve bazı kemiklerini kırdı.He met with an accident and broke some bones.
Rahmetli kocası kemancıydı.Her late husband was a violinist.

İlgili Sayfalar