Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.Aber das Faszinierende war, dass im ersten Moment einer Gefahr, die Mamos einen Weissagungskreis bildeten.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.Ale fascynujące było to, że w chwili rozpoznania niebezpieczeństwa, mamo utworzyli wróżebne koło.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.Fascinant era că în momentul în care se simțea un pericol, Mamos-ii intrau într-un cerc de divinație.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.위험을 감지하는 바로 그 순간에 마모인들은 점을 치기위해 원을 만들기 시작합니다
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.Maar fascinerend was dat meteen toen er gevaar dreigde, de Mamo's zich voegden in een cirkel van voorspelling.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.Но удивительно то, что в минуту осознания опасности, Мамос замыкались в пророческий круг.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.אך מה שמרתק הוא שברגע שהיתה תחושת סכנה, המאמואים יצרו מעגל של הגדת-עתידות.
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.أنه في لحظة وجود إحساس بالخطر الـ:Mamos أخذو يبدأون بالتبصير
Ancak asıl etkileyici olan bir tehlike sezildiği anda mamolar bir kehanet çemberi meydana getirdiler.男たちは占いを始めるのです この写真は文字通り
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derAi đó đến với họ và nói, "Anh là người được chọn. Đó là 1 lời tiên đoán. Anh phải cứu thế giới này."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derAlguém foi ter com eles e lhes disse: "Tu és o escolhido. Há uma profecia.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derAlguien vino y les dijo: "Tú eres el elegido. Lo dice la profecía: tienes que salvar al mundo".
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derCineva a venit la ei și le-a zis, "Tu ești cel ales." "Există o profeție. Trebuie să salvezi lumea."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derIemand kwam naar ze toe en zei: "Jij bent de uitverkorene. Er is een voorspelling.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." der누군가가 영웅들에게 "당신은 선택받은 자요. 그런 예언이있으니 당신이 세상을 구해야 하오."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derKtoś podszedł do nich i rzekł: "Ty jesteś wybrańcem". "Takie jest proroctwo.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derNågon sa till dem, "Du är den utvalde. Enligt profetian ska du rädda världen."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derNekdo je prišel k njim in rekel: "Bil si izbran. Obstaja prerokba.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derNěkdo k nim přišel a řekl: "Ty jsi ten vyvolený. Existuje proroctví.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derNiekto k nim prišiel a povedal, "Vy ste vyvolení. Jestvuje proroctvo. Musíte zachrániť svet."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derQualcuno gli si è avvicinato e ha detto: "Tu sei il prescelto. C'è una profezia.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derQuelqu'un est venu vers eux et a dit: "Vous êtes l'élu. Il y a une prophétie.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derValaki odament hozzájuk, és azt mondta: "Te vagy a kiválasztott. Van egy prófécia.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derΚάποιος πήγε σε αυτούς και τους είπε, "Είσαι ο εκλεκτός. Να μία προφητεία. Πρέπει να σώσεις τον κόσμο."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derКто-то пришел к ним и сказал, "Ты - Избранный. Есть пророчество. Ты должен спасти мир."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derНякой дошъл при тях и казал: "Ти си избраният. Има пророчество.
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derХтось прийшов до них і сказав: "Ти - обраний. Було пророцтво: ти маєш врятувати світ".
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derמישהו הגיע אליהם ואמר: "אתה הוא האחד הנבחר. יש נבואה. עליך להציל את העולם."
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." derحيث يأتي اليهم احدهم في مرحلة ما من الفلم ويقول " انت مختار للبطولة " هناك نبوة .. سوف تنقذ العالم
Birileri yanlarına gelir ve "Sen seçilmiş olansın, bir kehanete göre, sen dünyayı kurtaracaksın." der「世界を救うのじゃ」と預言者が言い お供とともに言われたとおり
Bu bir kehanet değil.Aceasta nu este o prognoză.
Bu bir kehanet değil. Bu bir uyarı, ve üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor.Това е предупреждение, и трябва да помислим сериозно по него.
Bu bir kehanet değil. Bu bir uyarı, ve üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor.これは100年や500年先の 話ではありません
Bu bir kehanet değil.Das Bild ist keine Prognose.
Bu bir kehanet değil.To nie jest prognoza.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.Je to začarovaný kruh a není cesty ven.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.자연 성취되는 예언의 체바퀴에서 빠져나오지 못하네요.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.Ми не можемо вирватися з цього зачарованого кола.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.Мы не можем вырваться из этого заколдованного круга.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.זו נבואה שמגשימה את עצמה. אנחנו לא יכולים לצאת מזה.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.إنها نبؤة ذاتية التحقيق، لانستطيع الخروج منها.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Bunun dışına çıkamayız.ここにマーケティングの担当者や広告主が加わります
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Đó là một lời tiên đoán tự hoàn thành.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Egy önebeteljesítő jóslat.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.E o profeţie care se auto-împlineşte.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Es ist eine selbsterfüllende Prophezeihung.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Es una profecía autosatisfactoria.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.É uma profecia que se autoconcretiza.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.E' una profezia che si avvererà di certo.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Het is een self-fulfilling prophecy.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Il y a un effet Pygmalion.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.To samospełniająca się przepowiednia.
Bu kendini gerçekleştiren bir kehanet.Това е самоизпълняващо се пророчество.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.Ele sunt profeția efectelor seismice, terestre, determinate de matematica făcută de noi.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.Elles annoncent les effets sismiques, les effets terrestres des mathématiques que nous construisons.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.Foto-foto itu ramalan akan sejenis efek seismik, terestrial dari matematika yang sedang kita tulis.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.Jsou proroctvím seismických a pozemních manifestací matematiky, kterou vytváříme.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.그의 사진들은 우리가 만드는 수학이 지구의 지형에 얼마나 거대한 변화를 줄것이라는 것을 예언해 줍니다.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.Próféciái azoknak a szeizmikus földön zajló hatásoknak, amiket a matematikánkkal művelünk.
Bunlar yaptığımız matematiğin bu çeşit sismik ve karasal etkilerinin kehaneti.São uma profecia para o tipo de efeitos sísmicos e terrestres da matemática que andamos a fazer.