Geri kalan sayı kefalet ile salınmış veya kaçak iken 139 kişi dava sırasında alıkonuldu.139 étaient en détention dans l'affaire, le reste était soit en liberté sous caution soit en fuite.
Geri kalan sayı kefalet ile salınmış veya kaçak iken 139 kişi dava sırasında alıkonuldu.139 werden vastgehouden tijdens het proces terwijl de rest op borgtocht vrij was of op de vlucht was.
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceInformación sobre la garantía del Estado en materia de hipotecasfinés _ sueco _ inglés
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceInformation om statsborgen för bostadslånfinska _ svenska _ engelska
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceInformations sur la garantie de l'État pour le prêt-logementfinnois _ suédois _ anglais
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceTietoa asuntolainan valtiontakauksestasuomi _ ruotsi _ englanti
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceИнформация о государственной гарантии по кредиту на квартируфинский _ шведский _ английский
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizceمعلومات عن ضمان الدولة لقرض السكنالفنلندية _ السويدية _ الإنجليزية
Konut kredisi için devlet kefaleti hakkında bilgilerFince _ İsveççe _ İngilizce国家住房贷款担保芬兰语 _ 瑞典语 _ 英语
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletAsuntolainan vakuudet ja takaus
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletCaution et garantie du prêt logement
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletGarantía y aval de la hipoteca
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletSäkerhet och borgen för bostadslån
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletЗалог и гарантии для кредита на приобретение жилья
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefaletرهن وكفالة قرض السكن
Konut kredisi teminatı (güvencesi) ve kefalet住房贷款抵押及担保
Önümüzdeki videoda size mali sistemizi ve hükümetin kefaletle serbest bırakılma teşebbüsünü anlatacağım. -V příštím videu to dám všechno dohromady a ukáži vám, proč náš finanční systém mrzne.
Önümüzdeki videoda size mali sistemizi ve hükümetin kefaletle serbest bırakılma teşebbüsünü anlatacağım. -ひとつは、 なぜ金融システムが固まってしまったのか説明します。 二つ目は、政府の救済は何をしようとしているのか、
Peki kefaletle serbest bırakılmadığı durumda ne olur? -Ale co se stane v situaci, kdy není zachráněna?
Peki kefaletle serbest bırakılmadığı durumda ne olur? -どうなるでしょうか? それについてやってみましょう。
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.미국의 집행유예자와 가석방자의 수는 7백만명이 되지요.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.7 millió ember van feltételes szabadlábon.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Abbiamo 7 milioni di persone in libertà vigilata e in libertà condizionata.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Avem şapte milioane de oameni eliberaţi condiţionat.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Mamy 7 mln osób pod dozorem kuratorskim lub na zwolnieniu warunkowym.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Nous avons 7 millions de personnes en sursis et en liberté conditionnelle.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Sedm milionů je podmíněně propuštěno nebo podmíněně odsouzeno.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Sieben Millionen Menschen sind auf Bewährung.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Temos 7 milhões de pessoas em liberdade vigiada ou condicional.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Tenemos 7 millones de personas en libertad condicional.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Vi har 7 miljoner människor under skyddstillsyn och villkorlig frigivning.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.We hebben 7 miljoen mensen op proeftijd en voorwaardelijk vrij.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Έχουμε επτά εκατομμύρια ανθρώπους υπό επιτήρηση και με αναστολή.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.Имаме седем милиона души в пробация и условно предсрочно освобождаване.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.У нас 7 миллионов условно осуждённых людей.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.יש לנו שבעה מיליון בני אדם בתקופת מבחן או משוחררים על תנאי.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.لدينا سبعة ملايين شخص تحت المراقبة والإفراج المشروط.
Şartlı veya kefaletli olarak tahliye edilmiş yedi milyon kişi var.私の考えた結果では これほどの収監が行われていることで
Sonuç olarak, bu bir firmanın kefaletle serbest bırakılmasının bir örneğiydi. -V každém případě tohle byla situace, kdy byla společnost zachráněna.
Sonuç olarak, bu bir firmanın kefaletle serbest bırakılmasının bir örneğiydi. -状況でした。 そして、その銀行が救済を受けなかったら、
Sonuç olarak size bir kuruluşun nasıl kefaletle serbest bırakılabileceğini anlattım. -Ale tohle byl příklad, jak může být společnost zachráněna.
Sonuç olarak size bir kuruluşun nasıl kefaletle serbest bırakılabileceğini anlattım. -方法でした。 誰がここで損をしましたか?
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.A ko so prejeli zadoščenje od Jazona in drugih, so jih pustili.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Ale keď dostali od Jázona a od ostatných záruku, prepustili ich.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Ale oni přijavše dosti učinění od Jázona a jiných, propustili je.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Ale oni wziąwszy słuszną sprawę od Jazona i od innych, puścili je.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.cari au dat drumul lui Iason şi celorlalţi, numai după ce au căpătat dela ei un zălog.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.De mikor kezességet nyertek Jáson és a többiek részérõl, elbocsáták õket.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Dessa läto då Jason och de andra ställa borgen för sig och släppte dem därefter lösa.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Ja nämä ottivat takauksen Jaasonilta ja muilta ja päästivät heidät.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Jason en de andere christenen moesten eerst een borgsom betalen alvorens te worden vrijgelaten.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.야손과 그 나머지 사람들에게 보를 받고 놓으니라
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Og denne lod Jason og de andre stille Borgen og løslod dem.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.og efterat de hadde latt Jason og de andre innestå for dem, lot de dem fare.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.pero después de obtener fianza de Jasón y de los demás, los soltaron
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.qui ne laissèrent aller Jason et les autres qu`après avoir obtenu d`eux une caution.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Song khi các quan án đòi Gia-sôn và các người khác bảo lãnh rồi, thì tha cho ra.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Song khi các quan án đòi Gia-sôn và các người khác bảo_lãnh rồi , thì tha cho ra .
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.Tendo, porém, recebido fiança de Jáson e dos demais, soltaram-nos.
Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.tuttavia, dopo avere ottenuto una cauzione da Giasone e dagli altri, li rilasciarono