Ana içeriğe geç
Sözlük

keşki ile cümle

keşki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Biz bıçakları keskinleştiriyoruz.We're sharpening the knives.
Tom, oldukça keskin biri.Tom is pretty sharp.
Tom keskin bir nefes aldı.Tom drew a sharp breath.
Tom keskin nişancı madalyası kazandı.Tom won the sharpshooter medal.
Kalem körelmiş. Keskinleştirmeye ihtiyacı var.The pencil is blunt. It needs sharpening.
Tom'un sağ elinde keskin bir ağrısı vardı.Tom had a sharp pain in his right hand.
Maalesef, keskin bir tampon bölgeden başka çaremiz yok.Unfortunately, we have no choices but a certain buffer zone
Keskin olarak soğuktu.It was bitterly cold.
Onun keskin bir zihni var.He has a sharp mind.
Dikkatli ol! Bıçak çok keskin.Be careful! The knife is very sharp.
Bu bıçağı benim için keskinleştirir misin, lütfen?Could you sharpen this knife for me, please?
Dikkatli ol, bu bıçak çok keskin.Be careful. This knife is really sharp.
Midede keskin bir ağrım var.I have a sharp pain in the stomach.
Benim dilim çok keskindir. Herhangi bir gürültü yapmayın. Lütfen pencereyi kapatmayın.My tongue is very sharp. Don't make any noise. Don't close the window, please.
Bu bıçaklar keskinleştirilebilir mi?Can these knives be sharpened?
Tom kesinlikle keskindi.Tom was certainly sharp.
Lütfen bu bıçakları keskinleştirir misin?Could you please sharpen these knives?
Peyzaj çakmak taşı kadar soğuk ve keskin.The landscape was cold and sharp as flint.
Ve o kendine bir keskin nişancı diyor!And he calls himself a sniper!
Ben bıçağı keskinleştiririm.I sharpen the knife.
Bir konuğun keskin gözleri var.A guest has sharp eyes.
O, çocuğa kalemini keskinleştirmesini öğretti.He instructed the boy to sharpen his pencil.
O, çocuğa kalemi keskinleştirmesini söyledi.He told the boy to sharpen his pencil.
Endişeli bir annenin keskin gözleri vardır.An anxious mother has sharp eyes.
Kamyon keskin bir sağa dönüş yaptı.The truck made a sharp right turn.
Bir aslanın dişleri keskindir.A lion's teeth are sharp.
O, bıçakları keskinleştirdi.She has sharpened the knives.
Dil, kılıçtan daha keskindir.The tongue is sharper than the sword.
Tom'un keskin bir zihni var.Tom has a sharp mind.
Onlar oldukça keskin.They're quite sharp.
Tom'un keskin gözleri var.Tom has sharp eyes.
Tom bıçağını keskinleştiriyor.Tom is sharpening his knife.
Tom'un keskin mavi gözleri var.Tom has piercing blue eyes.
Tom keskin zekalı.Tom is sharp-witted.
Bıçakları keskinleştirmeyeceğiz.We won't sharpen the knives.
Kurşun kalemimi çakımla keskinleştirdim.I sharpened my pencil with my pocketknife.
Kaleminizi keskinleştirmelisiniz.You should sharpen your pencil.
Kurşun kalemimi keskinleştirdim.I sharpened my pencil.
Keskin bir bıçaktan daha tehlikeli olan nedir?What's more dangerous than a sharp knife?
Kamuoyu, destekçiler ve muhalifler olarak keskin bir şekilde bölündü.Public opinion has been sharply divided into supporters and opponents.
Bu keskin.This is sharp.
Bıçak keskin.The knife is sharp.
O keskindir.It is sharp.
Daha önce hiç keski kullanmadım.I've never used a chisel before.
Tom bütün sabah bıçaklarını keskinleştiriyor.Tom has been sharpening knives all morning.
Tom bıçakları nasıl keskinleştireceğini bilir.Tom knows how to sharpen knives.
Lütfen bu bıçağa dikkat et. Çok keskin.Please be careful with this knife. It's very sharp.
Zaten tüm bıçakları keskinleştirdin mi?Have you already sharpened all the knives?
Bıçakları keskinleştirdin, değil mi?You've sharpened the knives, haven't you?
Kurşun kalemini ne sıklıkla keskinleştirirsin?How often do you sharpen your pencil?
Kenarlara dikkat et, keskinler.Be careful with the edges. They're sharp.
Dikkatli ol, kenarları keskin.Be careful with the edges. They're sharp.
Bu baltayı benim için keskinleştir.Sharpen this ax for me.
Ona keskin bir bıçak gerekiyor.He needs a sharp knife.
Bu samuray kılıcı gerçek mi, yoksa keskin olmayan bir taklit mi?Is that samurai sword real or an unsharpened replica?
Bu katana gerçek mi, yoksa keskin olmayan bir replika mı?Is that katana real or an unsharpened replica?
Parfümün çok keskinmiş.Your perfume is really strong.
William, detaylar için keskin bir göze sahip yetenekli bir tasarımcıdır.William is a talented designer with a keen eye for detail.
Gagarin, yaşamı boyunca fiziksel olarak uygun bir halde kaldı ve keskin bir sporcuydu.Gagarin kept physically fit throughout his life, and was a keen sportsman.
Neutra keskin bir ironi anlayışı vardı.Neutra had a sharp sense of irony.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod