‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Og skriv til Menighedens Engel i Pergamus: Dette siger han, som har det tveæggede, skarpe Sværd:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Und dem Engel der Gemeinde zu Pergamus schreibe: Das sagt, der da hat das scharfe, zweischneidige Schwert:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:Και προς τον αγγελον της εν Περγαμω εκκλησιας γραψον Ταυτα λεγει ο εχων την ρομφαιαν την διστομον, την οξειαν
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:И Ангелу Пергамской церкви напиши: так говорит Имеющий острый с обеих сторон меч:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:І ангелові церкви, що в Пергамі, напиши: Се глаголе Той, що має меч обоюдний, гострий:
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:ואל מלאך קהל פרגמוס כתב כה אמר אשר לו חרב פיפיות החדה׃
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:واكتب الى ملاك الكنيسة التي في برغامس. هذا يقوله الذي له السيف الماضي ذو الحدين.
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:你 要 寫 信 給 別 迦 摩 教 會 的 使 者 、 說 、 那 有 兩 刃 利 劍 的 說
‹‹Bergamadaki kilisenin meleğine yaz. İki ağızlı keskin kılıca sahip olan şöyle diyor:你 要 寫信 給別 迦摩 教會 的 使者 、 說 、 那 有 兩 刃利劍 的 說
Bir de, 'Benim entellektüel yetilerim eskiden çok daha keskindi.'Mes facultés intellectuelles également, étaient plus percutantes avant.
Bir de, 'Benim entellektüel yetilerim eskiden çok daha keskindi.'También, 'Mis facultades intelectuales eran mucho más agudas antes.'
Bir de, 'Benim entellektüel yetilerim eskiden çok daha keskindi.'Также "мои умственные способности раньше были более острее "
Bir de, 'Benim entellektüel yetilerim eskiden çok daha keskindi.'知性すらも何かによって 観察されているんだ
Birden mi çekmek lazım --kısa süreli ama keskin bir acıyla-- yoksa yavaşça mı çekmeli?빨리 뜯어버릴까 - 짧지만 세게 - 아니면 밴드를 천천히 뜯을까 -
Birden mi çekmek lazım --kısa süreli ama keskin bir acıyla-- yoksa yavaşça mı çekmeli?Strhnout náplast rychle - krátká, zato intenzivní bolest - nebo jí pomalu odlepovat
Birden mi çekmek lazım --kısa süreli ama keskin bir acıyla-- yoksa yavaşça mı çekmeli?האם לתלוש אותו במהירות -- משך זמן קצר, אך עוצמת כאב גבוהה -- או להוריד את הפלסטר לאט --
Birden mi çekmek lazım --kısa süreli ama keskin bir acıyla-- yoksa yavaşça mı çekmeli?هل تنزعها سريعا؟ مدة قصيرة مع ألم شديد أم تنزعها ببطء
Birden mi çekmek lazım --kısa süreli ama keskin bir acıyla-- yoksa yavaşça mı çekmeli?ゆっくり剥がして 長めの穏やかな痛みに耐えるか
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Ai utilizat un stimulent proiectat pentru a ascuţi gândirea şi a accelera creativitatea.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Anda memberi insentif yang dibuat untuk mempertajam pikiran dan mempercepat kreativitas.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.C'è un incentivo diretto ad affinare il pensiero e accelerare la creatività.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Itt egy ösztönzőt alkalmaztunk, azért, hogy élesítse az elmét és felpörgesse a kreativitást.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Je hebt een beloningsprikkel ontworpen om het denken aan te scherpen en de creativiteit te versnellen.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.좀 더 날카롭게 생각하고 창의성을 더 발휘하도록 인센티브를 받았는데도,
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Man hat einen Anreiz geschaffen, um das Denken zu schärfen und die Kreativität zu beschleunigen.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Máte tady stimul, jeho účelem je zbystřit mysl a podnítit kreativitu.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Máte tu stimul, účelom ktorého je zbystriť myslenie a podnietiť kreativitu.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Những điều khích lệ được thiết kế để làm tăng thêm ý tưởng và tăng tốc sự sáng tạo.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Temos um incentivo concebido para aguçar o pensamento e acelerar a criatividade.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Tulospalkkio on suunniteltu tarkentamaan ajattelua ja kiihdyttämään luovuutta.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Usted tiene un incentivo designado a agudizar el pensamiento y acelerar la creatividad.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Vous recevez une incitation conçue pour vous concentrer et accélérer la créativité.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Έχουμε ένα κίνητρο σχεδιασμένο να οξύνει τη σκέψη και να επιταχύνει τη δημιουργικότητα.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Налицо стимул, рассчитанный на обострение мысли и ускорение творчества.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.Получили сте поощрение, предназначено да изостри мисленето и да подсили креативността.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.У вас є заохочення, яке мало б загострити розум та підвищити творчість.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.יש תמריץ שמטרתו לחדד את החשיבה ולהאיץ את היצירתיות.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.لدينا محفز معد ليصقل التفكير ويعجل الإبداع.
Bir teşviğiniz var düşünmeyi keskinleştirmek ve yaratıcılığı hızlandırmak için.クリエイティビティが加速されるようにと インセンティブを用意したのに 結果は反対になりました
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.우리의 정확성은 20/20 -- 아기의 정확성은 20/800이죠, 그래서 매우 뿌연 상태로
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.A babák személessége - miénk 20/20 - a babáké úgy 20/800, tehát eléggé homályos színekben látják a világot.
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.Ostrina našega vida je 20/20, ostrina dojenčkovega vida pa okrog 20/800, zato vidijo svet zelo zelo megleno.
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.Thị lực của ta là 20/20; còn của em bé thì chỉ khoảng 20/800; nên chúng nhìn thế giới bên ngoài rất mờ ảo.
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.Η οξύτητα -- η δικιά μας είναι 20/20 -- των μωρών είναι περίπου 20/800, έτσι κοιτάνε τον κόσμο πάρα πολύ θολά.
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.החדות שלהם -- החדות שלנו הינה 6/6 -- חדות הראיה של תינוק היא בערך 6/240, אז הם מסתכלים על העולם
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.حدة نظرنا نحن هي 20\20 -- لكن حدة نظر الأطفال هي 20\800 مثلا, إذن فهم ينظرون إلى العالم
Bizim görme keskinliğimiz 20/20'dir, bebeklerinki ise 20/800. bu nedenle dünyayı çok ama çok bulanık görürler.赤ちゃんの視力は20/800くらいです そのため、赤ちゃんは世界を とてもとてもぼやけた状態で見ているのです
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.A késem élesebbé vált. Emigrációba kényszerültem.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.A minha faca tornou-se um pouco mais afiada. E caí numa vida no exílio.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Con dao của tôi trở nên sắc hơn. Và tôi rơi vào một cuộc sống lưu vong.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Cuțitul meu a devenit puțin mai ascuțit. Și am căzut într-o viață în exil.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Il mio coltello è diventato un po' più affilato. E sono rifinita a vivere in esilio.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.저의 칼은 더 날카로워졌습니다. 그리고 저는 망명의 삶에 들어섰습니다.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Mein Messer wurde etwas schärfer. Und so stolperte ich in ein Leben im Exil.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Mi cuchillo se afiló un tanto. Y caí a una vida en el exilio.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Mijn mes werd een beetje scherper. Ik kwam in een leven in ballingschap terecht.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Mój nóż się trochę wyostrzył. I wsiąkłam w życie na wygnaniu.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Mon couteau devint un peu plus aiguisé. Et je sombrai dans une vie d'exile.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Můj nůž o trochu ostřejší. A zařadila jsem se do života v exilu.
Bıçağım keskinleşti. ve kendimi sürgünde bir hayatın içinde buldum.Pisau saya mejadi sedikit lebih tajam. Dan saya terjerumus pada hidup di pengasingan.