Göğsümde keskin bir ağrı var.I have a sharp pain in my chest.
Geçen yıl fiyatlarda keskin bir artış vardı.There was a sharp rise in prices last year.
Şirket kazançları ilk çeyrekte keskin şekilde gelişti.Corporate earnings in the first quarter improved sharply.
Çatı keskin bir açıyla eğimlidir.The roof declines at a sharp angle.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.A sharp tongue is the only edged tool that grows keener with constant use.
Ekmeği kesmek için kullandığımız bıçak keskindi.The knife we used to cut the bread with was sharp.
Mayuko'nun keskin gözleri var.Mayuko has sharp eyes.
Kamyon sola doğru keskin bir dönüş yaptı.The truck made a sharp turn to the left.
Kamyon sağa keskin bir dönüş yaptı.The truck made a sharp turn to the right.
Doğum oranı neden bu kadar keskin şekilde düştü?Why has the birthrate declined so sharply?
Hiç kimse faiz oranlarında böylesine keskin bir düşüş beklemiyordu.Nobody anticipated such a sharp decline in interest rates.
Çocukların keskin bir işitme duyusu var.The kid has a keen sense of hearing.
Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.Its sharp claws began to open and close, open and close.
Makas keskin değil.The scissors are not sharp.
Bıçağın çok keskin bir kenarı var.The knife has a very sharp edge.
Bu kutup sonunda keskindir.This pole is sharp at the end.
Bu yol keskin virajlarla doludur.This road is full of sharp turns.
Bıçak keskin değil.The knife is not sharp.
Bu bıçak çok keskin.This knife is very sharp.
Bu bıçağın ağzı keskindir ve iyi keser.The edge of this knife is sharp and cuts well.
Bu peynirin keskin bir tadı var.This cheese has a sharp taste.
Benim burada keskin bir ağrım var.I have a sharp pain here.
Burada keskin bir ağrım var.I have a sharp pain here.
Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.A dog has an acute sense of smell.
Adam keskin bir sesle bir şeyi şikâyet ediyordu.A man was complaining of something in a sharp voice.
O çiçeğin keskin bir kokusu var.That flower has a powerful smell.
Keskin bir yön duyun var.You have a sharp sense of direction.
Onun keskin bir dili var.He has a sharp tongue.
Bir köpek keskin bir koku alma duyusuna sahiptir.A dog has a sharp sense of smell.
Dün göğsümde keskin bir ağrı vardı.I had a sharp pain in my chest yesterday.
Keskin yokuşu tırmandık.We climbed a sharp slope.
Keskin bir yamaca tırmandık.We climbed a sharp slope.
Midemde keskin bir ağrı hissettim.I felt a sharp pain in the stomach.
Kurşun kalemimi keskinleştirmek için bir bıçak istiyorum.I want a knife to sharpen my pencil with.
Aniden midemde keskin bir ağrı hissettim.I felt a sharp pain in my stomach all of a sudden.
Çocuk kalemlerini keskin tutmayı severdi.The boy liked to keep his pencils sharp.
Sirkenin keskin bir tadı vardır.Vinegar has a sharp taste.
Kuşlar keskin gözlere sahiptirler.Birds have sharp eyes.
Yol bu noktada sağa doğru keskin virajlı.The road bends sharply to the right at this point.
Onun keskin gözleri hiç hata kaçırmadı.His sharp eyes never missed a mistake.
Onun kalemi keskin bir uca sahiptir.His pencil has a sharp point.
O, sağa doğru keskin bir dönüş yaptı.He made a sharp turn to the right.
O keskin bir ağrının farkındaydı.He was aware of a sharp pain.
Onun boyama için keskin bir gözü vardır.He has a sharp eye for painting.
Onun keskin bir işitmesi var.He has sharp hearing.
O bir keskin nişancıdır.He is a sharp-shooter.
O, keskin zekalıdır.He is sharp-witted.
O, koluma keskince bir çimdik attı.She pinched my arm sharply.
Uçak parçalanmadan az önce, keskin bir şekilde sağa döndü.The plane turned sharply to the right just before it crashed.
Uçak gürültüyle yere çakılmadan hemen önce, keskin bir şekilde sağa döndü.The plane turned sharply to the right just before it crashed.
Kör bir insanın işitme duyusu genellikle çok keskindir.A blind person's hearing is often very acute.
O, sola keskin bir dönüş yaptı.He made a sharp turn to the left.
Bu köpeğin keskin bir koku duyusu var.This dog has a keen sense of smell.
Keskin nişancı, kurbanlarını birer birer vurdu.The sniper picked off his victims one by one.
Bir köpeğin koku alma duygusu, bir insanınkinden çok daha keskindir.A dog's sense of smell is much keener than a human's.
Dikkatli ol. O bıçak keskindir.Be careful. That knife is sharp.
Keskin bir bıçakla kendimi yaraladım.I injured myself with a sharp knife.
Benim keskin bir bıçağım var.I have a sharp knife.
Keskin bir göz olmadan keskin bir bıçak işe yaramaz.A sharp knife is nothing without a sharp eye.
Keskin nişancı beyaz bir minibüsü kullanıyor.The sniper is driving a white van.