keşke ile cümle

keşke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.In Davida je obšla želja in je rekel: O, da bi mi kdo dal piti vode iz studenca v Betlehemu, ki je pri vratih!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.다윗이 사모하여 가로되 베들레헴 성문 곁 우물 물을 누가 나로 마시게 할꼬 하매
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pohnul se pak David žádostí, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Pragnęł tedy Dawid: Oby mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Så vågnede Lysten hos David, og han sagde: "Hvem skaffer mig en Drik Vand fra Cisternen ved Betlehems Port?"
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Tedy pragnął Dawid, i rzekł: O by mi się kto dał napić wody z studni Betlehemskiej, która jest u bramy!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.vána Dávid [vizet,] és monda: Óh, ki adhatna nékem innom a Bethlehem kapuja elõtt való forrásnak vizébõl!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.Zechtělo se pak Davidovi vody, a řekl: Ó by mi někdo dal píti vody z čisterny Betlémské, kteráž jest u brány!
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата;
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.и Давид пожелавайки рече: Кой би ми дал да пия вода от витлеемския кладенец, който е при портата?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И захотел Давид пить, и сказал: кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.И сильно захотелось пить Давиду, и он сказал:кто напоит меня водою из колодезя Вифлеемского, что у ворот?
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאו דויד ויאמר מי ישקני מים מבור בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.ויתאוה דוד ויאמר מי ישקני מים מבאר בית לחם אשר בשער׃
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.فتأوّه داود وقال من يسقيني ماء من بئر بيت لحم التي عند الباب.
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 、 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大 衛 渴 想 、 說 、 甚 願 有 人 將 伯 利 恆 城 門 旁 井 裡 的 水 打 來 給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 、 井裡 的 水 打 來給 我 喝
Davut özlemle, ‹‹Keşke biri Beytlehemde kapının yanındaki kuyudan bana su getirse!›› dedi.大衛 渴想 、 說 、 甚 願 有 人 將伯利恆 城門 旁 井裡 的 水 打 來給 我 喝
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!(80:9) Слушай, народ Мой, и Я буду свидетельствовать тебе: Израиль! о, если бы ты послушал Меня!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!(81:9) Écoute, mon peuple! et je t`avertirai; Israël, puisses-tu m`écouter!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Ascultă, poporul Meu, şi te voi sfătui, Israele, de M'ai asculta!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Čuj, ljudstvo moje, in izpričeval ti bom; o Izrael, da bi me poslušal!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Dengarlah peringatan-Ku, hai umat-Ku, Israel, sekiranya kamu mau mendengarkan Aku
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!"Escucha, oh pueblo mío, y testificaré contra ti. ¡Oh Israel, si me oyeras...
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Hỡi dân sự ta, hãy nghe, ta sẽ làm chứng cho ngươi: Ớ Y-sơ-ra-ên! chớ chi ngươi khứng nghe ta!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Hỡi dân_sự ta , hãy nghe , ta sẽ làm_chứng cho ngươi : Ớ Y-sơ-ra-ên ! chớ_chi ngươi khứng nghe ta !
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Höre, mein Volk, ich will unter dir zeugen; Israel, du sollst mich hören,
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Hør, mit Folk, jeg vil vidne for dig, Israel, ak, om du hørte mig!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!내 백성이여 들으라 내가 네게 증거하리라 이스라엘이여 내게 듣기를 원하노라
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Ouve-me, povo meu, e eu te admoestarei; ó Israel, se me escutasses!
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Ακουσον, λαε μου, και θελω διαμαρτυρηθη κατα σου Ισραηλ, εαν μου ακουσης,
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!Слушайте, люде Мои, и ще заявя пред вас, Израилю, ако би Ме послушал:
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!שמע עמי ואעידה בך ישראל אם תשמע לי׃
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!اسمع يا شعبي فاحذرك. يا اسرائيل ان سمعت لي
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!我 的 民 哪 、 你 當 聽 . 我 要 勸 戒 你 。 以 色 列 阿 、 甚 願 你 肯 聽 從 我
‹‹Dinle, ey halkım, seni uyarıyorum; Ey İsrail, keşke beni dinlesen!我的民 哪 、 你 當聽 . 我 要 勸戒 你 。 以色列 阿 、 甚願 你 肯聽 從我
Doğru çizme işaretindeyim sanıyordum. korkunç. Keşke geri gitme tuşu olsaydı. Bu korkunçtu.laat ik een goede nemen... (twee, nul) ik keis maar een nummer
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.5番 他の人の期待に 合わせるのでなく
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.Cuarto: desearía haber tenido el valor de ser yo mismo.
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.네째: 진정한 나를 표현할 용기가 있었더라면.
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.Νούμερο τέσσερα: εύχομαι να είχα το θάρρος να εκφράσω τον πραγματικό μου εαυτό.
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.מספר 4: הלואי שהיה לי האומץ לבטא יותר את העצמי האמיתי שלי.
Dördüncüsü: Keşke kendimi gerçekten istediğim gibi ifade edecek cesareti kendimde bulabilseydim.الرابع: أتمنى لو أنها كانت لدي الشجاعة للتعبير عن ذاتي.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elone Musku, přál bych si, abychom na to měli celý den, ale moc Vám děkuji, že jste přišel na TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elonie Musk, chciałbym abyśmy mieli cały dzień, nie mniej dziękuję za przyjście do TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, bárcsak egész nap folytathatnánk, de köszönöm, hogy eljöttél a TED-re.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, giá như chúng tôi có hẳn một ngày, nhưng chân thành cảm ơn anh đã đến với TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, ich wünschte, wir hätten den ganzen Tag, vielen Dank, dass Sie zu TED gekommen sind.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, ik zou graag langer hebben, maar hartelijk dank.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, jeg ville ønske vi havde hele dagen, men mange tak fordi du kom til TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, mi-aș dori să avem o zi întreagă. Mulțumesc mult că ai venit la TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, ojala tuviésemos todo el día... Pero muchas gracias por venir a TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, olisipa meillä koko päivä aikaa, kiitos paljon vierailustasi.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, quem me dera ter o dia todo, mas muito obrigado por vir ao TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Elon Musk, vorrei che avessimo tutto il giorno, ma grazie per essere venuto a TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.Eon Musk, j'aimerai que nous ayons toute la journée, mais merci beaucoup d'être venu à TED.
Elon Musk, keşke bütün bir günümüz olsa, TED'e geldiğin için çok teşekkürler.엘런 머스크, 우리가 하루 종일 함께 하면 좋겠네요. TED에 오신 걸 감사드립니다.
İlgili Sayfalar