Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Navsezadnje je odkril, da je slika, za katero je mislil, da je ta, bila dejansko ta.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Ông ta nhận ra rằng sau tất cả, bức tranh mà ông ấy nghĩ là thứ tuyệt hảo, thực ra chỉ là đồ giả.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Ostatecznie odkrył, że obraz, o którym myślał, że jest tym, był tak naprawdę tym.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Végül rájött, hogy a kép, amit ennek gondolt, az valójában ez.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Zistil predsa, že obraz, o ktorom si myslel, že je tento, bol v skutočnosti tamten.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Είχε τελικά ανακαλύψει ότι ο πίνακας που νόμιζε πως ήταν αυτό ήταν στην πραγματικότητα εκείνο.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.В конце концов, он узнал, что картина, которая, он думал, была вот этой, была на самом деле вот той.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Все-таки він дізнався, що картина, яку він вважав однією, насправді була зовсім іншою.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Открил в крайна сметка, че картината, която си мислил, че била тази, всъщност била тази.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.הוא גילה אחרי הכל שהציור שהוא חשב שהיה זה היה למעשה זה.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.لقد اكتشف في نهاية المطاف ان اللوحة التي ظن أنها هذه .. هي بالفعل هذه
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.これだと思っていた絵画が 実はこれだったとわかったのです 同じように見えますが
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Alles is volledig geaccepteerd omdat je de compleetheid in jezelf ontdekt.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Alle werden rundherum akzeptiert, weil Sie die Ganzheit in sich selbst entdecken.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Az egészet teljességében elfogadod, mert felfedezed a saját teljességedet, belül önmagadban.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Elles sont toutes acceptées parce que vous découvrez votre intégrité en vous-même.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.그 모두를 받아들입니다. 자신안에 있는 전체를 발견하기 때문입니다
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Tất cả chúng hoàn toàn được chấp nhận vì bạn khám phá sự toàn vẹn trong chính bản thân bạn.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Toate acestea sunt acceptate în totalitate deoarece descoperi plenitudinea în tine însuşi.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Todas ellas son totalmente aceptadas porque descubres la plenitud en ti mismo.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Todas são totalmente aceites porque se descobre a totalidade em si próprio.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Tutte queste cose sono totalmente accettate perché si scopre la pienezza in sé stesso.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Všechny jsou naprosto přijmuty protože objevíte svou veškerost uvnitř sebe sama.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Všetky bez výhrad prijme, pretože v sebe objaví úplnosť.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Wszystkie one są całkowicie zaakceptowane gdyż znajdujesz w sobie pełnię.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Όλα είναι απολύτως αποδεκτά καθώς ανακαλύτεις την ολότητα μέσα σου.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Всё полностью приемлемо потому, что вы нашли целостность в самом себе.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Всички те са напълно приети, защото откриваш целостта си в себе си.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.Усе повністю приймається, тому що ви знаходите свою цілісність у самому собі.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.כולם הם לגמרי מקובלים בגלל שאתה מגלה את השלמות הזאת בתוך עצמך.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.كلها أشياء مقبولة تماماً لأنك وجدت هذه الكلية في داخلك.
Bütün hepsi tamamen kabul edilmiştir çünkü kendi içinizdeki bütünselliği keşfetmişsinizdir.自分の中に 全体性を見つけるからです 主題 つまり私
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Alors, ils ont exploré un art plus géométrique.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Aşa că au explorat o artă mai geometrică.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Così esplorarono un tipo di arte più geometrico.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Daher fanden sie zu einer eher geometrischen Kunst.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Dus verkenden zij een meer geometrische kunst.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Entonces exploraron un arte más geométrico.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Így ők egy geometriaibb művészetet hoztak létre.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Jadi mereka menyelidiki seni yang lebih geometris.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.그래서 그들은 기하학적인 예술을 추구했지요.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Stąd eksperymentowali z geometrią.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Έτσι εξερεύνησαν μια πιο γεωμετρική τέχνη.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Затова са изследвали едно по-геометрично изкуство.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Поэтому они использовали геометрию в своем искусствe .
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.Тож вони досліджували більш геометричне мистецтво.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.לכן הם חקרו אמנות יותר גיאומטרית
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.و بذالك قاموا باكتشاف الفن الهندسي.
Bu yüzden daha geometrik bir sanat keşfetmişlerdir.では 対称性とは何でしょう?
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Bởi vì hóa ra là các mô mỡ -- chất béo -- phụ thuộc vào tăng sinh mạch.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Denn es stellt sich herraus, dass Fettgewebe, Fett, hochgradig von Angiogenese anhängig ist.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Fiindcă se pare că ţesutul adipos, grăsimea este foarte dependentă de angiogeneză.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Il motivo è che il tessuto adiposo, il grasso, è molto angiogenesi-dipendente.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Isto porque, a gordura e os tecidos adiposos, são altamente dependentes da angiogénese.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Jak se totiž ukázalo, tuková tkáň, tuk, je silně závislý na angiogenezi.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.왜냐하면 지방질의 조직과 지방은 높은 항혈관신생에 의존하는 것으로 밝혀졌기 때문입니다.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Mert mint kiderült, a zsírszövet, a háj, nagyban angiogenezis függő.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Osoittautuu, että rasvakudos on erittäin riippuvainen angiogeneesistä.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Parce qu'il s'avère que les tissus adipeux, la graisse, sont hautement liés à l'angiogenèse.
Çünkü yağ dokunun angigeneze çok bağımlı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.Ponieważ okazuje się, że tkanka tłuszczowa, tłuszcz, jest silnie uzależniona od angiogenezy.