Marsilya'da çalışmalar yapmış, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar keşfetmiştir.Pracoval v Marseille, objavoval planétky a kométy.
Dönemsel kuyruklu yıldız olan 19P/Borrelly'yi keşfetmiştir.Objavil periodickú kométu 19P/Borrelly.
1705 yılında Edmond Halley, Halley kuyruklu yıldızının periyodunu keşfetmiştir.1718 Edmund Halley zistil vlastný pohyb hviezd.
İki tane asteroid keşfetmiştir.Odkril je dva asteroida.
13 NGC nesnesi keşfetmiştir.Seznam 13 inkovskih vladarjev.
Margarin'i keşfetmiş, hayvansal yağlar ve tuzdan yapılan sabun'un ilk şeklini tasarlamıştır.Pripisuje se mu odkritje margarine in prvih mil, proizvedenih iz živalskih maščob in soli.
İsveçli denizci Garðar Svavarsson da adayı yanlışlıkla keşfetmiştir.Švedų jūreivis Garðar Svavarsson irgi atsitiktinai pasiekė Islandijos krantus.
Yeteneklerini çok küçük yaşlarda iken keşfetmiştir.Jau vaikystėje atsiskleidė jo aktoriniai sugebėjimai.
Beş yaşından itibaren keman dersleri almaya başlamış, ve bu sıralarda müziğe olan tutkusunu keşfetmiştir.Būdamas penkerių pradėjo mokytis groti smuiku ir atrado potraukį muzikai.
İki tane asteroid keşfetmiştir.Daugelio asteroidų atradėja.
Ayrıca birkaç önemli keşfetmiştir.Nad tegid palju olulisi avastusi.
Duyu organlarını keşfetmiştir.Ta avastas hingamispigmendid.
1705 yılında Edmond Halley, Halley kuyruklu yıldızının periyodunu keşfetmiştir.1705 – Edmond Halley fikseeris tema nime saanud komeedi perioodilise ilmumise.
1781 yılında ise William Herschel Uranüs'ün periyodunu keşfetmiştir.1781 – amatöörastronoom Wilhelm Herschel avastas Uraani.
Hattuşaş'daki kalıntıları ilk olarak Fransız arkeolog Charles Texier keşfetmiştir.Esimese savitahvli avastas Knossosest Briti arheoloog Arthur Evans.
Ancak bu şekilde kendimi keşfetmiş oldum".Sellepärast ma peitsin enese ära!"
Atom numarasını ve Moseley kanunları'nı(en) keşfetmiştir.Ta avastas seaduspärasuse, mis on nimetatud tema nime järgi – Moseley seaduse.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.A descoperit că o bucată de chihlimbar frecată de blană putea atrage fire de paie.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Descubrió que una pieza de ámbar, si se la frota con piel, podía atraer pedacitos de paja.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Er entdeckte, dass ein Bernstein, wenn er an Fell gerieben wurde, kleine Strohhalme anziehen konnte.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Il découvrit qu'un morceau d'ambre, frotté sur de la fourrure, pouvait attirer de petits morceaux de paille.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.그가 호박 조각을 털로 문질렀을 때 작은 지푸라기들이 들러붙는 걸 발견했어요.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Ông phát hiện ra rằng một mảnh hổ phách, khi chà xát với lông thú, có thể nâng những mẩu rơm nhỏ.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Scoprì che un pezzo di ambra, se strofinato su una pelliccia, poteva attrarre dei pezzettini di paglia.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.Он обнаружил, что кусочек янтаря, протёртый о шерсть, начинает притягивать мелкие кусочки соломинок.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.הוא גילה כי פיסת ענבר אשר שופשפה בפרווה יכולה להרים חתיכות קטנות של קש.
Bir kehribar parçasını kürke sürttüğünde saman çöplerini çektiğini keşfetmişti.اكتشف أنّ قطعةً من العنبرعندما , تحكُّ مع الفرو قد يمكنها أن تلتقط قطعةً صغيرةً من القش
Biyograficisine göre, " Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı."Glede na pričevanje njegovega biografa je "izgledal, kot da je prvič odkril, da na svetu obstaja zlo."
Biyograficisine göre, " Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Hij keek alsof hij voor het eerst ontdekte dat er kwaad bestond in de wereld."
Biyograficisine göre, " Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Il le regarda comme si c"était la première fois qu'il découvrait y avoir un diable sur terre."
Bu elipslerin burada olmalarının sebebi, bizim bunları inşa eden türden bir tekerleği keşfetmiş olmamız.이 타원들이 생겨난 것은 그 때문입니다. 우리는 이러한 타원을 만들기 위해, 바퀴를 발명해왔고
Bu elipslerin burada olmalarının sebebi, bizim bunları inşa eden türden bir tekerleği keşfetmiş olmamız.האליפסות האלה נוצרו רק בזכות העובדה שהמצאנו גלגל שיצור אותן
Bu elipslerin burada olmalarının sebebi, bizim bunları inşa eden türden bir tekerleği keşfetmiş olmamız.まず車輪を作り 作品の制作過程の 仕組みを理解したからなんだ
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.라우스가 이 바이러스를 1911년에 발견했지요.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous a făcut descoperirea asta în 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous descobriu isto em 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous hat ihn 1911 entdeckt.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous heeft dit in 1911 ontdekt.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous khám phá ra nó vào năm 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous l'a découvert en 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous lo descubrió en 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous lo scoprì nel 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Rous odkrył go w 1911 roku.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Ο Ράους τον ανακάλυψε το 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Раус го е открил през 1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.Этот вирус был открыт Раусом в 1911 году.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.ראוס גילה אותו ב-1911.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.راوس اكتشفه في ١٩١١.
Bunu, Rous 1911'de keşfetmişti.発がん性ウイルスの元祖ともいえます
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.A descoperit totuși că tabloul despre care credea că e un lucru, s-a dovedit a fi altceva.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Dia menemukan bahwa lukisan yang tadinya dia pikir adalah ini sebenarnya adalah itu.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Egli aveva scoperto che il dipinto che pensava essere questo era in realtà quello.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Ele descobriu na verdade que a pintura que ele achava que era esta era na verdade esta.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Er fand letzen Endes heraus, dass das Gemälde, von dem er annahm, es sei dieses, tatsächlich ein anderes war.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Había descubierto, después de todo, que la pintura que pensó era esto en realidad era eso.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Hänelle selvisi, että täksi luulemansa maalaus olikin tämä.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Han hade trots allt upptäckt att tavlan som han trott vara denna, i själva verket var denna.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Han havde fundet ud af at maleriet som han troede var dit, faktisk var dat.
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.그는 알게된것이었죠 그가 이것이라고 생각한 그림이 사실은 저것이었던 거죠
Bütün bunlardan sonra keşfetmişti ki sahip olduğu tablo aslında bu tabloydu.Nakonec totiž zjistil, že malba, která byla podle něho tato, byla ve skutečnosti tato.